Telepati
EreN - Sosyal Ağ Uzmanı 0 yorum





Telepati Nedir?

Telepati ya da uzaduyum bireyler arasında bilinen beş duyunun yardımı olmaksızın gerçekleştiği ileri sürülen enformasyon aktarımıdır. Bir başka deyişle, telepati parapsikolojide incelenen paranormal bir yetenek olup, bireyler arasında duyular-dışı algılama yoluyla düşünce, fikir, duyum veya imajların aktarılmasını sağladığı ileri sürülen tesir irtibatıdır. Terim eski Yunanca'daki “uzak” anlamına gelen tele (τηλε)sözcüğü ile “etkilenme, tesir almış olma,hissetme” anlamlarına gelen patheia (πάθεια) sözcüğünün birleştirilmesiyle elde edilmiş olup önceden kullanılan “düşünce aktarımı” teriminin yerini almak üzere SPR'nin kurucularından Fredric W. H. Myers tarafından 1882'de ortaya atılmıştır. Birçok Doğu Bloğu ülkesinde telepati yerine "bio enformasyon" terimi kullanılmıştır.



Telepatide, alıcı ve verici olmak üzere en az iki kişi vardır. Tesiri gönderen ya da düşüncesini yayan, gönderen kimseye verici (agent), gönderileni almaya çalışan kişiye alıcı denir. Telepati yeteneğine sahip bazı” alıcı” telepatların diğer insanların zihinlerini okuma yeteneği oldukları söylenir. Telepati psikokinezi ile birlikte parapsikolojik araştırmanın iki temel araştırma alanını oluşturur. Bu alanda telepatiyi tam anlamıyla keşfetmek ve anlamak üzere sürdürülen birçok araştırma vardır. Telepatinin nasıl, ne yolla gerçekleştiği hakkında çeşitli varsayımlar ortaya atılmışsa da, henüz kesin bir sonuca ulaşılamamıştır.
Telepati üzerine çeşitli gruplar oluşturulup yapılan çalışmalar hâlâ sürdürülüyor. Bu çalışmaların arasında 1930 yılında yayınlanan “Zihni Radyo” adlı kitabın ortaya çıkmasını sağlayan deneyler son derece ilgi çekici. Upton Sinclair, eşi Mary Craig ve grubun diğer üyeleriyle birlikte yaptıkları çalışmalar yüz elliyi aşan telepatik resim çizme deneylerini kapsıyor. Daha sonra Sinclair bütün bunları “Zihni Radyo” adlı kitapta toparlamış ve konu hakkında Albert Einstein, grubun yaptığı çalışmaları zaman zaman izlemiş ve kitabın önsözüne şöyle demiş;
“Bu kitapta dikkatli ve sade bir biçimde ortaya konulan telepatik deney sonuçları, bir doğa araştırmacısının düşünülebilir olarak kabul ettiği sonuçların çok ötesindedir. Öte yandan upton Sinclair gibi öylesine dürüst bir gözlemci ve yazarın okurlar dünyasını bilinçli bir şekilde kandırmakta

olduğunu düşünemeyiz bile, kendisinin doğruluğu ve güvenilirliği kuşku götürmez.” 

Telepatiyi kuramsal bir temele oturtma çabaları, "Parapsikoloji Dersleri" adlı kitapta şöyle anlatılmaktadır:
Telepati sözcüğü 1882'de F.W. Mayers tarafından İngiliz Ruhsal Araştırma Derneği'ni kurduğu zaman konmuştur. Kelime, Yunanca'dan türetilmiştir. Tele, uzaktan, pathos ise duygu, düşünce demektir. 1930'lu yıllardan itibaren bu konuda araştırmalar yapılmaya başlanmış, bilim adamları tarafından kayıtlar tutularak çeşitli deneyler yapılmıştır. Amaç, konuya bilimsel açıklık getirmeye çalışmaktır.
Beyindeki her aktivite atom seviyesinde kimyasal bir değişime neden olur. Bunun sonucunda çevreye bir tür enerji dalgaları yayılır. Her enerji formunun da bir yayını vardır.Radyasyonsuz hiçbir şey var olmaz. Her şey hayat denizi içinde titreşir durur. Bu sadece canlılar için geçerli bir husus değildir. Canlı-cansız her şey bir titreşime sahiptir. radyasyonsuz dalga formlarının milyonlarca tipi vardır. Bunların pek çoğu zamanımızda henüz ölçülebilir halde değildir.
Bilime göre fizik radyasyonların tümü, uzaklığın karesiyle azalır. Örneğin, bir verici telsizden gelen radyasyon, uzaklık içinde gücünü hemen yitirir. Gerek Dr.Rhine, gerekse öteki araştırmacıların elde ettikleri sonuçlara bakılırsa, telepati için böyle bir düşüş söz konusu değildir. Uzaklığın hiçbir etkisi olmaksızın telepatik transmisyon başarılmıştır. Hatta uzaktan yapılan denemelerin yakından yapılanlara oranla daha sağlıklı oldukları ifade edilmiştir. Dr. Rhine bu bakımdan telepatinin radyant olmayan bir başka enerji şeklinde ele alınıp.açıklanması gerektiğini belirtmiştir. Çünkü, o uzaklığın karesiyle ters orantılı etkilenmemektedir.
Bununla birlikte hemen tüm matematikçiler bunu kabule yanaşmamıştır. Bunlardan bazıları da beynin bilinmeyen özel bir enerji yayarak titreştiği düşüncesini kabule meyletmiştir.
Evet, anlatılanlar öğrendiğimiz gerçeklerden öylesine farklıdır ki, Einstein güvenilirli üzerine konuşmak ihtiyacı duymuş. Fakat, bir de literatüre geçmiş olan ünlü telapatlar var ve onların yüzlerce insanın gözü önünde gerçekleştirdiği telepati gösterileri… Bunların arasında biri var ki, telepatiyi ispatlamak için yaşamış gibidir. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük telepati olarak kabul edilen Wolf Messing (Hitler Almanya'sından telepati yeteneğini kullanarak Rusya'ya kaçmış ve kendini kabul ettirerek çeşitli gösteriler yapmıştır) düşünceleri okuma yeteneğinin herhangi bir doğaüstü ya da gizemli yanı olmadığını söylüyor ve telepatiyi nasıl gerçekleştirdiğini şu sözlerle ifade ediyor;
“Kendimi önce belirli bir gevşeklik haline sokuyorum. Bu hal içerisindeyken, duygu ve güç topladığımı hissediyorum. Bundan sonra telepatiyi gerçekleştirmek artık kolay oluyor. Hemen hemen her düşünceyi zaptedebilirim. ‘Verici'ye dokunduğum zaman gönderilmekte olan düşünceyi genel parazitten ayırt etmem kolaylaşıyor. Fakat, temas benim için bir ihtiyaç oluşturmaz.”

Telepati Türleri

Parapsikologlar araştırmalarında telepati fenomenini çeşitli türler altında ele alırlar:

  1. Gizli ya da gecikmeli [?] telepati: Tesirin gönderilmesi ile alınması arasında belirli bir sürenin geçtiği, yani alıcının gecikmeli olarak aldığı enformasyon aktarımı.

  2. Prekognitiv telepati: Bir kimsenin zihinsel durumun geleceği hakkında edinilen enformasyon aktarımı.

  3. Hareki ya da heyecansal telepati: Uzaktan etkileme olarak da bilinen, bir kimsenin hareketlerine ilişkin duyum aktarımı

  4. Yüksek şuur (üst şuur) telepatisi: Yüksek bilgiler ve ortak bilgelik için yüksek şuur haline geçiş söz konusudur.


Parapsikoloji'deki Telepati Deney Yöntemleri

Parapsikoloji alanında telepati kısa adı ESP (extra-sensory perception) olan duyular dışı algılamanın bir türü olarak kabul edilir. Duyular dışı algılamanın diğer tanınmış türlerinden bazıları prekognisyon ve durugörü olarak bilinir. Telepati yeteneğini test etmek üzere başvurulan çeşitli deney yöntemleri bulunmaktadır. Bunlardan en tanınmış ikisi Zener kartları ve Ganzfeld uyarımıdır.


1. Zener Kartları

ein Bild ein 
Bild ein Bild ein Bild ein Bild
Zener kartları parapsikoloji alanında, ESP testlerinde kullanılmak üzere 1920'de Karl Zener tarafından icat edilmiş kartlardır. Parapsikoloji alanında ilk niceliksel araştırmalarda kullanılan bu kartlara, Joseph B. Rhine çalışma arkadaşı Karl Zener'e ithâfen bu adı vermiştir.



Zener kartları daire, artı, dalga, kare ve beş uçlu yıldız sembollerini içeren 25 karttan oluşan bir destedir. 1930'larda Duke Üniversitesi'nin Parapsikoloji Laboratuarı'nda Zener kartlarıyla yapılan deneylerde, kartlar desteden tek tek çekiliyor ve deneklerden, görmedikleri bu kartlarda hangi sembollerin yer aldıklarını bilmeleri isteniyordu. Deneklerin bu testlerde başarı oranı, beş sembol olduğundan normalde %20 olması gerekirken, başarı oranının % 20'nin üzerinde olduğu gözlemlenmiştir.[1]

2. Ganzfeld Uyarımı

Ganzfeld uyarımı (İng. ganzfeld stimulation) Parapsikoloji laboratuvarlarındaki deneylerde denekte duyular-dışı algılamayı harekete geçirmek üzere “duyumsal yoksunluk” sağlanması (duyumsal uyaranların minimum düzeye indirildiği bir ortam sağlanması) olayına verilen addır.



Önceleri vizüel süreç testlerinde kullanılan terim, 1973 yılından itibaren psi testlerindeki uygulamalar için kullanılmaya başlanmıştır. Bu uyarım sayesinde, beş duyusunu kullanamayan deneğe paranormal algılamalar için bir çeşit fırsat ortamı yaratılmakta, denek, zorunlu olarak duyular-dışı algılama alanına itilmektedir. Fakat beklenen paranormal algılamalardan hangisinin oluşacağı bilinmez; yani denekte bir telepati fenomeni de oluşabilir, durugörü de, prekognisyon da.[?] Parapsikloglar ganzfeld uyarımını sağlamak üzere, “yüzme kabini” veya “izolasyon kabini” denilen, ısısı beden ısısına ayarlı, tuzlu suyla dolu, gürültü ve diğer uyaranlardan yalıtılmış çeşitli kabinler hazırlamışlardır.[1]

3. Popüler Bir Yöntem

Telepati deneylerinin yapılabilmesi için laboratuar koşulları zorunlu değildir; halk arasında ya da aile içinde yapılan telepati deneyleri arasında en bilinen yöntem şöyle açıklanır: Dış uyaranların az olduğu (sessiz, pek ışık almayan, soğuk olmayan vs.) bir odada birkaç kişi gevşer ve zihinsel olarak konsantre olur (odaklanır). Bu kişilerden biri “verici”, diğerleri “alıcı”dır. Deneyde herhangi bir aldatmaca olmaması için verici kişi deneyden önce diğerlerine aktarmak istediği şey (görüntü, örneğin bir elma) neyse onu bir kağıda diğerlerinden gizli olarak yazmış olmalıdır. Beş veya on dakika süren odaklanma süresince verici kişi başka hiçbir şey düşünmeden aktaracağı görüntüye odaklanmalı, yani sürekli onu düşünmeli ve onu bilincinde net ve duru bir biçimde canlandırmalıdır. Alıcılar ise, vericiden gelen etkili yayının bilinçlerinde yer edebilmesi için hiçbir şey düşünmemeye, bilinçlerini bütünüyle boş tutmaya en üst düzeyde özen göstermelidirler. Başarı, vericinin odaklanma (konsantrasyon) derecesine bağlı olduğu kadar, alıcıların her türlü kaygı ve kişisel düşüncelerden uzak bir biçimde bilinçlerini boş tutabilmelerine de bağlıdır. Odaklanma bitiminde tüm alıcılar kendi önlerinde bulunan kağıda bilinçlerin hangi görüntünün belirdiğini yazarlar ve sonuçlar karşılaştırılır. Gözlemler her beş kişiden birinin iyi bir alıcı olduğunu ortaya koymuştur.[1]

Telepati Yeteneğinizin Olup Olmadığını Nasıl Anlarsınız?

Mırıldandığınız şarkı radyoda çalınmaya başlarsa, aklınıza gelen kişiyle yolda karşılaşırsanız veya canınızın çektiği meyveyi arkadaşınız getiriyorsa siz bir telepatsınız demektir.



Telepati, kişiler arasında bir fikir ya da duygunun hiçbir araç kullanılmadan iletilmesi, biçiminde tanımlanabilir. Pratik hayatın içinde farkında olmadan telepati yeteneğimizi sık sık kullanırız. Bazen şaşırtıcı tesadüfler şeklinde dikkatimizi çeker, Fakat, yine de bunun üzerinde fazla durmadan gülüp geçeriz.

Mesela çalmakta olan telefonun kimden geldiğini tahmin etmek, mırıldanmakta olduğumuz şarkının radyoda çalınmaya başlaması, aklınıza gelen kişiyle yolda giderken karşılaşmak, canınızın çektiği meyveyi ya da herhangi bir şeyi arkadaşınızın getirmesi gibi daha pek çok örnek sayılabilir ve bütün

bunların tesadüf olduğunu düşünüp önemsemeyiz. Aslında bütün bu tuhaf tesadüfleri telepati olarak tanımlayabilir ve dikkat ettikçe bu yeteneğimizin gelişmesini sağlayabiliriz. Hepimizde az ya da çok derece derece ortaya çıkan telepatinin düzenli bir çalışma sonucu gelişmesi mümkün.[2]

Telepati ve Ruhsal Görü'nün Farkı

Klasik paranormal olaylar olan Telepati ve ruhsal görü, aslında duyu ötesi algı adıyla bilinen yeteneklerdendir. Bu iki yeteneği birbirinden ayırmak güçtür. Genellikle Telepati (Uzaduyum), zihinler arasındaki paranormal bilgi iletişimi olarak kabul edilir; "ruhsal görü"deyse bilgi başka bir zihnin yardımı olmaksızın elde edilir. Oldukça yakın bir zamana kadar Telepatinin bir çeşit manyetik yada elektriksel etki olduğu düşünülüyordu. Oysa bunun böyle olmadığı deneylerle ispatlandı. Bir kere elektriksel enerjinin uzaklık arttıkça zayıflaması gerekir. Ama Duyuötesi algılama uzaklıktan etkilenmez.
Bir elmaya baktığımızda onu görürüz. Ama,eğer bu elma görme alanımız dışında, örneğin başka bir odada, hatta kilometrelerce uzakta bir yerdeyse ve biz zihnimizde onu görebiliyorsak işte bu Duyuötesi algıdır. Birkaç örnek verelim. Çoğu kez yaşadığınız anı sanki daha öncede yaşamış yada bir filmde görmüşsünüzde hatırlayamıyorsunuz izlenimine vardığınız olmuştur. Yine birisini düşünürken aniden o kişiden telefon geldiği yada yolda karşılaştığınız çok olmuştur.
Şimdi şunu deneyebilirsiniz.Telepatik gücünüzü bir ölçün bakalım. Bu deneyde bir arkadaşa ihtiyacınız olacak; 20 parça kağıt üzerine 5 adet Yıldız 5 adet Daire 5 adet Kare 5 adet Artı ve Dalgaya benzer şekiller çizin. Bu kartları gelişi güzel karıştırın. Daha sonra arkadaşınıza sırası ile tabii karışık olarak elindeki karta bakarak zihninde canlandırmasını isteyin. Arkadaşınız bu durumda verici olur. Sizde alıcı olarak arkadaşınızın o an hangi karta baktığını zihninizde sorgulayın ve cevabını verin. Kaç denemede kaç tane kartı doğru tahmin ettiğinizi bir yere not edin. Eğer %30'un üstünde tahminler yapabiliyorsanız. Çok çalışmalısınız. Yüzde 50 ve üzerinde tahminleriniz varsa sizde Telepatik yetenek var demektir.[3]

Telepati ve Empati'nin Farkı

Düşünceler arasında doğrudan doğruya bağlantı kurulması, iki zihin veya ruh arasında imaj, fikir, sembol tarzında ortaya çıkan tesir alış verişi olarak da tanımlanan telepati ile yine parapsikolojide kullanılan empati teriminin sık sık birbiriyle karıştırıldığı görülür. Empati (İng: empathy), birbirlerine manevi bakımdan sıkıca bağlı iki canlı arasında, duygu ve ruhsal hallerin aktarılması fenomenine ve bu psişik irtibata Parapsikoloji'de verilen addır. Kimilerince telepatik bir irtibat biçimi sayılmaktaysa da,telepatiden farkı, tanımından da anlaşılacağı gibi, empatide düşünce ve imaj aktarımının olmamasıdır.



