Yeşil Atın Üzerindeki Hz Hızır mı?

Mısır’da Görülen Yeşil At Üzerindeki Adam Silüeti:

Mısır’da Görülen Yeşil At Üzerindeki Adam Silüeti bütün dünyada çok büyük bir merak uyandırıyor. Hırıstiyan kesim bu görüntüyü yorumlarken ” Mahşerin 4 Atlısı ” ifadesini kullanıyor. Müslüman kesim ise bu silüetin bir Hızır olduğuna inanıyor. Videonun montaj olmadığını, videoda hiç bir şekilde bir oynamanın veya ışık oyununun olmadığı söyleniyor. Bu olaya gerçek gözüyle bakan kişilerin dışında, olayın tamamen bir aldatmaya yönelik olduğuna inanan bir kesimde var. Şimdiye kadar 3 ihtimal söz konusu. Birincisi, görünen cisimin “Mahşerin 4 Atlısından” biri olduğu. İkincisi, müslümanlara göre cisimin “Hızır” olduğu. (Ek bir bilgi vermek istiyorum; müslümanların bu yeşil at üzerindeki yeşil adam silüetine “Hızır” demesinin nedeni, Hızır’ın Kuran-i Kerim’de yeşil anlamına geldiğinden dolayıdır.) . Üçüncü ihtimal ise şöyle yorumlanıyor ; Mısır’da yaşanan bir nevi savaşa benzetilen olaylara dahil olmuş atlı göstericilerin bulunduğu ve yaşanan arbede sırasında bu göstericilerden ölenlerin olduğudur. Yeşil at üzerindeki yeşil adam silüetinin o göstericilerden hayatını kaybetmiş olan birinin ruhu olduğu söylentisidir. İsterseniz videoyu izleyip siz kendi açınızdan bakıp bir fikir sunabilirsiniz.






İşte Ömer Çelakıl'ın Yorumu:





Hz. Hızır'ın Farklı Bir Yönü

Hz. Hızır hakkında İslam alimlerinin görüşlerinin yanında, önemli başka görevleri olabileceğine de dikkat çekilmektedir. Hızır kıssasından hemen önceki ayete baktığımızda oldukça önemli bir konunu haber verilmiş olduğunu görürüz. Hz. Hızır kıssasından hemen önceki Kehf Suresinin 59. ayeti şöyledir: "İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tesbit ettik." (Kehf Suresi, 59)

Ayette zulmeden kavimlerin yıkımlarına işaret edilmektedir. Hızır kıssasından hemen önce devletlerin yıkımlarına dikkat çekilmiş olması, Hızır Aleyhisselam'ın devletlerin yıkılış ve kuruluşları gibi önemli olaylarda hazır bulunduğuna işaret ediyor olabilir. Konu ile ilgili ayetlere ve İslam alimlerin açıklamalarına bakıldığında Hızır Aleyhisselam'ın çeşitli uygulamalarında, devletin geri planını temsil eden bir yönü olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin Hızır kıssasında geçen Hızır Aleyhisselam'ın meydana gelecek bir fitnenin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemler alması, insanların karşı atağını önceden bilmesi, uygulanacak tedbirler konusunda bilgi sahibi olması, bunları şaşırtıcı olmalarına rağmen uygulaması, onun idareci yönünü göstermektedir. Nitekim devlet yönetimindeki kişiler bazen ilk planda halkın anlamayacağı, ancak hikmeti açıklandığında kabul edilebilecek tedbirler alırlar.

Bunun yanı sıra Hızır Aleyhisselam'ın kıssasında açıklanan hareketleri örneğin, yıkılacak bir duvarı inşa etmesi ya da gemiyi delmek üzere hamle tespiti yapması da devlet idarecilerine has özelliklerdendir. Her olayda, sonraki hamleleri belirlemesi, bir satranç oyununda olduğu gibi strateji yürütmesi de bu önemli vasfını ortaya çıkarmaktadır.

Bu bakımdan Hızır Aleyhisselam, devlet idaresini insanlara öğreten mürşid konumunda olabilir. Hızır Aleyhisselam'ın olacak olan olayları önceden tespit ederek, peygamberlerin aldıkları kararlarda ve yürüttükleri stratejilerde onlara destek olmuş olma ihtimali vardır. Bütün bunlardan yola çıkarak, Hızır Aleyhisselam'ın devletlerin yıkılışı, kuruluşu gibi önemli olaylar esnasında da bulunması kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Kuran'da -Hz. Süleyman yönetiminde olduğu gibi- peygamberlerin hamleler halinde yürüttükleri çok akılcı ve dikkat çekici stratejilerden örnekler vardır.

Hz. Hızır'ın yaptıkları, zahiren bakıldığında bir insanın tepki göstereceği türden olaylar gibi görünebilir. Ancak meydana gelen sonuçlar bu olayların hayırlı hizmet amacı taşıdığını göstermektedir. Hızır Aleyhisselam, uygulamalarıyla aslında hayat kurtarmakta, insanları zorluklardan korumakta ve adalet getirmektedir. Bu durum, Hz. Hızır hakkında anlatılan olayların ardındaki hikmetlerin, bizim bilip gördüklerimizden çok daha farklı olabileceğini, bunun için Allah'a güvenmek ve hiçbir şeyi zahirine göre değerlendirmemek gerektiğini gösteren önemli bir delildir. Allah, katından ledün ilmini verdiği elçileri vesilesiyle, bu önemli gerçeği bizlere hatırlatmaktadır.