51. BÖLGE


51.BÖLGE! - 51 BÖLGE'NİN SIRLARI - 51. BÖLGE ARAŞTIRMALARI - 51. BÖLGEDE NE ARAŞTIRILIYOR - 51. BÖLGE FOTOĞRAFLARI VE VİDEOLARI

NOT: şu an ses duyuyorsanız muhtemelen bu yazıdaki videolardan biri yada birkaçı otomatik olarak başlamıştır. Yazıyı okumadan önce yazıdaki videoları kontrol ederek ilgili videoyu pause tuşuyla durdurunuz ve ardından yazıyı okumaya başlayınız. Okuma esnasında ilgili videoya varana kadar ilgili video dolacaktır ve donmadan seyredebileceksiniz...



Bu yazımızın ana başlığı 51. bölge. ancak bu yazımızda yalnızca 51. bölge hakkında değil, geniş çaplı ufo-uzay araştırmamıza da ulaşmış olacaksınız. Elbette önceki yayınladığımız belgeleri tekrar yayınlamayacağız. Bu yazımızda 51. bölgede ne yapılıyor, NASA araştırmaları, farklı gizli ve gizemli araştırmaları okuyacaksınız. Aşağıya çeşitli videolar ekledik. yazı içerisine ve yazı sonuna eklenen videolar ve fotoğraflar da hem ufo araştırmalarını, hem uzayda hayat var mı araştırmalarını hem de 51. bölgedeki araştırmaları açıklar niteliktedir...

Dünya'nın en çok bilinen askeri üslerinden bir tanesi olmasına karşın yetkililer varlığını hiçbir zaman kabul etmedi. Soğuk savaş yıllarında gizli operasyonların yürütüldüğü 51. Bölge, uzun süre boyunca çılgınların, komplo teorisyenlerinin ve aşırı meraklıların ilgi odağı oldu. 51. Bölge'nin UFO'lara ve uzaylı varlıklara ev sahipliği yaptığı yönündeki söylentilerin henüz kanıtlanamamış olmasına karşın, hükümetin bu üste yıllardır gizli çalışmalar sürdürdüğü ve ileri sürülen bazı spekülasyonların gerçek olduğu ortaya çıktı. Gizli yeraltı tünelleri, saklı düşman uçakları, çok gizli UFO dosyaları 51. Bölge'nin ismiyle anıldı. 51. Bölge çalışanları yıllar sonra ilk kez bu yapım ile sessizliğini bozarak dünyanın en saklı tutulan yerlerinden bir tanesinde gerçekte neler olup bittiğini izleyiciyle paylaşıyor.




51. Bölge, Las Vegasin 153 km. kuzeyinde, Groom Dry Lake yakininda olup Nevada Test Sahasi ve Nellis Hava Kuvvetleri Sahasi ile çevrelenmistir. En yakin yerlesim birimi, hemen kuzey sinirinda bulunan Rachel kasabasidir. 51. Bölgenin içinde bulundugu arazi 76 km. karedir ve bu ebat Connecticut Eyaletinden biraz küçük olup, Lübnandan ise biraz daha büyüktür.

Bu bölgede çekilen fotograflar 51. Bölgenin yalnizca birkaç hangar ve çesitli küçük yapilardan olustugunu gösterse de, bir çok insan, orada, yerin altinda çok önemli ve genis bir kompleksin bulundugunu bilmektedir.

51. Bölge yillarca ordunun U-2, SR-71 ve F117A Hayalet Uçak gibi çok gizli hava araçlarinin test sahasi olarak kullanilmistir. Son yillarda, 51. Bölgenin hemen güneyinde, Papoose Dry Lake yakininda yer alan ve S4 Bölgesi olarak bilinen yerde, ele geçirilen uzayli araçlarinin tekrar islemden geçirilerek test uçuslarina çikarildiklarina dair çok ciddi kanitlar vardir.

GROOM LAKE BASEIN FONKSIYONU NEDiR?

Groom Lakedeki üs , gizli helikopterlerin en son jenerasyonu için Amerikanin geleneksel test alani olmustur. U-2 , YF-12A , F-117A topluma açiklanmadan çok önce burada test edilen uçuslardir.