Örneğin aralarında empati bulunan iki kişiden biri bir bedensel rahatsızlıktan acı çektiğinde diğer empatın da bedeninin aynı bölgesinde acı duyduğu görülmüştür. Gözlem ve deneyler empati halinin anne ile çocuklar arasında ve ikizler arasında daha sık gerçekleştiğini göstermiştir. Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, empati halinin özellikle ebeveyn ile yavrular arasında gerçekleştiğini göstermektedir. Örneğin, bir deneyde, yavrularından kilometrelerce uzağa götürülen bir anne tavşanın, yavruları öldürüldüğünde acı acı bağırdığı görülmüştür. Terim, Latince'deki "iç,içine, içinde" anlamına gelen "em" öneki ile Grekçe'deki "duygu, acı, ıstırap, algılama" anlamına gelen "patheia" sözcüğünden türetilmiştir. Terimin psikolojide kullanılan anlamı ile parapsikolojide kullanılan anlamı aynı değildi



Telepati türleri

Susan Carter tarafından;

Bu atölye sahibi olmayı isteyen neden everal kişi sordu. Gerçekten yoktu. Bu korkutucu tür kamu göz ki Telepati ile ilgili olduğumu veya ilgi içinde dışarı koymaktır. o geldi ne dersiniz ki bazı kitaplarda AA Bailey (Djwhaul Khul) tarafından okuyordu ve o söz olduğunu Mesih'in kadınların bir grup telepaths Ustaları Planı hakkında üç festivaller boyunca at mesajları getirecek yeniden önce Nisan ayında Dolunayın zamanında, Mayıs ve Haziran.



Mesih Nisan ayında bir aşkla yapmak zorunda bitti, Buddha Mayıs ayında bir ilim ve hikmet ile yapmak zorunda kaldığımızı, ve Mesih tekrar Haziran ayında iki enerjilerin bir harmanlama ile ilgisi var biri sorumludur love-bilgelik ve içine Planı'nın bir parçası haline önümüzdeki yıl için başarmanın o çevirir. Ben de bu kadınlar aynı yeri geçmek için ilham kaynağı olacağını okuyun. Orada gibi kadın telepaths ya da telepatik iletişimcilerin bu grupların birkaç tüm dünyada olacak gibiydi.



Sadece bana bu alan veya Sanpete İlçesi biri bu alanlarda olacağını geldi. Ben ve telepatik eğilimleri var ve kendimi çok eğlenceli hep birlikte almak ve telepati, enerjileri hakkında daha fazla bilgi olacağını düşündüm pek çok kadın biliyorum bizim güçlü birleştirerek başlatın. Birlikte katlanarak güçlendirmek birbirlerine.



Biraz zor zamanlar insanlar ve benzeri derdi ne düşünerek geçti. Son olarak ben bu sesi duydum bana söylediğin, "Susan, o sizin hakkınızda değildir." Ben utandım, ama rahatladım. Ya benim anlamda bu zaman oldu ve bu yer telepatik yetenekleri daha gelişmekte başlatmak için olduğunu gerçekti ya da değildi. o olsaydı, ben sadece haberci veya toplayıcı, ama grup hakkında, benimle ilgili değildi.



Ben neredeyse dakika biz Telepati veya şeyleri genelde kimse kabul kötülük veya bulundurma veya kötü bir şey oluyor potansiyeli getirecektir görüşmeye başlamaları garanti edemez. Biz ne kadar doğal olarak bizim telepatik becerilerini geliştirmek için biz negatif enerjilere kendimizi açmayın öğrenmek için gidiyoruz.



Sen kimsin? Sen nesin? sadece vücudunuzu mısınız? Aklını? Senin kişiliğin? Bu bizim vücudumuzun daha fazla, gibi görünüyor beynimizde ve kişilikleri daha fazla.



Ama bir dakika vücudumuzun bahsedelim. Nasıl pek çok auralar görebilirim? Nasıl pek çok auralar görebilirsiniz kimse biliyor musun? Nasıl onları tanımlarsın?



Sizden mi bir eterik beden duydun mu? Ben kağıt boş bir levha dışarı geçirecektir. Şimdi başparmak almak ve sadece dokunarak onları tutun ve sonra yavaşça ayrı bir inç yarım hakkında onları çekin. Gözlerini tür go olun çapraz veya gözlü çok rahat. Deneyin birkaç kez ve muhtemelen mavi veya beyaz anahat başparmaklarınızla çevreleyen bir tür göreceksiniz. Bu senin eterik organıdır.



bunu görebilirsiniz birisi sizin mi? Bu eterik beden bizim konumuz bugün olacak. Gerçekten çok etkileyici ve fiziksel bedenin bir parçası olarak kabul edilir ve çok bizim auralar bir başlangıcıdır.



Ne zaman biz oldukça bizim eterik beden gelişmiş yumurta bize etrafında şekillenen, ama olur o kadar çok şekil bizim fiziksel beden yakındır. Ben Veil insanların olanların Spirit Dünyada bizi ayıran konuşmak olduğuna inanıyoruz.




Hintliler bunun için bir web olarak bakın. Hintliler hepimiz bağlayan bir web siy. Bir örümcek gibi hepimizi civarında bir şey dokunmuş ve orada hepimiz arasındaki bu zincir böylece bir sonraki kişiye gidiyor, hepimizi bağlayan. Daha unevolved olduğumuzu kalın web '. Biz daha yüksek varlıklar web incelir gelişmeye gibi. Bu web altın rengi parlayan düşünün.



Bizi etrafında bir koruma, enerjileri o biz idare etmeye hazır olmadığını bize koruyor. "Bir adamın organları yeterince saf değilse onların atomik titreşim yeterince yüksek değilse, o aşırı stimülasyon tehlikesi zaman doğa güçleri ile temas getirdi ve bu kaçınılmaz yıkım ve dağılma öngören bir veya diğer onun organları. Bazen iki veya daha fazla ve bu durumda imha gerektirecektir olabilir, bu kesin bir gerileme ruh] [için içerir. "Kozmik Ateş Alice Bailey tarafından





Doğu felsefesinde çakralar enerjinin vücut veya eterik beden bulunmaktadır. Çakralar kapalı veya açık olduğu söyleniyor. Bunlar enerji yerleri veya bazen denilen yangın tekerlekleri vardır. Onlar saat yönünde döndürmek veya tersine ve farklı kadınlar erkeklere göre için spin.



Yedi çakralar eterik beden içinde bulunan ancak fiziksel vücudun belirli bölümlerine yakındır. Temel çakra omurganın temel yakınlarındadır. İkinci çakra göbek yakınında bulunmaktadır. Solar Plexus çakra diyafram tarafından bulunur. Kalp çakra bellidir boğaz çakra olmasıdır. Sonra kaşlar ve kafatası yumuşak nokta bir bebek olarak eskiden taç çakra arasında üçüncü göz çakra olduğunu.



Şimdi çakralar doğu felsefeleri bir parçası, ama orada glandüler sisteminde yazışmaları vardır. Batı tıp çok bizim bezleri ve işlevleri öneminin farkındadır. Doktorlar bize bizim bezleri ve hormonlar dengesiz daha fazla hasta olasılığı varsa. Bizim çakraların dengesiz prana ya da yaşam gücü ise doğu doktorların yanlış dolaşan olduğunu söylemek ve fiziksel olarak bizi etkileyecektir. Bizim çakralar ve eterik beden ve aynı zamanda glandüler sistem mükemmel bir denge içinde biz hasta asla olsaydı.



Taç çakra ile bir bezi bu çakra-epifiz bezi ile ilişkili başlayarak. Üçüncü göz çakrası hipofiz bezi ile eşleştirilmiş. Boğaz çakra tiroid ve kalp çakra uyumludur timus bezi vardır. göbek veya cinsel çakra ile pankreas ile Solar Plexus çakra hatları kadar gonadlar ile ilişkilidir. Son olarak, fakat en az değil, baz çakra çiftleri kadar bizim böbreküstü bezleri ile.



Djwhul Khul bize ki erken biz bir bedenlerimizin yanmasına çakra açmaya çalıştığınızda. Bu önemli, çünkü biz telepatik biz bizim organları aracılığıyla bunu iletişim farklı cisimler için bir fikir elde etmektir. Vücudun pek çok insan bizim fiziksel beden olduğunu düşünüyorum. eterik beden önce tartışıldı olarak gerçekten bizim fiziksel bedenin bir parçası, onlar biriz. Sonra bizim duygusal beden ve ardından zihinsel beden. Can ne çakralar bu organları ile ilişkili düşünebilir misiniz?



Astral veya duygusal beden güneş pleksus ile gücümüzün koltuk, benliğimizin ilişkilidir. o kafa olmadığından ruhsal beden charka, sen hile olabilir. Önemli şey, her vücut arındırılmalıdır ve titreşim için daha kolay ve daha güvenli telepatik akımları temas sağlamak için yetişmiş olması gerekiyor.



Orada telepati üç farklı tipi vardır. Bugün ikisi görüşmek üzere gidiyoruz. Üç tür İçgüdüsel vardır, Ruhsal ve sezgisel Telepati. Biz ilk iki çalışma olacak.



İlk olarak, içgüdüsel telepati var. Alındığı ve güneş pleksus aracılığıyla gönderdi. Yakından astral / duygusal beden bağlıdır. İşte, "Ben bir his var ... Ben, benim içgüdüleri ve benzeri söyle bir bağırsak his var gibi sözler yol verilmiş olmasıdır." Bir anne bir şeyler bilmek kullanabilir mekanizmadır çocuğunu ve hareket yanlış üzerinde.



Ne olursa olsun duygusal düzeyde biz altındadır şeyler biz gelip alacak seviyesidir. Bu karanlık kişiler için büyük tehlike yerini sen etkileyen başlamaktır. Eğer temelde görünüyor ve manevi sesler şeyler almaya başlayacaklarını bencil iseniz, ama aslında oldukça hizmet kendini.



Bir kişi korku dolu birçok korkulu olanakları hakkında içgüdüsel telepati yoluyla almak ve yanlış doğru daha fazla olabilir. bu durumda içgüdüsel telepati bağlı olarak çok doğru olmaz. Buradaki püf nokta, bazen o yüzden sağ insanlar korkuyor her zaman duygusal çalkantı ve rahatsız bir sürü oluşturur kadar dinlemek için değil üstünde.



En iyi yolu şeyler bu tür kendinizi korumak için, nedenlerinin farkında olmak duyguların iyileşmesi, ve "vahiy" ya da düşük seviyede olduğunu kavrama reddetmek mümkün.



Ne zaman bir enstrüman her nota bir nota çalmak düşük sesi ve yüksek bir sesi vardır. Mükemmel zift bu iki ton orta olanıdır. telepati biz mükemmel bir adım için de arıyoruz. bu bant genişliği düşük düzeyde şeyler dinlemek, o gerçekten yararlı ve gidiş değil zararlı olabilir. Diğer taraftan, öğrenmenin en iyi yolu ile gitmektir. Eğer düşük bir varlık veya daha yüksek bir alıyorsanız eğer meyve olarak öğrenecekleri. Onun üzerinde yürümek, öğrenme gibi, bazen düşersin, ancak toz kendinizi kapatın ve ileri gidin.



Bu büyük nedeni dinlerin bazı çok garip yolları üzerinde yol açabilir için astral sesler ve negatif varlıklar üzerinde toplayıp müzik bu aşamasında bir manevi yol insanların cesaretini olduğuna inanıyoruz.



Ben Utah özellikle haberi gazete bundan içinde olduğunu düşünüyor. Lafferty Brothers "onları hukuk kendi kız kardeşi öldürmek ve bebek hakim bir ses duydum sadece bir tuhaf örnek. Eğer bu tür olayları yeteneğine sahip bir seviyede değilseniz, size kelime yapmak almayacaksınız gibi. Sadece bir ses geliyor ekonomik kazası hakkında komşunuzun uyarmak için söylüyorum alabilirsiniz. Hatta yakın bir komşu olmayabilir ve onlardan izole etmek için kullanılır, fakat siz dinlemek değil çünkü sen üstün hissettiriyor. "Onları meyvelerinden tanıyacaksınız."



gerçek motifleri dikkat ediniz. gerçekten kendinize dürüst al. Bir şey tarafından "izledi ama" her şey dinlemek derseniz sonra ama. Bu senin gerçek, daha önce söylemedim bir şey olduğunu ama. "Sana yardım etmek isterdim, ama yol çok benim çocuklar ile ilgili değilim." Muhtemelen yardımcı aşk olmaz, size yardımcı olmak için değil Konuştuğunuz kişiye kabul edilebilir bir neden arıyor. Biz bilincinde gereken türden bir şey olduğunu. Biz gerçeği konuşmayı öğrenmek zorundadır. Çünkü bazen çok zor kimse zarar vermeden doğruyu konuşmak olacaktır. Ayrıca ne zaman sessiz olmayı öğrenmek gerekir.



Nasıl birçok hiç kitap okudum, "Yaşam Dünya gayba"? O harika bir kitap yeniden Mike Rigby tarafından Spirit Dünya hakkında yayınladı. Bazı güzel kitaplar Spirit Dünya deneyimlerini tarif etmektedirler. Bir azı ne bu kitabın Spirit Dünya yüksek cennet değil does BT. Hoparlör burada onun Spirit Dünya şeylerin kenarına doğru yürür gibi kaybolmayan ve artık orada görebilirsiniz başlar diyor. Bir keresinde Mesih ve gözlerini görmek için meshetti oldular tarafından alınır ve o ne onun düzeyi ötesinde görür.



Dünya o gösteriyor olduğu neredeyse anında arzular. Bu güzel ve huzurlu ve daha çok boya veya onların toprak hayattan kaçırmış olabilir piyano veya faaliyetlerin herhangi bir sayı oyunu öğrenme gibi şeyler her türlü iş meşgul. Joseph Smith biz sanki o Telestial Dünya biraz orada o kadar güzel ki almak için kendilerini öldürmek isteyeyim bakışını dedi.



Ben Spirit Dünya Astral Dünya nedir ve Joseph Smith konuşma idi inanıyorum. Çok güzel bir yer sevgisiyle dolu, ancak daha düşük bir düzen cennetidir. Bu kitapta, bazı gelişmiş ruhlar sadece bu seviyede on kalmak ya da öylesine gün arkadaşlarınız ve ailenizle ziyaret edip daha sonra daha yüksek Worlds geçmek söyler.



Spirit Dünya kısmı düşük yerdir genellikle Spirit Prison olarak anılacaktır. Bu gri ve koyu ve çok hoş olduğunu. Yol gitmek İsa ve hareket halinde olan sevgisi kabul etmektir. Ayrıca Astral / istek dünyanın bir parçasıdır.



Bu yüzden güneş pleksus aracılığıyla bağlıyorsanız, biz Astral Dünya duygular ve istek bağlanıyorsanız. Bazı harika insanlar bize çok şey öğretebilir orada negatifliği dolu bazı alt düzey titreşim ruhları ve bizi patika yoldan vardır. Ama şeylerin büyük düzeni çok yüksek bir yer değildir.



Bu kötü bir şey Astral / Duygusal dünyaya bağlanmak için, sadece ne bağlanma bilmek değildir. Onlar değerli olacağını bazı anlayışlar var, ama tıpkı oldukları gibi akıllıca olabilir. Diğerleri daha gelişmiş ve biraz bize öğretebilir. Bu büyüme buradan seviye üzerinde ki içine musluk isteyeyim bir yer varsa o belirler bağlıdır.



İlginçtir ki, ben astral dünya haline geliyor inanmak daha dünyamızın bir parçası her gün. Bu peçe hızla ikisi arasında incelme gibi görünüyor. çok düşük seviyede Telestial dünya Belki de gelişmekte olan nerede daha güvenli bize yüksek düzeyde Telestial dünyanın bir parçası olmak için hazırlanmıştır.



Psychics Sylvia Brown, John Edwards ve benzeri gibi daha sık ve iyi bilinen hale gelmektedir. Biliyorsunuz bu ardına bir ötedünya kabul olmaya başlıyor. o bize yakın gelecekte en çok olacak nasıl Çocuklar Denise Mendenhall geri dönüş yok peçe ile komaya gelen sevenler için öncüsüdür.



Ayrıca biz anlamda bizim çocuğa bir uyarı göndermek için bu içgüdüsel telepati kullanabilirsiniz tehlikede. Bir anne sevgisi güçlü bir şeydir. Biz çocuk veya diğer uzak bize onların refah genel bir fikir edinmek için sevdiklerinize içine tune için bunu kullanabilirsiniz. Biz eski Hint anne dans etmek, Endişe kaygı endişe, kaygı başvurmak kaygı endişe gerek yok ...



biz gerçeği değil, "en kötü senaryo" biz gibi duygu mümkün olduğunca yoksun olması ve hissetmek gerek almak istiyorsanız sevgi birincil duygu olarak. Sonra en olası senaryonun alacak ve işe muktedir olduğunu oldukça kötü olası daha.



Bir arkadaşım, Harry, bir kamyon sürücüsü ve olağandışı ona on gün sürece anda toz olman için değildir. O ve eşi Jodi nadiren telefon birbirlerine yaptığı devamsızlık sırasında. Jodi kocası içine ayarlamak için içgüdüsel telepati kullandı. O görebilir ve ne, nerede ve benzeri olup bittiğini hissediyorum.



Içgüdüsel telepati, ancak kullanır ve kendi yeri vardır orada telepati diğer modu bulunmaktadır.



Ruh Telepati, daha fazla güç kazanıyor ama içgüdüsel telepati gibi yaygın değildir. bir sonraki beden, zihinsel bir uğraşan o isimleri devletler gibi. Içgüdüsel telepati ile biz güneş pleksus çakra kullanın. Herhangi bir tahmin ne çakra Ruh Telepati ile kullanılır?



İlginçtir ki o boğaz çakra, yaratıcılığın merkezi ya yani yaratmasıdır. İşte apaçık yapacak bir din olduğunu. "Başlangıçta Word ... ve Tanrı Sözü ve [Word] tarafından yapılmıştır her şey yapılır." (Yuhanna 1:1-3) Doğu dinleri güç kelimeler veya mantralar içinde çok, ama LDS din bile tanınan belirli güç kelimeler veya adamic kelimeler sahip güç olarak tanınmaktadır.



Thomas Edison kez yorum "Bu fikirler havada" ve tek sadece onları toplamak zorunda yaptı. birkaç film neredeyse aynı anda aynı düşünce ile gelen olayın bile medya tarafından konuşulur oldu. Fikirleri var ve yaratıcı sıralar sadece onlara almak gibi görünüyor.



buluşların dünyasında sık sık sadece kim ilk radyo veya televizyon örneğin fikri vardı çözmek zordur. Bir Bishop bana geldikten sonra inancını Lord bir fikrin için o umut en az birinin üzerinde yoluyla takip edecek yılında yürürlüğe istedim en az üç kişi esinlenilmiştir söylemek vardı.



Ben Yetmişli yılların başında ben güçlü bir izlenim kurgusal bir roman LDS kadınlara yönelik yazmak zorundaydım söyleyebilirim. Orada anda piyasada böyle bir şey vardı ve bu ihtiyaç olduğunu gibi hissettim. Ben yapmadım ve izledim yazar yazar LDS pazarı için yazmaya başladım sonra. Sizden yapılan benzer-ya göz ardı mı ya da bir fikir aracılığıyla aşağıdaki?



Ben BYU (zihnin çalışma olarak Bilişsel Psikoloji okuyan ve nasıl çalışır?) Biz bilim adamları ve AHA an okudu. Biliyorsunuz, küvet iyi bir yerde bir AHA an deneyim olduğu bilinmektedir. Bazı bilim en büyük keşifler ve küvet, bir göl veya diğer görünüşte bilimsel olmayan ortamlarda dışarı bakan düşünüldü.



Bu yazarlar ya da mucit veya diğer yaratıcı insanların duymak nadir değildir Tanrı onların yaratılması için kredi vermek. Onlar yardımcı olduğunu biliyorum. Gerçekten yaratıcı ayarlamak için güçlü insanların çoğu yok içine bir şey vardır. Sık sık onları aramak dahilerin. Ama bile Einstein sadece ortalama zeka bile bu, o biraz yavaş görünüyor büyüyor gibi görünüyordu.



Fakat bu bizim dahilerin en kullanmayan bir yeteneği var düşünün. Onlar oturup düşünmek ve onların aklında bir soru tutun onlar "almak o kadar." Benim kocam çok büyük bir yetenek bu yoktur. O derinden üzerine onu anladığı kadar fizik soru demek contemplates. O ona bir flaş verilir diyor. O "indiriliyor çağırır." Ona verilmiştir ne ve başkasına iletişim kurabilecektir bunun bir hafta et dışarı sürebilir diyor.



David Allen, Sterling babasının zaman alanında tanınmış bir fizikçi. Halen Birleşik Alan Teorisi üzerinde çalışıyor, teori Einstein hayatının son 35 yıl çözmeye çalıştı. Ne zaman Ren ve David konuşmak fizik David açıkça Ren biraz daha karmaşık fizik teorilerini bugün bilinen anlayan sürpriz dile getirdi. Orada Ren bu şeyleri anlamak hiçbir şekilde olduğunu söyleyerek devam ediyor, ama yok. Ren okulda olağanüstü değildi ve Tıbbi Laboratuar çalışmaları bir iştirakçi mezunudur. O resmen fizik okumuş hiç. Ama düşünmek ve o siteleri almak yok.



Bu telepati bir şeklidir, Ruhsal Telepati ve bu vahiy denilen olacağını dini çevrelerde. Bu benim için apaçık orada bilgi kendimiz için hazır olarak aşağı gönderirken diğer tarafta bu yüksek varlıklar vardır. Onlar aşağı oldukça iyi, ben hayal olur bilgi gönderiyoruz. Ama nasıl olup alınan?



Ideal alıcı alan kendi boğazını çakra, ama olacak solar plexus çakra en az çizgi direnç Gelişmemizde bu noktada ve tek bizim için kullanımı en kolay. Bu yüzden sık sık biz iyi bir fikir almak hemen biz olmak için gidiyoruz ne kadar güçlü, vb zengin çevirmek. Bizim için insanlığın iyiliği için verildi ve biz kendimizi iyiliği için bunu kullanır ve böylece asıl amaç bozabilir.



Bazı bilim adamları oldukça yeterli fikirli onların boğaz çakra sayesinde fikir almak ve güzel şeyler elde edebiliyoruz. Onlar laboratuvarları oluşturmak eğlenmek ve icat ve bu süreç içinde onlar icat yapmak bir şey ile asla kaybolur. İşte bu bilgi Eminim-sadece bilim veya mucit zevk için am gönderme niyeti yoktur.



Ideal yolu Ruh Telepatik mesaj almak için bizim boğaz ve kalp enerjileri birleştirmek olacaktır. Kalp çakra bazen Mesih Chakra veya Çakra Aşk denir. Bu ne bizim adam hizmet için bizi uyarır ve isteğimizi uyarır Krallığı Tanrı'nın ya da bir tür bir topluluk için söylüyorlar. Bunun için enerjiyi grupları kullanabilirsiniz (iyi ya da arada kötü). O yağmur düşer hatırla adil ve adaletsiz.



kalp ve boğaz çakralar, Amaçları birleştirerek Tanrı'nın yerine olacak. Bilgi insanoğlu için kullanılacaktır. Jonas Salk, çocuk felci aşısının mucidi, ilginç bir önerme olan oğlu ile birlikte bir kitap yazdı. O bizim rekabet yaşından itibaren işbirliği yaş ilerlediğini söyledi. O bilimsel çizelgeleri bir grup ve benzeri aracılığıyla ispat etti.



Kalp çakra insanlık ve uyanmış olmanın artık biz sadece kendimizi ve küçük aileler düşünüyorsunuz, ama nasıl hepimiz birbirine görülmeye vardır. İnternet bu fiziksel bir örneğidir.



Ne zaman enerjileri fiziksel bir şekilde bizim için apaçık hızlandırdı vardır. Telgraf, ama içgüdüsel telepati temsil internet nasıl birlikte, biz bu kadar herhangi birimiz daha fazla bireysel olabilirim bize gösterir.



İşte bu önemli nedenlerinden biri böyle bir atölye sahip olmaktır. Enerji birlikte herhangi birimiz tek başına yapabileceği bir şey daha güç olacaktır oluşturabilir.

Simya
EreN - Sosyal Ağ Uzmanı 0 yorum


SİMYACILIK NEDİR VE ÜNLÜ SİMYACILAR KİNLERDİR


Simyacılar hakkindaki genel görüş onların sözde bilimadamı (pseudo-scientist), hatta kaçık ya da şarlatan oldukları yönündedir. Bunun nedeni simyacıların kurşunu altına çevirmeye çalışmaları, evrenin dört elementten (toprak, hava, su ve ateş) oluştuğuna inanmaları ve zamanlarının büyük çoğunluğunu mucize ilaçlar, zehirler ve sihirli iksirler hazırlamaya harcamalarıdır.



Bazı simyagerler gerçekten kaçık veya şarlatan olsa da, çoğu entelektüel akademisyenler ve önemli bilim adamlarıdır. Mesela, Isaac Newton ve Robert Boyle'un simyacı olduğu bilinmektedir. Bu gibi yenilikçi kişiler kimyasal maddelerin doğasını ve işleyişini araştırmayı denemişlerdir. Bu gibi simyagerler fiziki evrenin sırlarını açıklama girişimleri sırasında deney yapmaya, geleneksel bilgi ve bilgi kalıplarına, Thumb Yasaları'na ve şüpheci yaklaşıma dayanmak zorundaydılar.



Aynı zamanda, simyagerler kimyasal süreçlerde, fiziki durum ve görünüşün büyük ölçüde değiştiği durumlarda dahi, "bir şeyin" mufaza edildiğini kabul ederler. Bu "bir şey" ya da "öz" maddelerin bazı temel prensiplere sahip olduğu, prensiplerin birçok dış görünüş altında gizli halde bulunabileceği ve bu prensiplerin uygun işlemler sonucu ortaya çıkartılabileceği görüşü ile ilintilidir.



Simyacılar tarihlerinde bir düzen ve mantık arayışı içinde olmuşlardır.











Simyagerlerin en çok bilinen iki hedefi madenlerin altına dönüştürülmesi ve bütün hastalıkları iyileştirecek ve hayatı sonsuz biçimde uzatacak "pancea" (ölümsüzlük iksiri) yaratılmasıdır. Orta Çağ'dan itibaren Avrupalı simyagerler hem madenleri altına çevirecek hem de ölümsüzlük iksiri yaratılmasında kullanılacak efsanevi bir madde olan "felsefe taşı"nın (philosopher's stone) bulunması için büyük çaba sarfettiler. Simyagerler, yüzyıllar boyunca büyük saygınlık gördüler ve destek aldılar. Bu saygınlık ve desteğin nedeni ne hedefleri (altın ve pancea) ne de yazınlarına hakim olan mistik ve felsefi görüşlerdi. Saygınlık ve desteğin nedeni zamanlarının kimya endüstrisine yaptıkları katkılardı. Bu katkılar arasında barutun keşfi, madenlerin test ve rafine edilmesi, metaller üzerindeki çalışmalar, mürekkep, kozmetik, boya üretimi, deri boyanması, seramik ve cam üretimi, likör ve esans üretimi vb. sayılabilir. (Avrupalı simyagerler arasında "aqua vitae" (hayat suyu,ab-ı hayat) üretiminin de popüler bir deney olduğu düşünülmektedir.)







Joseph Wright of Derby'nin 1771 tarihli Felsefe Taşını Arayan Simyacı tablosuDiğer taraftan, simyacılar hiçbir zaman sanatlarının fiziksel (kimyasal) boyutlarını metafizik yorumlamalardan ayırma eğilimi göstermediler. Hatta, antikiteden Modern Çağa uzanan dönemde "metafizikten yoksun fizik", "fiziksel tezahürden yoksun metafizik" gibi tatmin edici kabul edilmeyecektir. Kimyevi konseptler ve süreçler için ortak terminoloji eksikliği ve de gizliliğe duyulan ihtiyaç simyacıları hıristiyan ve pagan mitolojisi, astroloji, kabala ile diğer mistik ve izoterik alanlarda kullanılan terim ve sembolleri kullanmaya itmiştir. Bu nedenle en basit kimyasal tarif bile çapraşık büyülü sözler gibi gözükmüştür. Ayrıca, simyacılar düzensiz deneysel verileri bu mistik ve ezoterik alanları kullanarak teorik bir çerçeveye oturtmaya çalışmışlardır.