Amerikan Hükümeti önceleri bu üssün varligini kesinlikle kabul etmemekteydi, fakat daha sonra Sovyet uydusu tarafindan çekilen üssün fotograflari basina sizdirilinca Amerikan Hükümeti üssün varligini kabul etmek zorunda kaldi fakat bu üste yapilan çalismalari ve projeleri Ulusal Güvenligi ilgilendirdigi için açiklamayacagini bildirdi.. Genel söylentiler ve üste çalismis üstdüzey askeri ve sivil yekililer ve de en önemlisi üs içinde gizli projelerde çalismis bilimadamlarinin itiraflari, üste , havacilik izlemeleriyle Auroradenilen ultra-yüksek hizli casus uçak , bir çok çesit , insan bulunmayan havasal kesif araçlari , gizli helikopterler ve F-117A için bir yer degistirme gibi bir çok olasi yeni çok gizli uzay araçlarindan ve dünyadisi kaynakli projelerin üretildigine dair bilgilerini dogrulamaktadir..

Fakat Groomdaki çogu aktivite , sadece askeri esas kadrodaki kimseler yararina dünyasal silahlari ve sistemleri test etmektedir.






51. BÖLGE ve UFOLARLA iLGiSi ...

Bu bölge , test uçuslarinin yapildigi UFO gözlemleriyle doludur. Evet 51. Bölge'de, basta 1947 Roswell'de düsen UFO enkazi olmak üzere, birçok olayda ele geçen UFO enkazlari ki bunlarin enaz 9 tane oldugu söylenmekte, bölgedeki yeralti hangarlarinda tutulmakta ve bunlar üzerinde bilimsel ve teknolojik amaçli arastirmalar yapilmaktadir.

Bob Lazar askeri yetkililer tarafindan Los Alamos'tan 51. Bölge'deki S-4 denilen bir alanda , Groom Lakein güneyindeki Papoose Lakede bir askeri üste dünya disi kaynakli uçan cisimlerin teknolojisi ve propulsion sistemlerini çözmesi için getirilen bilimadamlarindan biridir. Lazar dedigine göre, kendisi ele geçmis olan bir UFO'nun reverse engineer tersine mühendislik" ile ilgili kisminda çalismis, fakat orada bulundugu süre içinde hiç dünyadisi varlikla karsilasmamistir.

Lazarin iddia ettigi egitimsel belgeler kesinlikle dogrulanmis ve üste çalistigi , vergi ve maas bildirisinden de dogrulanmistir. Lazar'in bu konuda 1989 yilinda kendini basin ve televizyonlar araciligiyla desifre etmesinin nedeni öldürülme korkusundandir. Çünkü kendisi, en yakin arkadasina çalistigi gizli projeleri anlatmis ve bir gece arkadasiyla birlikte 51.Bölge'nin etrafinda gizlenerek arkadasina gece 03'ten sonra talim yapan UFO'lari izlerken , güvenlik timlerine yakalanmislar ve 3 gün ve gece boyunca sorguya çekilmislerdir. Öldürülme korkusuna kapilan Lazar çareyi kendini desifre etmekte bulmus ve ilk önce Las Vegas Tv 'den ünlü programci George Knapp olmak üzere, CNN Larry King'te dahil birçok Kanala çikmistir.

Lazar'in bu akilli davranisi hem hayatinin kurtulmasina hem de Amerka'nin yillardir tüm Dünyadan gizledigi 51. Bölge'nin desifre olmasini saglamistir. Lazar , iddialarini ilk olarak televizyon röportajlarinda yaptigi için , bir çok merakli kisi , uçan uzay araçlarinin, UFO 'larin pariltisini yakalamak için üsse en yakin kamu alanlarina gelmeye baslamislar. Bir çok insan burada UFO gözlemlemis ve hatta bazilari manevralar yapan bu isikli cisimleri filme almayi basarmistir..Bu görüntüler dünya televizyonlarinda birçok belgeselde gösterilmistir..( Türkiye'de de UFO Gerçegi programlarinda da bu görüntülere yer verilmistir.)




ZiYARETÇiLER NEREYE GiDiYOR?

Las Vegas;dan 130 mil kadar uzaklikta , issiz Nevada Otoyolu 375;de Mile Marker LN 29.5de , yöreden bir çiftçi tarafindan kullanilan tek bir posta kutusu vardir. Black Mail Box ( siyah posta kutusu [ simdilerde beyaz] ) , bu genis otobandaki tek sinir noktasi oldugu için burasi , inançli insanlarin geldigi yerdir. Bu sinirin öte tarafi olan 51. Bölge topraklarina giris kesinlikle yasaktir. Etrafa girilmez ve güvenlik güçleri girenleri öldürme yetkisine sahiptir yazili büyük levhalar vardir ve hertaraf güvenlik kameralariyla çevrilmistir. Ne karadan ne de havadan bu çok gizli üssün 30 mil etrafina hiçkimse yaklastirilmamaktadir.