Orta Çağ'dan itibaren bazı simyacılar, giderek, bu metafizik boyutları simyanın gerçek temelleri olarak ve kimyasal maddeler, fiziki haller ve materyal süreçleri ise sipiritüel varlık, durum ve tranformasyonların tek metaforu olarak kabul etmeye başladılar. Ayrıca, hem adi metallerin altına çevrilmesi hem de pancea mükemmel olmayan, hastalıklı, ahlaksız ve kısa ömürlülükten mükemmel, sağlıklı, ahlaklı ve ölümüzlüğe doğru bir evrimi sembolize eder ve bu noktada felsefe taşı ise bu evrimi mümkün kılan mistik bir anahtardır. Simyacının kendisine uygulandığında bu çifte amaç, onun cehaletten aydınlanmaya doğru evriminini sembolize eder; simyager açısından bu noktada felsefe taşı, bu evrimin gerçekleşmesini sağlayacak bazı gizli sipiritüel gerçekleri ve güçleri ortaya çıkarmak için bir araçtır. Bu görüşe uygun olarak yazılan metinlerde, kriptolu simya sembolleri, şemaları ve metne ait imgeler çok anlamlı, alegorilerle dolu ve kriptolu başka çalışmalara göndermeler yapacak biçimde kullanılmıştır ve bunların gerçek anlamlarının anlaşılması amacıyla "deşifre" edilmeleri gerekmektedir.





Bazı insancıl (hümanist) bilginler, ruhani ve tabiat üstü alegorileri (metafizik yorumların şekillerle ifadesi) simyanın en doğru ve değerli açısı (ifadesi, görünüşü) olarak görürler ve kimyanın simya'nın bir uzantısı olarak gelişmesi, orijinal Hermetic geleneğinin bir bozulmuşu (yozlaşmışı) olduğunu iddia etmektedir. Bu spiritüel simyanın çağdaş uygulayıcıları tarafından kabul edilmiş bir görüştür. Diğer bir yandan, çoğu bilimadamı bu görüşün karşısında yer almaya eğilimli olmuştur; onlara göre; simyanın metafiziksel yolda giden tarzı hiçbiryere varmayan "yanlış bir dönüş"ken, simyanın maddelerle uğraşan tarafı modern kimya biliminin gelişmesi için gerekli olan "doğru yol"du. Diğer bir bakış açısına göre, bazı pratisyenlerin tecrübesiz yorumlarının ya da diğerlerince teşvik edilen hileli beklentilerinin, daha gerçekçi simyacıların katkılarını azaltmayacağıydı.





üNLÜ SİMYACILAR

Arnaldus de Villa Nova ya da Arnaldus de Villanueva, Arnaldus Villanovanus, Arnaud de Ville-Neuve, Arnau de Vilanova, (~ 1235 Valencia–1313), Katalonyalı bir aileden geldiği düşünülen simyacı, gök bilimci ve fizikçidir. Bu bilim dallarının yanında kimya, tıp ve Arap felsefesi de okumuştur. Bir süre Aragon'da yaşadıktan sonra Paris'e gitti ve orada yaşamaya başladı. Savunduğu tezler nedeniyle kilisenin şiddetli baskısına maruz kaldı.Bunun diğer ve bulunduğu yerden kaçmak zorunda kaldı, Sicilya'ya sığındı. 1313 yılında Papa V. Clement'in durumunu duyması üzerine, Papa tarafından Avignon'a davet edildi. Ancak gidiş yolunda hastalanarak yaşamını yitirdi.

Thesaurus Thesaurorum ya da Rosarius Philosophorum, Novum Lumen ve Flos Florum gibi simya ile ilgili kitapların onun yazdığı düşünülmektedir. Ancak bu konuda kesin bir kanıt yoktur. Bilim dünyasına en bilinen katkısı ise korbonmonoksit ve saf alkolü bulmasıdır. şarap üretimi, korunması ve bozulmaya başlayan şarapları kurtarmaya yönelik yardımcı bilgiler verdiği kitabı üzerine Liber de Vinis o dönemde büyük ilgi görmüştür.









********************************





Ebu Musa Cabir bin Hayyan (Arapça: جابر بن حيان Cabir bin Hayyan; ابو موسی جابربن حیان Ebu Musa Cabir bin Hayyan, Latince: Geber ya da Geberus d. 721 ya da 722 Horasan - Ö. 808 ya da 815 Kufa), Abbasi döneminde yaşamış ve ıslam bilimi'nin temelini atan efsanevi Arap[1] ya da Fars[2][3] Geber veya Cabir ilk pratik simyacı olarak düzenlenmektedir.[4] âlimdir. Orta Çağ Avrupası'nın Simya alanına büyük ölçüde etki etmiş ve Kimya'nın da esasını oluşturmuştur.



Günümüz dünyasında atomla ilgili ilk çalışmaların ingiliz fizikçi John Dalton (1766-1844) tarafından yapıldığı, uranyumun çekirdeğinin parçalanabileceği fikrinin de Alman kimyacı Otto Hahn (1779-1868) tarafından ortaya atıldıgı fikri yaygındır.Halbuki onlardan 1000 yıl önce yaşamış ve dönemin en büyük ilim merkezlerinden Harran Üniversitesi'nde Rektörlük yapmış olan Cabir bin Hayyan, maddelerin Atomik yapisini gösteren tespitler yaparak, reaksiyonlarda belirli kütlelerin belirli kütlelerle reaksiyona girdiğini söylemiştir. Atom hakkında, ancak asırlar sonra anlaşılabilecek şu sözleri söylemiştir: "Maddenin en küçük parçası olan" el-cüz'ü la yetecezza "(atom) da yoğun bir enerji vardır. Yunan bilginlerinin söylediği gibi bunun parçalanamayacağı söylenemez. Atom parçalanabilir. Parçalanınca da öyle büyük bir güç oluşur ki bir anda Bağdat'ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allahü Teala'ın kudret nişanıdır. " Böylelikle görülmektedir ki, Hayyan, Dalton ve Hahn'dan yüzyillar önce bu buluşları gerçekleştirmiştir.[kaynak belirtilmeli]Kimyager ve Eczacı olan babasının oğlu olarak Horasan'da doğmuş ve Yemen'de okuduktan sonra Kufa'ya giderek Abbasi halifesi Harun Reşid'e saray alımı olarak hizmet etmiştir.





Kimya dışında Eczacılık, Metalurji, Astroloji, Felsefe, Fizik ve Müzik gibi geniş alanda 400 ü aşan eser bıraktığı söylenirse de ancak 20 civarında eseri bugüne kalmıştır. Bazı eserlerinin aslında öğrencileri tarafından yazıldığı anlaşılmıştır.[kaynak belirtilmeli]Nitrik asit, Hidrojen klorür ve Sülfürik asit'rafine ve de yöntemlerini bulduğu kristalize Kral suyu'nu icat ettiği ve Sitrik asit, Asetik asit, Tartarik Asit'i keşfetiği düşünülmektedir. ınbik ( الأنبيق El-inbiq) geliştirmiş ve kendisinin ortaya attığı Baz kavramıyla Kimya'nın gelişmesine Katkıda bulunmuştur.


Kendisi o Yüzyıldan ATOMUN parçalayacağını görmüş büyük bir bilim adamıdır. Ayrıca daha sonra zehirlilerin zehirlisi olan arsenik tozunu elde eden ilk kişidir.



Agathodaemon, Hermes-Thot, Pisagor ve Sokrates'i saydığı ve Eski Yunan, Eski Mısır ve Sia Sufizminden etkilendiği düşünülmektedir





Eserlerinden 12. yüzyılında Latince'ye çevirilmiş olan Kitab al-Kimya adlı eseri, Simya ve Kimya kelimelerinin Kökeni olmuştur.







****************************







Johann Rudolf Glauber, (1604(?) - 10 Mart 1670) Alman-Hollandalı simyacı ve kimyacı. Almanya'nın Karlstadt am Main kentinde dünyaya gelen. Glauber, resmi bir eğitim görmemiş ve 1655'de Hollanda'nın başkenti Amsterdam'a taşınmıştır.



Hayatı ve çalışmaları

Glauber, Almanya'da doğmuş ve 1655'de Hollanda'ya taşınmıştır. Modern kimyanın ilk bilim adamlarından kabul edilen Glauber'in deneyleri, yeni devrimler için esin kaynağı olmuştur. Hidroklorik asidin üretimini pratikte keşfeden Glauber, 1625'de sodyum sülfatı keşfetmiştir. Madde daha sonraları "Glauber tuzu" olarak literatüre işlenmiştir. Nitrik asitin ilk üretimini de Glauber gerçekleştirmiştir. Bu yöntem, derişik sülfürik asit ile potasyum nitratın beraber ısıtılmasıyla elde edilmiştir







*************















Isaac Newton, (Gregoryen takvimi için: d. 4 Ocak 1643 – ö. 31 Mart 1727)(Jülyen takvimi için: 25 Aralık 1642-20 Mart 1726), ıngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, filozof, ilahiyatçı. En büyük matematikçi ve bilim adamlarından biri olduğu düşünülür. Bilim devrimine ve heliyosentirizm'in gelişmesinde katkıları olmuştur.



Isaac Newton ıngiltere'nin Lincolnshire kentinde doğdu. Çiftçi olan babasını, doğumundan üç ay önce kaybetmişti. Annesi ikinci kez evlendi. ıkinci evlilikten üç üvey kardeşi olan Isaac Newton anneannesinde kalıyordu. On iki yaşında Grantham'da King's School'a yazılan Newton, bu okulu 1661'de bitirdi. Aynı yıl Cambridge Üniversitesi'ndeki Trinity Koleji'ne girdi. Nisan 1665'te bu okuldan lisans derecesini aldı. Lisansüstü çalışmalarına başlayacağı sırada ortalığı saran veba salgını yüzünden eve haciz geldi.



Salgından korunma amacıyla annesinin çiftliğine sığınan Newton, burada geçirdiği iki yıl boyunca en önemli buluşlarını gerçekleştirdi. 1667'de taş aparmanı na öğretim üyesi olarak döndüğünde diferansiyel ve integral hesabın temellerini atmış, beyaz ışığı oluşturan renklere ulaşmıştı. Çekingenliği yüzünden Newton her biri bilimde devrim yaratacak nitelikteki bu buluşların çoğunu uzun yıllar sonra (örneğin diferansiyel ve integral hesabı 38 yıl sonra) yayınlamıştır.


Newton'un başına elma düşmesiyle yerçekimini keşfettiği yer, Cambridge'deki Botanik bahçesi'nde bulunuyor.







Lisansüstü çalışmasını ertesi yıl tamamlayan Newton 1669'da henüz 27 yaşındayken Cambridge Üniversitesi'nde matematik profesörlüğüne getirildi. 1671'de ilk aynalı teleskopu gerçekleştirdi ve ertesi yıl Royal Society üyeliğine seçildi. Royal Society'e sunduğu renk olgusuna ilişkin bildirisinin eleştirilere hedef olması, özellikle Robert Hooke tarafından şiddetle eleştirilmesi üzerine Newton tümüyle içine kapanarak, bilim dünyasıyla ilişkisini kesti.



1675'de optik konusundaki iki bildirisi yeni tartışmalara yol açtı. Hooke makalelerdeki bazı sonuçların kendi buluşu olduğunu, Newton'un bunlara sahip çıktığını öne sürdü. Bütün bu tartışma ve eleştiriler sonucunda 1678'de ruhsal bunalıma giren Newton ancak yakın dostu ünlü astronom ve matematikçi Edmond Halley'in çabalarıyla altı yıl sonra bilimsel çalışmalarına geri döndü.





Newton'un başına elma düşmesiyle yerçekimini keşfettiği yer, Cambridge'deki Botanik bahçesi'nde bulunuyor.

Isaac Newton'un kendisine ait ilk basım Principia, Üstünde kendi el yazısı ile ikinci basımda yapılacak değişiklikler yer alıyor.Cambridge Üniversitesi'nde Katolikliği yaygınlaştırma ve egemen kılma çabalarına karşı başlatılan direniş hareketine öncülük eden Newton, kral düşürüldükten sonra 1689'da üniversitenin parlamentodaki temsilciliğine seçildi. 1693'de yeniden bir ruhsal bunalıma girdi ve yakın dostlarıyla, bu arada Samuel Pepys ve John Locke ile arası bozuldu. ıki yıl süren bir dinlenme döneminden sonra sağlığına yeniden kavuştuysa da bundan sonraki yaşamında bilimsel çalışmaya eskisi gibi ilgi duymadı. Daha sonra 1699'da Fransız Bilimler Akademisi'nin yabancı üyeliğine 1703'de Royal Society'nin başkanlığına seçildi.



Newton 'Eğer diğer insanlardan ileriyi görebiliyorsam, bu devlerin omuzlarında olduğum içindir.' diyerek kendine yardım edenleri unutmadığını göstermiştir.

John Maynard Keynes’in (1883-1946; nobel ödüllü ıngiliz iktisatçı) Newton için yapmış olduğu yorumu okuyalım.



“ Newton 18. yy'dan beri çağdaş bilim adamlarının ilki ve en büyüğü, bir akılcı; bize serinkanlı düşünmeyi, katıksız mantığı öğreten biri olarak düşünülebilmiştir. Ben O'na bu göz ile bakmıyorum. 1696'da nihayet Cambridge'i terk ederken derlediği ve kısmen dağılmasına rağmen bize ulaşan sandığının içeriğini inceleyen her hangi birinin de onu böyle görebileceğini sanmıyorum. Newton akıl çağının başlangıcı değildi. O büyücülerin sonuncusu, Babillilerin ve Sümerlilerin sonuncusu; görünür ve zihinsel evreni, yaklaşık 10.000 yıl önce entelektüel mirasımızı kurmaya başlayanlarla aynı gözle gören son büyük beyin idi. 1642’de bir Noel günü babasının ölümünden sonra doğan Sir Isaac Newton müneccimlerin gereken bağlılığı içtenlikle gösterebilcekleri son harika çocuktu.[1] ”



“ Sanırız ki Keynes’e ait bu yorum Isaac Newton'un insanlık tarihinin neden en eşsiz bilim adamı olduğunun açık kanıtıdır; O görünenin arkasındaki görünmeyeni aramak ile yanıp tutuşan, buna varlığını adamış, bunun için insanlık tarihine yön vermiş ve vermekte olan değerler ortaya koymuş bir bilim insanı idi."[2] ”



“ Doğa ve Doğanın yasası, karanlıkta saklıydı. Tanrı: Newton olsun! dedi ve her şey aydınlandı. Alexander Pope[3] ”





Isaac Newton da Scaliger ve Petavius’ün Tarih kronolojisine karşıydı. Newton “Eski Kraliyetlerin Değiştirilmiş Kronolojileri” adlı çok geniş bir eser yazdı diye. Bu kitapta eskiden olmuş bir çok büyük olayın tarihlerin oluş zamanların birkaç yüzyıl ileri çekmiştir. Bunu üzerine bir çok bilimci, tarihçi ve felsefeci bilimsel yoldan itiraz edemedikleri için kronoloji incelemesini kamuoyunun gözünden düşürmek amacıyla ısaac Newton'u okkültizme merak sarıp çıldırmış diye kanıtsız olarak suçladılar.