Sinira yakin olan kamu alaninda 51. Bölgeyi uzaktan görebilen iki görüs noktasi bulunmaktadir: Bunlar , White Sides ve bir ziyaretçinin yasal olarak görebildigi bir hava kuvvetleri üssü bulunan Freedom Ridgedir. Belli bir uzakliktan Tibakoo Peak Dagindan , hala üssü görebilirsiniz. Fakat issiz , çamurlu bir yolda bir-bir buçuk saatlik yorucu bir yolculugu göze almalisiniz.

CAMMO DUDES NEDiR?

Bu , çok gizli askeri siniri devriye gezen , adi bilinmeyen özel güvenlik gücü için bulunmus bir takma isimdir. Onlar rozetsiz ve tedbil-i kiyafet gezerler , beyaz veya siyah Cherokee jeepler kullanirlar. Sinira birkaç mil yaklasan her ziyaretçiyi izlerler. Fakat baglantiyi engellemek için daima kontrol altindadirlar.

BU ALANI ZIYARET ETMEDEKi TEHLiKELER NELERDiR?

En büyük tehlike , tellerle çevrilmemis askeri alandan dikkatsizce geçmektir. Eger geçerseniz , hemen yakalanir ve binlerce dolar para cezasi ödersiniz. Yolun sinira yaklastigi her nokta ; GEÇILMEZ ! ASKERI BÖLGEDIR ! YASAK ALAN ! levhalariyla açikça belirtilmistir. Sinirin yönünden emin olmadan dikkatsizce yürümek yanlistir. Levhalar görülemedigi için gece yürüyüs yapmak tehlikelidir. Baska bir tehlikede , araba kullanirken , aracinizin issiz çamurlu yola saplanip kalmasidir. Kuma saplanip suyunuzun bitmesi , öldürücü olabilir.











Bu bölgeden sızdığı iddia edilen bazı raporlara göre, 51. Bölge’de uzaylılara ait olup hala uçabilen UFO’lar test edilmekte. Hatta bu uzay gemileri baz alınarak mühendislerin insanlar için bir UFO dizayn ettiği de söylentiler arasında.

Hükümet Reddediyor

Amerikan hükümeti 51. Bölge'nin varlığını çok uzun süre reddetti. Aslında birçok kişinin bildiği bu gerçek, yıllar sonra bir fotoğraf sayesinde kanıtlandı.

1988 yılında bir Sovyet casus uydusu bölgenin resimlerini çekmeyi başardı ve her yerde yayınladı. Böylece hükümet 51. Bölge’nin gerçek olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.

Tesisin aslında U-2 casus uçaklarını dizayn etmek için tasarlandığı belirtildi. Fakat tesis zamanla orijinal boyutunun katlarca üstünde bir büyüklüğe ulaştı.

İçerden ulaşan kaçak video ve fotoğraflarla gizli bölge üzerinde inanılmaz manevralar yapan uçaklar görüntülendi.

Uzman videosunu izleyin: UFO tipleri nelerdir?

Kaçak ele geçirilen bu raporlarda, aynı zamanda yaşayan ve ölü uzaylılar ile geleceğin tasarımı olduğu söylenen uzay gemileri de gösterildi. Ancak Amerikan hükümeti bütün bu söylentileri hala reddediyor.

Olağanüstü Güvenlik Önlemleri

51. Bölge'nin bu kadar ilgi odağı olmasının en önemli nedenleri aslında alınan olağanüstü güvenlik önlemleri ve bölgede yapılan her türlü faaliyetin tamamen gizli tutulması.

Bölge, Nevada Test Sahası ve Nellis Hava Kuvvetleri Sahası ile çevrelenmiş durumda. Bu topraklara giriş kesinlikle yasak ve hem havadan hem de karadan sağlanan önlemlerle bölgenin 30 mil yakınına kadar kimse yaklaştırılmıyor.

51. Bölge’nin her tarafı güvenlik kameralarıyla çevrili ve güvenlik “Cammo Dudes” adı verilen özel görevliler tarafından sağlanıyor.