****************



Nicolas Flamel
Nicolas Flamel (okunuşu:"nikola flamel") , 15. yüzyılda yaşamış Fransız simyacı. Simyacıların iki büyük düşü olan ölümsüzlüğü ve felsefe taşı'nı bulduğu iddia edilir. Abraham adlı bir Yahudiden aldığı gizemli bir kitaptan bilgilerini elde ettiği söylenir. Harry Potter'dan ünlü manga/anime serisi Fullmetal Alchemist'e kadar pek çok eserde göndermeler yapılan Flamel'den Brown'un eserlerinde de "Sion Tarikatı'nın 8. Büyük Üstadı" olarak geçer.1410 yılında pariste ölmüştür.felsefe taşını yapan ilk kişidir.











********************





Thomas Norton (d.1433 -ö.1513) ıngiliz şair ve simyacıdır. 300 mısradan oluşan Simya'nın Ordinali (Ordinall of Alchemy) (1477) isimli simya esinli şiir kitabı ile tanınır. Jonathan Hughes'un Arthuryen Mitler ve Simya isimli kitabına göre Norton, Colne-Wiltshire'da dünyaya gelmiş, 1450'lerde bir simyacı olmuştu ve IV.Edward ıngiltere'sinde yaşayan bir saray mensubu idi.
"Ordinall", Michael Maier'in kitabı latinceye (Tripus Aureus olarak) çevirmesi ile büyük bir şöhret sahibi olmuştur.

kaynak: wikipedia, dunyagizemleri

Telekinesis Video
EreN - Sosyal Ağ Uzmanı 0 yorum







 

TELEKİNEZİ, TELEKİNEZİ VİDEOLARI, TELEKİNEZİ GÖRÜNTÜLERİ, BEYİN GÜCÜ İLE CİSİMLERİ HAREKET ETTİRME, CİSİMLERİ HAREKETLENDİRME, KAŞIK BÜKME, BEYİN GÜCÜ İLE KAŞIK BÜKME

İlk video'daki benim. Ben 3 günde bu kadar yapmayı öğrendim. İnsan bunu yapınca eline ne mi geçer? "Bilim" adı altında insanların ne kadar oyalandıklarını anlar, insan hayatı için "bilim"in ne küçük uğraşlar içinde olduğunu anlar, "YARATILANLARIN EN MUHTEŞEMİ" olduğunu ama bunu kullanmak için çaba göstermesi gerektiğini anlar. UFO dedikleri UZAYLILAR'ın niçin yıllardır dünyayı ziyaret edip insanı araştırma merakı içinde olduğunu anlar... (Bu muhteşemliği onlar bile görüyor ki gelip araştırıyor. Onlara inanmıyorsanız, NASANIN UFO SIRLARI ve UFO-UZAYLI BELGELERİ kategorilerimizi mutlaka ziyaret edin...)


telekinezi izlesene.com


amatör - telekinezi haveha | izlesene.com





amatör - telekinezi | izlesene.com





amatör - telekinezi | izlesene.com





amatör - telekinesis | izlesene.com




TELEKİNEZİ
EreN - Sosyal Ağ Uzmanı 0 yorum











TELEKİNEZİ VİDEOLARI KATEGORİMİZİ MUTLAKA ZİYARET  EDİN
"Kendinizi yapamayacağınıza inandırmaktan vazgeçin. Tüm olay inanmakla başlıyor."


Telekinezi



Telekinezi (Yunanca: τῆλε + κίνησις, "uzaktan hareket"), maddeler üzerinde düşünce gücüyle etki yapma olarak tanımlanır.



Telekinezinin gerçekliğine dair hiç bir bilimsel kanıt yoktur. 2006'da bu konudaki 380 deneyin meta analizini yapan bir çalışma, sadece yayın önyargısına (bilimsel yayın yapan kişilerin sonuçları olumlu yorumlama payı) bağlanabilecek denli küçük bir etki bulmuştur. Telekinezi deneyleri, bilim adamları tarafından yeterince kontrollü ve tekrarlanabilir olmamaları yüzünden eleştirilmiştir. Ancak bazı deneyler telekinezinin gerçekliği konusunda bir yanılsama yaratmıştır, bu yanılsama deneyi yürütenlerin telekineziye duyduğu inançla orantılıdır.



Telekineziyi gerçekleştirebildiğini iddia edenler arasında en ünlüleri Rus psişik Nina Kulagina ve İsrailli psişik Uri Geller'dir.[1]



Kaşık veya diğer metallerde deformasyon oluşturma telekinezi veya Psikokinezi de denilen herhangi bir cismi uzaktan hareket ettirme veya çok az uygulanan bir temas gücüyle etkide bulunmaya verilen addır. Bu fenomenle ilgilenen parapsikologlar ve amatör ilgililer tarihte geçtiğine inanılan olağanüstü öyküler veya mucizelerin bir telekinezi biçimi olduğuna inanmaktadırlar. Ancak fenomene "Telekinesis" adının verilmesi çok yeni bir tarihe rastlar. Tabir Alman-Rus psişik araştırmacı Alexander N. Aksakof tarafından 1890'da kullanılmıştır. Psikokinesis tabiri ise 1914 yılında Amerikalı yazar ve yayımcı Henry Holt tarafından "On the Cosmic Relations" adlı eserinde geçmiş ve Amerikalı ünlü parapsikolog J.B.Rhine tarafından da benzeri fenomenleri tanımlamakta kullanılmıştır.[2]



Telekinezi, düşünce gücü ile cisimleri oynatmaktır. Bu herkeste olan bir yetenektir. Ne bir mucize ne de bir efsane. Tek gereken inanmak!



Telekinezi yeteneği doğal bir yetenektir, fakat tek sorun bu beceriyi öğrenebilmektedir. Öncelikle olayın Düşünce-Beyin-Bilinç-İnanç dörtlüsünde bittiğini söyleyelim. Ayrıca bazı araştırmalar da beynin korteks bölümünde bu özellikle bağlantılı bölgeler keşfedildiğini de gözler önüne sermektedir.



Bazen bazı cisimler düşer. Biz kaydığını zannederiz veya korkarız. Ama bunun tek nedenin telekinezidir. Yani insanın o anda bilinçsizce çevreye saçtığı yeteneğidir.



Her şey, ne düşünebiliyorsak, gerçekleşebilir felsefesine dayanmaktadır.[3]

Kökenbilim



Telekinezi terimi Yunanca "uzak" anlamındaki "tele" sözcüğü ile "hareket" anlamındaki "kinesis" sözcüklerinden türetilmiş olup, metapsişikçilerce var olduğunu öne sürdükleri "fiziksel medyumluk yeteneğine sahip bir insan tarafından eşyaların el veya bilinen diğer araçların yardımı olmaksızın uzaktan hareket ettirilebilmesi paranormal olayı"nı adlandırmak üzere kullanılmaktadır. Parapsikologlar bu var sayılan olayı Psikokinezi kapsamında ele alırlar. Bir başka deyişle, telekinezi terimi daha çok metapsişikçiler tarafından kullanılmaktadır; parapsikologlar ise Psikokinezi terimini tercih ederler.[1]

Telekinezi Teorisi



Genelde telekinezi insanlar tarafından mucize ve az rastlanan bir yetenek olarak bilinir. Fakat bu düşünce tamamen yanlıştır. Bakın! Her yaşayan insan bir beyne sahiptir. Tüm beynimizi kullanmıyoruz ama herkes kendine uygun olanı bölümü kullanmaktadır. Mesela bazı insanlar sanattan, bazıları matematiksel bilimlerden, bazıları spordan, bazıları da danstan hoşlanır. Bu liste uzayıp gider. Tüm bu aktiviteler beyinde farklı yerleri kullanırlar. Düşünce gücü de bunlardan biridir. Hepimiz bunu kullanıyoruz ama dikkat çekmeyecek kadar az. Mesela bazılarımız bazı şeylerin önceden olacağını bilebiliyoruz veya ilk tanıştığımız bir insanın karakterini kendimizce yorumluyoruz. Yani iyi ya da kötü olduğunu hissedebiliyoruz. İşte bu özelliklerimizin tümü düşünce gücüyle ilgilidir. Tüm her şeyin arkasında yatan şey kendinize inanmamanızdır. Aynen bir çocuğun, Matematiği asla yapamam, çünkü çok zor! ya da bir insanın, Ben telekinezi yeteneğimle cisimleri oynatamam, çünkü böyle bir yeteneğim yok! demesi gibi. Şimdi bunu durdurun! Kendinize inanın! Gerisinin geldiğini göreceksiniz!

Telekineziye Giriş



Telekinezi çalışmalarına başlamadan önce yapmanız gereken şeyler var. Bunlar olayın temel taşları yani olmazsa olmazları.

1. Şüphe ve Endişe



TELEKİNEZİ GERÇEKTİR! İnsanlar bunu yaptı ve yapmaya devam da edecekler! Bu tüm insanların hayatları boyunca sahip oldukları bir hediye. Yani alıştırmalara başlamadan önce bunları kafanızın güzel bir köşesine yerleştirmeniz gerekiyor. Şunu da bilmenizi isterim şüphe sizle telekinezi başarınız arasında bir duvardır. Yani o duvarı tırmanın ve onu koşar adımlarla arkanızda bırakarak, uzaklaşın.

2. Mantık



Hepimizin de bildiği gibi teknolojinin ileri olduğu ve her şeyin bir mantığa bağlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bazı şeylerin mantık dışı olduğu bize yanlış da olsa öğretiliyor. Böyle büyüyoruz. Fakat şimdi arkanıza yaslanın ve telekinezi yeteneğiniz ile yaptıklarınızı düşünün yani mantığa nasıl karşı koyduğunuzu! Onu alt ettiğinizi!

3. Amaç



Neden Telekineziyi öğrenmek istiyorsunuz? Şunu söylemeliyim ki amaçlarınız ve nedenleriniz pozitif olmalı. Eğer insanlara zarar vermek, bu yeteneğinizden para kazanmak veya arkadaşlarınızın dikkatini çekmek içinse; bunlardan hemen uzaklaşın! Bunu ucuz bir amaç için denemeyin! Zihin egzersizi ve gerçek sanılanlarla meydan okumak için öğrenin!

4. Rahatlama ve Ortam



Başlamadan önce arkanıza yaslanın ve günün stresinden zor da olsa uzaklaşmaya çalışın. Pozitif moda geçin ve ortamda sizin dikkatinizi dağıtabilecek her şeyi kaldırın.

Telekineziye Ayrılan Zaman



Bildiğimiz gibi insanlar biraz sabırsız. Fakat sabır bu olayda her şey! Bu yeteneği kazanma zamanı tüm insanlarda değişir. Bir hafta bu olay için çok ama çok kısa bir süredir. Fakat yeteneğinizi kazandığınızda, bu beklemeye değdiğini göreceksiniz! LÜTFEN DENEMEYİ BIRAKMAYIN!



Günde en az bir kere 30 dakikanızı Telekinezi egzersizlerine ayırın! Eğer çok meşgulseniz 15 dakikayı sağlıklı bir şekilde lütfen ayırın!



Size bahsedeceğim metotlardan birine en az bir hafta yoğunlaşın. Eğer yaramadığını düşünüyorsanız metot değiştirin. Kendinizi yapamayacağınıza inandırmaktan vazgeçin. Tüm olay inanmakla başlıyor.[3]

İnanç ve Hayâl - Dinî - Mistik Hayat ve Telekinezi



İnanç ile gündelik, sıradan hayatta alışkın olmadığımız pek çok şeyin gerçekleşebileceği inancı aslında oldukça kadim zamanlara kadar gitmektedir. Kadim dünyada kişinin inanç ve hayal dünyası ile fiziksel gerçeklik dünyasının, varlığın -birbirleriyle organik ilişki içinde olan- çeşitli katmanları olduğu kabul edilmekteydi, oysa bu anlayış Avrupa'daki felsefi ve bilimsel değişimler neticesinde önce ruh dünyasının yadsınması daha sonra da zihin ile madde arasına derin bir uçurum koyulmasıyla neredeyse kaybolmaya yüz tuttu. Ancak farklı dinlerin peygamberleri, veli ve azizleri inancın muhteşem gücü hakkında sözler, deyişler sunmuşlar ve inananlar veya en azından dindar kimseler de bunun gerçekliğinden asla şüphe etmemişlerdi. Örneğin İsa peygamber denizdeki kasırgayı istekleriyle durduramamalarını havarilerin yetersiz inancına bağlamış ve onları azarlamıştı. İslam tasavvufunda Muhyiddin Arabi hayalin yaratıcı gücü olduğunu apaçık bir şekilde belirtmiştir. Arabi insan-ı kâmil ile ilgili izahlarında onun bütün ruhani enerjisini yoğunlaştırarak (ki buna himmet adını vermektedir) herhangi bir nesneye tesir edebileceğini hatta mevcut olmayan bir nesneyi dahi varlığa büründürebileceğini ifade eder. Arabi'nin varlık görüşünde Varlık alemi beş katmandan oluşmaktadır. Hisler Alemi, Misâl Alemi (hayalin denk düştüğü alem budur), Ruhlar Alemi, Müteal Akıllar Alemi, Zat Alemi. Her insan kendi hayal aleminde bir şeyi var kılabilir ancak İnsan-ı Kâmil veya Arif hayalinde var olan şeyi himmeti yani ruhani gücüyle zihninin dışına yansıtabilir. Ancak arifin gerçekte mevcut olmayan bir şeyi varlığa büründürmesi ile Tanrı'nın bir şeye mevcudiyet vermesi arasındaki derin fark arifin varlık verdiği şeyin onun himmeti sürecinde mevcudiyetini koruması ve sonra kaybolmasıdır. Ayrıca arif himmet kuvvetinin kendisinin kuvveti değil sadece Tanrı'nın kuvveti ve onun Kaviyy isminin tecellisi olduğunu bilir ve bu marifeti onu kendi isteğiyle himmet gücünü kullanmaktan sakındırır.



Tibet Budizm'inde lamaların eğitimlerinde de benzeri şekilde hayaldeki bir varlığa his dünyasında gerçeklik kazandırılmaya çalışılır. Tibet'in o dönemde yabancıların girmesinin yasak olduğu Lhasa'ya giren ilk Batılı olan ve lamalar arasında bir süre kalarak çalışmalarını gözlemleyen Alexandra David-Neel de eserinde öğrencilerin inzivaya kapanıp Yidam'ını (koruyucu yarı-tanrı) günde bir öğün yedikleri yemek ve uyku haricinde hayal etmeye devam etmesi ve belirli mistik deyişlerin tekrarlamasıyla fiziksel dünyada varlık kazandırması ve hatta onun ayaklarına temas etmesi istenir. Yaratılan ve tulpa denilen bu varlıkların eğer onları meydana getiren kişinin belirli bir zihinsel ve ruhsal aydınlanma derecesine ulaşmamış olması durumunda tehlikeli olacağı uyarısını yapan Neel'in kendisi de belirli ayin ve konsantrasyonları uygulayarak bir Tulpa gerçekleştirdiğini söyler.[2]

Batı'da Ünlü Telekinetikler



Metalleri hareket ettirdiği bilinen en ünlü ilk batılı telekinetik Polonya doğumlu Stanislawa Tomczyk'dır. Stanislawa hipnotik haldeyken bazı küçük objeleri havaya kaldırabiliyordu (levitasyon). Stanislawa, 1910'da Varşova'da Fizik laboratuarında bir grup bilim adamının gözetimi altında telekinetik yeteneklerini sergilemiştir.



Bir diğer ünlü telekinetik Rus Nina Kulagina'dır. Kulagina filme de alınan gösterilerinde metal çubuklar, kibrit çöplerini dokunmaksızın hareket ettirebilmekteydi.



1970'li yıllarda bu tip olayları yapabildiğini iddia eden bazı insanlar ortaya çıkmıştı. En ünlüleri arasında Uri Geller de bulunan bu kişiler televizyon şovlarında ve bilim adamlarının laboratuarlarında bu tip yeteneklerini sergilediler.



Bazı bilim adamları ve James Randi gibi ünlü ve profesyonel bazı illüzyonistler bu tip yeteneklerin gerçekte bir hile ve el çabukluğundan başka bir şey olmadığını öne sürmüşlerdir. Randi ayrıca pek çok hileli yolun olduğunu iddia ettiği kaşık bükme gösterilerinden bazılarını da gerçekleştirmiştir.



2001 yılının Nisan ayında Arizona Üniversitesi psikoloji profesörü Gary Schwartz'ın yönetimi altında 60 kadar öğrenci zihin güçlerini kullanarak çatal ve karışları bükmeleri istenmiş ve denemelerde çeşitli derecelerde başarı sağlanmıştır.[2]

Kaşık Bükme



Kaşık bükme paranormal yollarla ve fiziksel güç kullanmaksızın veya normal koşullarda gereken fiziksel gücü kullanmaksızın nesnelerde deformasyon oluşturmaya verilen genel addır.[2]

Sahne Gösterisinde Kaşık Bükme



İllüzyonistlerin kaşık bükme gösterileri diğer illüzyon gösterilerinde olduğu gibi seyircinin dikkatinin başka yöne çevrilmesi sırasında el çabukluğu ile kaşığa ya da metale yapılan fiziksel müdahale ile veya önceden hazırlanan çeşitli tekniklerle gerçekleştirilir. James Randi illüzyonistlerin kaşık bükme numaralarından örneğin kaşığın en zayıf yerinden daha önce kırılma noktasına yakın bir dereceye kadar bükülmesi gibi çeşitli hilelerini televizyonda kamuya açıklamıştır.



"İnsanüstülük taslıyanların İçyüzü" adlı eserinde psişik ve doğaüstü kabul edilen bazı fenomenlerin arkasında yattığını iddia ettiği hileleri ortaya koymaya çalışan Metin And'a göre Geller'in 50 çeşit kaşık bükme numarası veya tekniği bulunmaktadır.[2]

Kullanılan Teknik ve Metodlar



Sahne gösterileri ve illüzyonistlerin kullandığı göz boyama yöntemlerinin dışında da kaşık veya herhangi bir metal veya cismin parapsikologların Psi denilen zihinsel veya ruhsal güçle etkilenebileceği öne sürülmektedir. Özellikle ABD'de telekinetik gücün kullanılması üzerine bazı kişiler eğitim ve grup çalışmaları düzenlemekte ve katılımcıların bu güçleri kullanarak kaşık veya çatal bükebilmeleri öğretilmektedir.

Houck Metodu



Bir başka kaşık bükme 1981 yılından bu yana mühendis Jack Houck tarafından yine onun tarafından düzenlenen "PK Partileri"nde tanıtılmaktadır. Bu partilerde misafirlere bedenlerinden geçen bir enerji akışının kaşığın belirli bir noktasına yöneltildiği hayal edilerek kaşığa bükülme emri verilmesiyle gerçekleştirilir. Daha sonra misafirler dikkatlerini başka bir yöne yönlendirerek kaşık ya da metali unuturlar. Metal bir süre sonra şaşırtıcı bir şekilde ellerinin küçük bir hareketiyle kolayca bükülmeye başlar. Houck ve takipçileri bunun psikokinetik bir fenomen olduğuna inanmakta ancak bazı kişiler bunun sadece gündelik tecrübenin dışında ve fakat sıradan bir fenomen olarak görmektedirler.

Uri Geller topluluk içinde metal bükerken



Houck'un metodunun anlatıldığı bir web sayfasında grup halindeki uygulamaların tek başına yapılanlardan daha hızlı sonuç verici olduğu belirtilmektedir. Katılımcılar bir araya geldikten sonra bir süre yeme içme vs. şeylerle vakit geçirirler daha sonra ortaya konulan metal eşyalardan herkes kendisine iyi hissettiren birini seçip alır ve daire şeklinde oturur, ışıkların gücü azaltılır ve müzik varsa kapatılır. Katılımcılar gözlerini kapatır. Katılımcılara kaşık veya çatalı baş ve işaret parmakları arasında tutmaları gevşeyip zihinlerini temizlemeleri, yavaş ve derinden nefes alıp vermeleri ve kendilerini en rahat, huzurlu hissedecekleri bir yerde -plaj, orman, göl kenarı vs.- bulunduklarını hayal etmeleri söylenir. Tüm sıkıntı ve dertlerden uzaklaşırlar, uykulu değil ancak tamamen gevşemişlerdir, huzurludurlar. Daha sonra katılımcılardan başlarının birkaç adım ötesinde altın bir enerji topunu hayal etmeleri istenir. Ondan yayılan sıcaklık ve enerjiyi hissetmeleri istenir. Bu enerji topundan sıcak bir ışın çıkıp katılımcıların alnına ulaştığını ve onların da bu sınırsız enerjiyi emdikleri hayal edilir. Enerjinin sıcaklığı alından omuz ve kollara yayılır. Güçlü ve canlı fakat yine huzurlu ve gevşemiş olan katılımcının kolunda hissettiği enerji oradan bilek ve eline akar ve dirseği ile eli arasında bu akış devam eder. Enerjinin sıcaklığının baş ve işaret parmağına geldiği ve oradan istenilen yere gidebileceği hayal edilir. Katılımcının üçe kadar sayıp gözlerini açması ve enerjinin elinde tuttuğu çatal ya da kaşığa akması için ona üç kez "Bükül" diye bağırması istenir.



Ancak bu noktadan sonra dikkatin dağıtılması ve katılımcıdan dikkatini tümüyle vermeden yoğunlaşması istenir. Hatta dikkatin belirli bir düzeyde dağıtılması için herhangi bir konuda (kaşık bükmek değil) ateşli bir tartışmaya bile girilebilir veya tanıdığınız biriyle metal bükmek dışında bir konuda da konuşabilirsiniz. Konu üzerinde daha yoğun düşündükçe işlerin daha da zorlaştığını göreceksinizdir. Bu yüzden dikkatinizin başka bir yöne kayması gereklidir, daha sonra metali alıp istediğiniz bir noktadan kolayca bükebildiğinizi göreceksiniz. Ancak metalin kolaylıkla bükülebilecek noktaya gelişi birkaç dakika alabildiği gibi saatler de sürebilmektedir. Aynı sayfada deneylerini paylaşan katılımcı 18 katılımcıdan sadece ikisinin bükmeyi başaramadığını belirtmekte ancak başarısızlık karşısında yılmayıp denemelere devam edilmesini önermektedir.



Dikkat: Yukarıdaki metotta kaşık elle bükülür; ancak zihinle öylesine eriyik bir kıvama gelir ki bu çok rahatça yapılır.

Rick Tobin ve Ellie Crystal'in Metodu



Ellerinizi yıkayın ve çatal veya benzeri bir metal nesneyi elinize alın. Rahatça oturun, gevşeyin, gözlerinizi kapayın zihninizi her türlü düşünce ve duygudan arındırın. Daha sonra parmak uçlarınızla nesnenin yüzeyini yavaşça ovalayın ve yüzeyin size ne hissettirdiği üzerine yoğunlaşın. Metaldeki moleküler enerji akışını hissetmeye çalışın ve nesnenin büküldüğünü hayal edin ve asla güç uygulamayın.

Hipnotik Telkin



Bu yöntemde kişi hipnotik trans haline sokulur ve gerekli telkinlerle psişik gücünü tam olarak kullanabileceği, kaşığın kendi isteğiyle büküleceği telkini verilir ve bu duruma tam bir inanç duyması sağlanır. Bu yöntemle de eğer kişiye yapılan telkin güçlüyse ve bilinçaltı kısıtlamaları tam olarak kaldırılabilmişse kaşık bükülecektir


 

Telekinezinin Püf Noktaları
Selam tüm telekineziyle ilgilenen arkadaşlar.Telekinezi yazılarımıza devam ediyoruz. Bu yeni yazımı yazmamın en büyük nedenlerinden biri telekinezinin yanlış anlaşılması ve MSN'den gelen soruların hep aynı olması. Şimdi sizi aydınlatmaya çalışalım.
Telekinezi ANLATILMAZ! Telekinezi ÖĞRETİLMEZ
Evet yukarıdaki cümleleri iyice belleğinize yerleştirin Çünkü; Telekineziyi Öğrenmek için 2 yol vardır. Telekineziyi size biri anlatamaz size sadece örnek yada teknik verebilir. Yani siz sadece alıştırmaları deneyerek kendi kendinize öğrenebilirsiniz. Alıştırmalara sitemizden göz atabilirsiniz.Yada telekinezi yapabilen biri size telepatiyle 1 saatte öğretir (ki bu yolla öğrenmeniz Türkiye'de %1 şansla olur..) Telekinezi yaparken;

Telekinezi yaparken bir şey düşünmezsiniz!

Telekinezi yaparken sadece hayal ve imajinasyon kullanırsınız.

Telekinezi yaparken Nefesiniz çok hızlıysa telekineziyi bırakmalısınız.

Telekinezi yaparken Oda ılık, Elleriniz sıcak olmalıdır.

Telekinezi yaparken çok başarısızsanız yerinizi değiştirmelisiniz.

Telekinezi yaparken telekineziyi önemsememelisiniz, basit bir şey gibi düşünüp onu rahatça yapabileceğinize inanmalısınız.

Telekinezi yaparken beyninizi sıkmayın, ıkınmayın, çok rahat olun ve sadece cisme yoğunlaşın.

Telekinezi yaparken üstüne birde acemiyseniz, arkadaşlarınızın yanında uğraşmayınız, yalnız yapınız.

Telekinezi yaparken ellerinizin karıncalandığını düşünün veya isteyiniz.

Telekinezi yaparken avucunuzdan bir enerji hortumu çıktığını hayal edin (abartmadan )






TELEKİNEZİYE GİRİŞ



Telekinezi çalışmalarına başlamadan önce yapmanız gereken şeyler var. Bunlar olayın temel taşları yani olmazsa olmazları.



1) ŞÜPHE ve ENDİŞE



TELEKİNEZİ GERÇEKTİR! İnsanlar bunu yaptı ve yapmaya devam da edecekler! Bu tüm insanların hayatları boyunca sahip oldukları bir hediye. Yani alıştırmalara başlamadan önce bunları kafanızın güzel bir köşesine yerleştirmeniz gerekiyor. Şunu da bilmenizi isterim şüphe sizle telekinezi başarınız arasında bir duvardır. Yani o duvarı tırmanın ve onu koşar adımlarla arkanızda bırakarak, uzaklaşın.



2) MANTIK



Hepimizin de bildiği gibi teknolojinin ileri olduğu ve her şeyin bir mantığa bağlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bazı şeylerin mantık dışı olduğu bize yanlış da olsa öğretiliyor. Böyle büyüyoruz. Fakat şimdi arkanıza yaslanın ve telekinezi yeteneğiniz ile yaptıklarınızı düşünün yani mantığa nasıl karşı koyduğunuzu! Onu alt ettiğinizi!



3) AMAÇ



Neden Telekineziyi öğrenmek istiyorsunuz? Şunu söylemeliyim ki amaçlarınız ve nedenleriniz pozitif olmalı. Eğer insanlara zarar vermek, bu yeteneğinizden para kazanmak veya arkadaşlarınızın dikkatini çekmek içinse; bunlardan hemen uzaklaşın! Bunu ucuz bir amaç için denemeyin! Zihin egzersizi ve gerçek sanılanlarla meydan okumak için öğrenin!



4) RAHATLAMAK VE ORTAM



Başlamadan önce arkanıza yaslanın ve günün stresinden zor da olsa uzaklaşmaya çalışın. Pozitif moda geçin ve ortamda sizin dikkatinizi dağıtabilecek her şeyi kaldırın.







TELEKİNEZİ'YE AYRILAN ZAMAN



Bildiğimiz gibi insanlar biraz sabırsız. Fakat sabır bu olayda her şey! Bu yeteneği kazanma zamanı tüm insanlarda değişir. Bir hafta bu olay için çok ama çok kısa bir süredir. Fakat yeteneğinizi kazandığınızda, bu beklemeye değdiğini göreceksiniz! LÜTFEN DENEMEYİ BIRAKMAYIN!



Günde en az bir kere 30 dakikanızı Telekinezi egzersizlerine ayırın! Eğer çok meşgulseniz 15 dakikayı sağlıklı bir şekilde lütfen ayırın!



Size bahsedeceğim methodlardan birine en az bir hafta yoğunlaşın. Eğer yaramadığını düşünüyorsanız method değiştirin.



Kendinizi yapamayacağınıza inandırmaktan vazgeçin. Tüm olay inanmakla başlıyor.

Yaşadıklarımı Paylaşmak İstiyorum
EreN - Sosyal Ağ Uzmanı 0 yorum

Aşağıdaki forma başınızdan geçen ilgin olayları ve yaşamakta olduğunuz gizemli olayları, çzüm üretemediğiniz gizemli anılarınızı ve yaşamakta olduğunuz olayları yazabilirsiniz. vereceğiniz e mail adresi gizli tutulur ve yazınıza gelen her yorumda bu mail adresinize admin tarafından bilgilendirme yapılır...


Ruhlar Alemi
EreN - Sosyal Ağ Uzmanı 0 yorum


Bilinçli ölüm olabilir mi?

Metafizik yaklaşımlar, bilincin yüksek tutulması doğrultusundadır ve özellikle de bunun ölüm sırasında yeterli düzeyde olması amaçlanmaktadır. Son sinirsel refleks, bilinç astral plana yollayacak ve alt düzeydeki zihinsel düzeylerden daha yüksek düşünce formlarına ulaşması gerekecektir. Bu oluşumun bilinçli ve hızlı olması önemlidir. Öte yandan ölüme hazırlıklı olmak önemlidir, gelecekte toplum bilinçle nasıl ölüneceğini çok daha iyi bilinecektir. Gerek yukardaki ölüm ötesi tasvirleri, gerekse de bilimsel ölüm kabulü bilinçliliği çok sayıda insan için sanıldığından çok öte bir güç ve direnç kaynağıdır. Birçok kişi için ise, çok büyük bir ölüm endişesi, kişiliğinin yokolacağı korkusuyla parelel olarak, bilinçsizlik, yalnızlık ve sevdiklerinden sonsuzadek kopma düşüncesinin şoku geçerlidir. Uzun zamandır yapılan deneylerde, bu tür insanların özellikle iki uçta yani tümüyle inançsız maddeci ve aksine aşırıcı dinci ve tutucu kişiliklerde oldukları belirlenmiştir. Oysa, klasik ruhçular eğer gerçekten öğretilerine inanmışlarsa veya antik öğretilerden etkilenerek bir çeşit bilgelik bilincine ulaşmış olanlar bilgilerinden eminseler, dünyayı kolayca terk edecek, gittikleri yeni dünyada çevrelerinde olan sevdikleriyle beraber olarak, sevgiyle karşılandıkları çok daha özgür bir alanda yaşamlarını sürdüreceklerdir. Aynı anda da, duygularını ve düşüncelerini bu yeni yere göre ayarlayarak, geçmişteki kişiliklerinden de sıyrılacaklardır. İnancın tam bu noktası, modern ruhçuluğun, ölülerle ilişki kurulamayacağı düşüncesinin kaynağıdır; birey dünya yaşamında kim olursa olsun yeni varolduğu alanda bir evrime uğramakta ve artık geride kalan kişiliği ve deneyimi ile ilgilenmemektedir ama bu bir unutma değildir aksine bir bilgelik düzeyidir. Travmatik olayları dışarda bırakmak şartıyla, ölüm katı ve zor değildir aksine yumuşak ve huzurludur. Burada bilinçli bir geçişin ve astral ortamın ilk izlenimleri hissedilir. Fizik bedenin ölümünden sonra, bireysel ilginin astral düzeyde bir fiziksel oluşumu sağlamanın en önemli uğraş olduğuna inanılmaktadır. Bu çok daha süptil yani hassas düzeyde yetiler ve idrak fizik beyinin düşünme ve nedensellik kısıtlamalarından kurtularak daha özgürleşirler. Tüm bilgi ve deneyim çok daha net ve objektif olarak duyumsanır. Buradaki sevinç duyumunun ve özgürlük hissinin, madde dünyasının çok ötesinde olduğuna inanılmaktadır.

Mistik ruhçuluk

 
Siz de Atlantisli misiniz?
Kırk yılın Spiritüalizm´i yani Ruhçuluk´u biraz kılık değiştirdi belki de revize oldu. İngiliz felsefeci Dr. Benjamin Ray bizlere ruhlarla ilişki kurmanın mümkün olmadığı oldukça farklı bir anlayış getiriyor. Reenkarnasyonun, Atlantisliler´in ve kozmik yasaların yer aldığı bu sistem aynı zamanda ölüme bir anlam getirirken yanısıra da ölüm korkusunu yumuşatmaya çalışıyor. İnsanlığın en büyük trajedisi ve toplu olarak karşı çıktığı tek olay ölümdür; insan ölüme karşı isteksiz ve korku doludur, karşı çıkmak için çaresizce elinden geleni yapar ve yaşamını uzatmaya çalışır. Ama bu çaba anlamsız ve yetersizdir öte yandan fizik bedenin aktivitesi de yaşamın bir oranda garantisidir. Ölüm korkumuzun temelinde bilinmeyenin korkusu ve çaresizlik önemli bir yer tutar; ötede hiçbirşeyin olmadığı daha da ürkütücüdür. Yüzyıl boyunca sayısız ruhçu yani spiritüalist gruplar, tüm bu karamsar tabloya rağmen, geniş bir inanç sistemini oluşturarak ölümden sonra bir çeşit yaşamın sürdüğünü iddia ettiler. Entellektüel kabullerin temelinde, yeni ve taze bir yaşama uyanış vardır; buradan da reenkarnasyon düşüncesi ve inancı doğar. Bilimsel olarak kesinleşmemiş tanıklıklara ve metafizik bilgelerinin yüzyıllardır süren söylevlerine rağmen, büyük geçişin korkusu hiç azalmadan sürmektedir. Ne denirse denilsin inanılan istisnasız herşey, yaşamın gerçeklerinden çok uzaktır ve gerekli güveni sağlayamaz. Kimliğimizi silmesi. ölümün bir diğer kötü yanıdır. Eğer kişiliğimizin ve deneyimlerimizin ölümsüzlüğü bir şekilde kanıtlanabilse ve ölümden sonraki varlığımızdan emin olsak, kimlik yokolması korkusundan kurtulacak ve ölüm korkusu büyük oranda azalacaktır. Eğer ölümden sonra yeni ve temiz bir yerde var oluyorsak, kişiliğimiz daha canlı olacaktır ve bu yaklaşım biçimi varlığımıza üst düzey bir anlam getirebilir ve o zaman ölümü bir beklenti olarak tanımlar ve de iyiye doğru bir değişimi umud ederek kabullenebiliriz. O zaman insan zekasına ve milyon yıllardır yaşamasını sağlayan iç güdülerine güvenerek belki ölüm ötesi bir yaşamı düşlememizin doğru olabileceğini kabul edebilir ve yola çıkabiliriz. Ölüm ve fiziksel yaşam tematik olarak mükemmelliğe doğru giden sonsuz bir yolculuk olabilirler ama ölüm güründüğü şekliyle bu yoldaki deneyimi kısıtlamaktadır. Fizik dünyamızda özgürlüğümüzün kısıtlı olduğu görünümü vardır, bilincimiz çok yaygın bir görüşle sınırsızdır. Bilgelere göre deneyimlerimiz bize gerçeği öğretirler ve ölümün büyük bir özgürlük olduğunu telkin ederler. Ölümü kabul etmeyi öğrenirsek, liberal, yeni ve anlamlı bir yaşamı da kabullenebiliriz.

Dinlerin amacı nedir?
Evrim yasası yeniden doğumlara yön verirken, Hizmet Yasası´nı yanına alır. çünkü ruhlar sistemi bilmekte ve hizmet etmek istemektedirler. Her ruh Yeniden Doğuş Yasası´na göre ölür ve yeniden doğar, yeniden doğuşun amacı geçmişle hesaplaşmaktır. Önceki yaşamda başka kişiler olan aynı ruhlar sonraki yaşamda başkaları olarak yine çevrededirler ve herşey baştan yaşanır, hatalara ters açıdan yaklaşılır ve tekamül amaçlanır. Sonuçta ölümün böyle bir spiritüel-mistik inanç çizgisinde kabulü belki daha kolaydır veya başkalarına zor ya da saçma gelebilir. Bütün bunlar yeterince anlamlı görünmese dahi, en azından tek bir yaşam kadar anlamsız değildir. Bir kez yaşamak ve bir daha tüm hatalarına rağmen yine var olamamak pek doğru görünmemektedir. Dinlerin bu görüşü neden sakladıkları veya bilmedikleri ayrı bir tartışma konusudur. Ama özgün adıyla Mistik-Ruhçuluk´un ölüm korkusuna karşı çok daha etkin bir sakinleştirici olduğu kesin gibidir...

Reenkarnasyon hakkında bilmek istedikleriniz

Reenkarnasyonu yöneten yasalar var mı?
Yeniden doğuşlar arasındaki zaman dilimlerinin ne kadar olduğu en çok sorulan sorulardandır. Ama görüldüğü kadarıyla, sürelerin uzunluğunun fiziksel olaylarla (bireysel veya grupsal) ilgisi yoktur. Bazı ruhların ekstra bir enkarnasyon hızında olduklarına inanılır, sanki aceleleri vardır. Ama bu anlamsızdır çünkü biz fizik zamandan veya beynin belirlediği zamandan söz ediyoruz aslında zaman da yoktur. Eski bilgeler yeniden doğuş sisteminin veya ruh göçünün insanın üç ana gruba ayrıldığını ve insanlığın üç yasa ile yönetildiğini söylüyorlardı; bugünkü kitlelerin büyük oranda duygusal bir alanda yeniden doğdukları belirtilmekte ve bilinçlerin hala Atlant kökenli olduklarına inanılmakta veya 4. Irk olarak tanımlanmaktadırlar; bu inanca göre evrimsel amaç astral mükemmeliktir. Milyonlarca insan Atlantis ırkının devamı olarak yeniden doğmuşlar ve hala bu ırkın duygusallığını taşımaktadırlar. Ama bu çok küçük bir ilerlemedir ve yeniden doğuş sistemine göre de kısadır. Genç egolar hala öğrenmekte ve fiziksel plan yaşamında manyetik eğriler çizerek, düşünce formları dünyada yaşama sıkı bir şekilde bağlı kalarak, karmik bir cezir gibi dünyaya akmaktadırlar. Evrim Yasası altında tekrar tekrar bedenlenen ruhlar öğrenip, deney kazanmakta, suçu, hataları, acıyı ve sabrı yaşamaktadırlar. Bunun özgür bir seçim olduğuna inanılmakta ve bu şekilde bilincin gereken noktaya ulaştıktan sonra ruh ve özgürlük anlayışını kazanması amaçlanmaktadır. Dünyasal bağlar azaldıkça ve esnekleştikçe zihinsel konsantrasyon artacak ve bedenlenme dışındaki zaman dışı sürelerde daha fazla kalınacaktır; o zaman da dünyadaki bedenlenme yani doğum sayısal olarak azalacaktır. Öyleyse daha deneyimli, daha özümlü kişiliklere gidilecektir, bu şekilde ölümden sonra daha üst düzeylerde daha kolay asimile olunarak, yeniden doğuş oluşumunun dışında kalınacaktır. Belki de ruhlar çok kısa bir an kadar veya çağlar boyunca beklemektedirler. Bu inancın görüşüne göre, enerjinin yedi kanalı veya ışını ruhları kategorize etmektedir. Yeniden doğuş bu ayrıma göre yasa tarafından yönetilmekte, her nesil deneyim, yetenek ve bilginin birikimini taşırken sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Birikim arttıkça daha başarılı nesiller gelecek ve sonunda gelecek olan son dönemde, yeniden doğuş sona erecektir. Bunun dışında kalan bir diğer grubun peşpeşe yeniden doğduğuna ve bu şekilde çok daha fazla bilgi ve deney kazandığına inanılmaktadır. Yani bu grup dünyasal deneyimin zorluğuna çabuk sona ulaşmak amacıyla katlanmaktadır. Bütün bunlar bilincin veya ruhun özgür seçimidir yani yasa evrimleşmektir ama seçim özgürdür.

Ruhumuz var mı?

Ruhumuz var mı? Yoksa biz bir fabrika mıyız? Ruh nedir? Ruh sözcüğünün tam olarak anlamı verilemez çünkü ruh sonsuz bir kavramdır. Fakat genel anlamda ruh, bedene bağlı olan ve çeşitli dini ve felsefi bakımdan canlı insanı oluşturan tinsel bir ilkedir. İnsan varlığının maddi olmayan boyutu ya da özüdür. Eski Çağ felsefecileri ruh kelimesini çok daha geniş anlamda kullanıyorlardı. Onlara göre hareketi ve canlılığı sağlayan her ilke ruhtu. Modern düşünürler ise ruhu daha belirli ve sınırlı bir tanımla açıklıyorlar. Tarih boyunca oluşan tüm kültürler, ruh kavramıyla ilişkili maddi olmayan bir ilke inancını paylaşır. Modern dünya ruhu bilimsel platformda arıyor ve birgün bulacak. Kimbilir belki de ruhun ölümü, keşfedilince gerçekleşecek.
İlk Çağda hem Mısırlılar hem de Çinliler arasında ikili bir ruh kavramı bulunmaktaydı. Mısırlılar "Ka" nın (soluk) ölümden sonra yaşamakla birlikte tinsel nitelikteki "Ba" nın Ölüler Ülkesi´ne gittiğine inanıyorlardı. Çinliler´de ölümden sonra kaybolan bir ruhla birlikte ölümden sonra da yaşayan ve sonraki kuşakların tapınması gereken ussal bir ilke olan "Hun" a inanırlardı. Eski Yunan´da ortaya çıkan ruh kavramı döneme ve okula göre değişiyordu. Yunan felsefesi ilk önce bugünkü Ege´de bulunan Milet´te ortaya Çıktı. Bu okulun temsilcileri Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes´di. Sokrates´ten önceki Yunan felsefesinde, felsefenin babası olarak kabul edilen Thales, "Arkhe" yani ilk temel madde olarak, herşeyin başı, sebebi ve ilkesi olarak "Su" yu kabul eder. Ona göre herşey Su´dan çıkmış ve yine Su´ya dönecektir. Thales´in öğrencisi olan Anaksimandros da Arkhe üzerinde durmuş fakat hocasından farklı olarak her şeyin başlangıcında bulunan, her şeyi kuşatan sınırsız şeyin "Apeiron" olduğunu söyler. Apeiron, yaratılmamıştır ve belirli olmayan bir şeydir. Daha sonra bu belirsiz şeyden zıtlar şeklinde ayrılarak bütün varlıklar ortaya çıkmıştır. Hayatın kaynağı Su´dur. İnsan dahil bütün canlılar suda yaşayan varlıklardan gelmiştir. İnsan sonradan karada yaşamaya başlamıştır. Türler durmadan değişir, fakat onların doğduğu madde yani Aperion hiçbir zaman yok olmaz. Milet okulunun üçüncü ve sonuncu filozofu olan Anaksimenes´e göre varlığın temeli Hava´dır. Bir hava (soluk) olan Ruh, insanı nasıl canlı tutuyorsa bütün evrende de hava vardır. Anaksimenes, bu düşünceyle felsefeye ilk defa ruh kavramını katmış oluyordu.
 
Geri dönen ruh
MÖ 5. Yüzyıl´ın ortalarında doğduğu ve yaşadığı tahmin edilen Demokritos da Arkhe´nin ne olduğunu araştırmış bir düşünürdü. Demokritos´a göre "var olan" meydana gelmemiş ve yok olmayacaktır. Var olanın dışında bir de "Boşluk-Mekan" bulunmaktadır. Bu mekan nedeniyle var olan bölünemeyen ve görülemeyen küçük parçalara ayrılır. Bu parçalara Atom denir. Atomlar sonsuz sayıda, öncesiz, sonrasız ve çeşitli boyutlarda ve baştan beri hareket halindedirler. Kaba ve ağır hareketli atomlar katı cisimleri (toprak gibi), hızlı hareket edenler ve ince olanlar suyu, hava´yı ve ateş´i meydana getirirler. Demokritos, Ruhu da atom düşüncesiyle açıklamaya çalışır. Ona göre ruh en ince, en düzgün ve en hareketli atomlardan meydana gelmiştir ve de ruhun atomları bütün vücuda yayılır. Düşünür Epikuros ise, Demokritos´un öğretisini ana çizgileriyle benimser. Ona göre evrende sadece atomlar ve boşluklar vardır ve bütün cisimler atomların çarpışması sonucuyla oluşurlar. Ruh ise bedendeki atomlardan daha ince atomlar tarafından meydana gelir. Ve Platon; Antik Çağ düşünürleri içinde eserleri tamamen günümüze kadar ulaşan tek örnektir. Platon ve Sokrates ruhun ölümsüzlüğünü kabul ederler. Platon´un ruh görüşü önemlidir. Ona göre ruh, vücuda bağlı olmadan önce "idealar" aleminde yaşamış ve ideaları görmüştür. Eğer böyle bir durum varsa yani biz var olmadan önce de bir ruh var olmuşsa, o zaman ölümden sonra da var olmaya devam edeceği sonucuna ulaşabiliriz, der. Ona göre ruh, her zaman geldiği yer olan idealar alemine dönmeyi arzular. Bu dünyada bir beden içinde kalmaya mahkum olan ruh, bedenden kurtulup tekrar saf haline dönebilmeyi istemektedir. Çünkü ruh beden kalıbına girince ilahi kaynaktan geldiğini unutarak ihtiraslarının esiri olur.

Ruhsal sınıflandırma varmı?
Platon´un öğrencisi Aristotales bütün hayali olayların ruhun idaresinde gerçekleştiğini ve ruhun canlıyı cansızdan ayıran, vücudu şekillendiren ilke olduğunu varsayar. Aristo ise, ruhu üç sınıfa ayırır. Ruhun en alt sınıfı, bütün bitki, hayvan ve insanlarda ortak olarak bulunan bitkisel ruhtur. Bitkisel ruh, beslenir, büyür ve neslini devam ettirir. Ruhun ikinci sınıfı olan hayvani ruh algılama ve hareket ettirme kabiliyetine sahiptir. Ruhun üçüncü ve en yüksek sınıfını ise, insani ruh teşkil eder. Bitkisel ve hayvani ruhlar bu ruhun ortaya çıkmasını sağlarlar. Sadece insanda bulunan insani ruhun başlıca özelliği akıldır. Burada hayvani ruh bitkisel ruha, insani ruh ise hayvani ruha hakimdir. Hayvani ruh vücutla ortaya çıkar ve bedenle beraber yok olur. İnsani ruhun ön önemli özelliği olan akıl ise vücuttan bağımsız ve sonsuzdur yani insani ruh bilgiye sahip olmak yetisiyle diğer ruhlardan ayrılır.

Ruh organ mı?
Yunan felsefesi kendisini dini etkilerden kurtararak yerine bilimsel ve akılcı (rasyonalist) görüşleri getirmeye çalışmıştır. Buna karşın zamanla etkin olan Hellenistik Felsefe din ile felsefeyi bütünleştirmeye başladı. Böyle bir özelliği taşıyan Yeni Eflatunculuk´ta (Neo Platonizm) Plotinos´u görüyoruz. Plotinus herşeyden önce materyalizme karşı bir düşünceyi savunur. Ona göre ruh, bir bütün ve bir birliktir. Yani parça parça olmayan bölünmez bir bütündür. Maddi ve cismani bir şey olmadığı gibi, bedenin bir organı da değildir. Fakat bedenin her tarafına yayılmıştır. Buna göre ruh görülebilen ve idrak edilebilen bir cevherdir. Ruh, bedene hakim olmakta, ona şekil vermekte ve yaşamasını sağlamaktadır. Ölümle birlikte bedeni terkeder ve böylece beden çürümeye başlar. Beden güzelliğini ruhtan alır. Kısacası beden ölüme mahkum olduğu halde ruh ölümsüzdür.

Uzakdoğu ve ruhçuluk

Doğuda ve Uzak Doğu´da iyi ruhların yardımını kazanmak, kötü ruhlardan korunmak amacıyla ruhlara hediyeler vermek şekliyle bir tür atalara ibadet kavramınin geliştiği görülür. Hintliler´in Ganj Irmağı´na, Eski Mısırlılar´ın Nil´e, Mecusiler´in ateşe, Sabiiler´in yıldızlara tapmalarının ardında bu gerçek vardır. Günümüz Afrika´sında, Amerika´da ve Avustralya´da bazı ilkel kavimler hala bu inancı sürdürürler. Bazı batılı din araştırmacıları buradan yola çıkarak, ruhlara tapınmayı ilk din olarak tanımlarlar ama bu yaklaşım reddedilmektedir çünkü özünde dinin insanların hayal dünyasından doğduğu ve zamanla gelişerek bugünkü haline geldiği düşüncesi vardır. Japon dinlerinden Şintoizm´de birçok ruh çeşidi bulunmaktadır. Ailenin ruhları, köylerin ruhları ve imparatorun atalarının ruhları gibi... Bunların dışında doğa kuvvetlerine can veren başka ruhların da bulunduğuna inanılır. Şintoizm aynı zamanda çok tanrılı bir dindir. Hindular, Atman´ın (bireysel ruh) zamanın başlangıcında yaratıldığına ve doğum sırasında bedene hapsedildiğine inanırlar. Bu inanca göre bedenin ölümü sırasında Atman yeni bir bedene geçer. Bazı Hinduizm inançlarına göre ölüm ve yeniden doğum sonsuza kadar sürer. Asya inançlarında ruh daha karmaşık ve bilinmezdir.

Ölüm prosesi nasıl gerçekleşiyor?

Ölüm, fizik bedenin, ruhsal enerjinin yok olmasıyla kullanılamamasıdır. Bu süreç uzun veya kısa olabilir; hastalıklar veya kazalar bunu belirlediğinde ruhsal oluşum süreci başlamış olur. Astral- mental ve eterik bedenlerin etkileri ve varlıkları artık fizik bedenle ilişkili değildir. Bilgeler ölümün hemen sonrasında astral bedene de dikkat ederek, ölümden sonra üç gün beklenmesini de önerirler, bu süre içinde eterik beden fizik bedenle olan ilişkisini tamamen kesecektir. Yine aynı mistik kaynaklar, üç günün içinde bilincin eterik ve fizik bedenin ayrılması işiyle meşgul olduğunu belirtirler; sonuçta eterik bedenin partikülleri ayrılacak ve geriye dönerek bizi çevreleyen eter enerjisi okyunusuna tekrar katılacaktır. Sürecin kolay veya zor olması bireyin karmasıyla yani önceki yaşamlarından gelen bilgi ve deney birikimiyle ilgilidir. Peki bunlar ne demektir? Eterik beden, fizik bedenimizin kalıbıdır; astral kılıf ise astral plandaki bilincimizdir; işte bu kılıf, metafizik anlayışa göre ölümün ardından 7 astral planla, kendi astral yapısının gereği olarak ilişki kurmaya başlar. Genelde astral bilinç, dünyasal yaşamından kalan izleri taşır ve bu kalıntılar yeni bir yaşam realitesinin idrağını zorlaştırırlar. Eğer bilinç, çok odaklanmışsa yani dünya bilincine çok yönelmişse ve mental yani zihinsel konsantrasyonu azsa kişi, astral planda çok kalacak ve çok düşünecektir çünkü fiziksel beyin dışındaki bir varoluşu hiç düşlememiş ve ilgilenmemiştir. Astral planda, sistemsel inanca göre fiziksel planda yeniden doğmak vardır ve Astral planda yaşamın bir gerçek olduğu öne sürülür hatta bu gerçeklik fizik plandakine benzer bir yoğunluktadır ama okült mantıkta bu yoğun veya kesif bir illüzyondur. Tüm ümitlerimiz, korkularımız ve saldırılarımız, nefretlerimiz, kıskançlık ve kötü huylarımız şu veya bu türde çok güçlü düşünce formları oluştururlar ve bu düşünce virüsleri urlarının çözülmesi, dağılması imkansız denecek kadar güçtür. Yani kendi cehennemimizi, astral planda kolayca yaratabiliriz ve bu cehennem arzularımızın ve inançlarımızda yarattığımız cehennem olacaktır; orada kinlerimiz, nefretlerimiz ve korkularımızla örülü tüyler ürpertici olaylar olacak ve bizi karşılayacaktır. Bilgelerin öğütlerinin ardında, düşüncelerimizi ve duygusal tepkimelerimizi kontrol etme önerileri ve öğretileri vardır.

Ölümsüzlüğü bulacak mıyız?

Bilimsel ve deneysel çizgide ruhun araştırılması bir başka yazının, Spiritülizm yahi Ruhçuluk anlayışında ruhun elde edilmesi daha başka bir yazının konularıdır. Kaldı ki Ruhçuluk, tüm iddialarına rağmen, yukarda geçen ve geçmeyen sayısız görüşten, yaklaşımdan, inançtan ve etkiden oluşmuş bir yan iddiadır. İçinde, Museviliğin korkunç tehditleri, Hıristiyanlığın kutsallığı ve yüceliği, İslam´ın cennetsel ödülleri, Budizm´in karması ve sonsuzluğu ve de Antik felsefeyle yüzyıl başındaki sosyo-ekonomik koşulların oluşturduğu psiko-şokların izleri vardır. Ama bu mükemmel ve kasıtlı bir sentez değildir. Öylesine oluşmuş bir birikimin sonucudur. Son olarak, "Cevap nedir?" sorusuna verilecek tek bir cevap vardır; o da bilimin evrimidir. Geleceğin teknolojisi ve bilgisi insanın yaşamsal niteliğini ve niceliğini algılayacak ve çözümler getirmeye başlayacaktır. Ve belki de ölümsüzlüğün şifresinin inançlarla değil, bilgiyle çözüleceği görülecektir. Ve o zaman da ruh, Nostradamus´un dediği gibi ölümle beraber ölecektir. Ne zaman mı? 3797 yılında...

İslamiyet ve ruh anlayışı

Eski Yunan´da ortaya çıkan beden-ruh kavramı Augustinus gibi düşünürlerce, Hıristiyanlığa aktarılmıştır. Augutinus´a göre ruhun var olması hafıza, düşünce ve şuur ile kanıtlanabilir. Gerçek insan ruhla özdeşleşir. Ruh bedenden ayrı olsa bile bedensiz bir ruhu düşünmek imkansızdır. İslam düşünürleri ruhun bedenden binlerce yıl önce "alem-i ezel" de yaratıldığına ve sonra bedene yerleştirildiğine, beden öldükten sonra da var olmayı devam ettiğine inanırlardı. Biraz daha farklı olarak Türk asıllı İslam bilgini Farabi, ruhun bedenden sonra yaratıldığını ve ölmeyen bir düşünce olduğunu düşünüyordu. Farabi, peygamberliğin de tıpkı ruh gibi kazanılmış bir nitelik olduğunu kabul etti. Farabi İslam felsefecileriyle olduğu gibi ruh konusunda Eflatun ve Yeni Eflatuncular´la da görüş ayrılığı içindeydi. Ne ruhun bedenden önce varolduğuna ne de bedenden bedene ruh geçişine inanıyordu.

Ruh yokolmaz
Farabi´den sonraki en büyük düşünür olarak kabul edilen İbni Sina çalışmalarında ruh görüşüne geniş yer verir. Ruhu madde veya şekil fikri ile açıklamaya çalışır. Ona göre mevcud olan herşey madde veya şekil olarak zaten ve ebediyen vardır. Ruh bedende iç hareket halinde bulunduğundan şekil cinsindendir. Bir prensip olarak alınan ruh hayvanı hayvan, insanı da insan yapan manevi bir cevherdir.
İbni Sina ruhla ilgili şu delilleri ileri sürer;
1- Ruh, bedenin ölümü ile dağılmaz, varlığı tek ve aynıdır.
2- Ruh, bedeni meydana getirir. Ruhtan önce beden olmaz.
3- Beden, ruh tarafından terkedilince, bir ceset haline gelir.
4- Ruh, melekeleri vasıtasıyla kendi başına bedene etki eder ve onu korur.
İbni Sina, ruhtan önce bedenin olamayacağını ve bedenin ölümü ile de ruhun yok olmayacağını söyler. Bedeni koruyan ve ona tesir eden ruhtur ve bedenden bağımsızdır. Bununla birlikte bedenin ruha ruhun ise bedene ihtiyacı vardır. Bedenin ölümünden sonra ruhun bir başka bedene girmesi söz konusu olamaz. İbni Sina´ya göre ruhun ilkesi yok olmak değil, var olmaktır. Ki Yunan´da bedene ruh geçişine inanıyordu.

Gazali ve Hazreti Ayşe

"Sevgi" canlı varlığın, haz veren bir nesneye karşı eğilimli olmasıdır. Söz konusu eğilimin güçlenmesi haline aşk denir.
İMAM GAZALİ
İmam Gazali ise Aristo gibi üç çeşit ruhun var olduğunu kabul eder. Bunlar, bitkisel, hayvani ve insani ruhlardır. Bitkisel ruh, canlı varlıkların ilkini ve en alt tabakasını oluşturur ve üç gücü vardır.
A- Doğurucu güç: Bitki bu güç ile ürer.
B- Büyütücü güç: Bitkinin büyüyüp gelişmesi, dal budak salması bununla mümkündür.
C- Besleyici güç: bitkinin beslenmesini sağlayan güçtür.
Gazali´ye göre bitkisel ruhtaki bu güçler hayvani ve insani ruhta da bulunmaktadır. Hayvani ruhun da iki gücü vardır. Hareket ve idrak gücü. Gazali hayvanlardaki bu güçlerin insanlarda da bulunduğunu fakat insanlardaki düşünme gücünün onlarda bulunmadığını düşünür. İnsani ruhda ise yapıcı ve bilici güç bulunur. Bu güce akıl da denilebilir. Kalp veya ruh nedir? sorusuna Gazali, Kuran´dan "Sana ruh nedir diye sorarlar. De ki ruh Rabbimin emrindedir." anlamındaki ayetle cevap verir.
Hz. Ayşe ruha karşı mıydı?
İslam düşüncesinde ruh temelde "Nefs" olarak tanımlanır. Aslında sözcüğün çoğulu "Ervah"dır, İbranice´deki "eloah" veya çoğulu "elohim" den çağrışır. "Allah" sözcüğünün buradan türediği düşünülmektedir çünkü Tevrat Tanrı´nın bir çalılığın ruhu olduğunu söyler ve Yuhanna İncili´nde de benzer bir yaklaşım görülür. İslami terminoloji Cebrail´e "Ruhül Kuds", Peygamber İsa´ya ise "Ruhullah" der. Kuranı Kerim birçok yerinde ruha çok önem verir, çeşitli yerlerde vurgular. Buna karşın Hz. Ayşe, "ölülere duyuramazsın" ayetini öne sürerek, ruhların ölümden sonra işitmediklerini ileri sürer. Oysa gerek Sahabeler, gerekse de çağdaş İslam bilgeleri; "bilen işitir" tümcesinden yola çıkarak, ruhların mezarda yaşadıklarına göre duyup işittiklerini iddia ederler. Yani Peygamber´in eşi Ayşe´nin görüşü, Buhari´nin hadisine rağmen pek taraftar bulmaz.
REKLAM ALANI
forivia -->