Sınıra yaklaşan kişiler önce bu görevliler tarafından uyarılıyor. Eğer belli bir sürede bölgeyi terk etmezlerse yüksek para cezaları ödemek zorunda kalıyorlar.

Ancak bütün bu uyarılara rağmen istenmeyen bir durum söz konusu olursa, güvenlik güçlerinin sorun yaratan kişiyi öldürme yetkisi bulunuyor. Bütün bu olağanüstü güvenlik önlemleri ve dedikodular 51. Bölge’yi daha da gizemli hale getiriyor.



Roswell Alien Autopsy - Roswell Uzaylı Otopsi ile liselimnetNew Mexico'nun, Roswell bölgesindeki kaza ve sonrasında meydana gelen gelişmeler...

2 Temmuz 1947: Roswell'de yaşayan bir çift, evlerinin yakınında UFO gördüklerini bildiriyorlar. Bölgedeki ilk işaret böylece verilmiş oluyor.

4 Temmuz 1947: Gece saat 23.30'da Roswell yakınlarında bir UFO yere çakılıyor. UFO'dan etrafa yayılan parçalar, William Mac Brazel adlı çiftçinin arazisinde bulunuyor. Aralarında "Fransisken Tarikatı"ndan rahiplerin de bulunduğu çok sayıda tanık, UFO'nun yere düşerken çizdiği rotayı gözlemlediklerini bildiriyorlar.

5 Temmuz 1947: Askeri yetkililer bölgeyi ziyaretçilere kapatıp uzay cismine ve içinde bulunan mürettebata el koyuyorlar. Aynı gün, çiftçi Mac Brazel, arazisinde aynı cisme ait gözden kaçmış kalıntıların da olduğunu fark ediyor.

6 Temmuz 1947: Cisimle ilgili kontrol çalışmaları devam ederken, Mac Brazel bulduğu diğer kalıntıları da alıp Roswell şehrine gidiyor. Bu arada şehir halkı UFO kazası ile ilgili bir şeyler duymuştur.

7 Temmuz 1947: Roswell şehri güvenlik yetkilileri, Mac Brazel'ın getirdiği parçaları teslim alıyorlar.

8 Temmuz 1947: Bir basın mensubu, Mac Brazel'in yetkililere teslim ettiği parçalarla ilgili haberi, gazetesinde yayınlıyor. UFO meselesi henüz askeri bir sır durumunda değildir. Aynı gün askeri yetkililer, gazetede çıkan haberi yalanlıyor ve buluntuların kaza yapan bir UFO'ya değil, sadece bir meteoroloji balonuna ait olduğu iddiasını ortaya atıyorlar.

Sonras ıysa dinlemeye ve tanıklık etmeye alıştığımız türden bir senaryo ile gelişti. Yani diğer UFO olaylarındaki gibi, Amerikan Hükümeti UFO gerçeğini halktan ve basından gizleme kararındaydı. Cesetlerle birlikte UFO'dan geriye kalanlar bir hava üssüne taşındı. Dünya Dışı Varlığı tanımanın ve fizik özelliklerini dünyalılarla kıyaslamanın en basit yolu ise, otopsi yapılmasıydı. Gizli bir şekilde otopsi gerçekleştirildi ve otopsi çalışmaları filme alındı.

Orduda görevli kameraman Jack Barnett yıllar sonra tüm çevreleri ayağa kaldıran otopsiyi filme aldığını açıkladı. 90 dakikadan biraz daha fazla süren bu filmde, belki de dünyanın en büyük sırrı gizliydi... Film yıllar boyunca hükümet tarafından açığa çıkarılmadı. Ancak bazı iddialara göre, Başkan Truman da otopsi salonundaki tanıklardan biriydi...

Günümü ze gelindiğinde, filmin dünya insanıyla tanışmasını sağlayan İngiliz gazeteci ve televizyon program yapımcısı Ray Santilli'nin iddialarına göre, kameraman Barnett, filmin bir kopyasını çıkartmayı başarmıştı.

1993 yılında Santilli, büyük şirketler adına çalışan Barnett'i, Elvis Presley hakkında belgesel bir film yapmak amacıyla ziyaret etti. Oysa artık 82 yaşında olan eski kameraman Barnett yıllar önce Amerikan Hava Kuvvetleri'nden çaldığı bu değerli kanıtı daha fazla saklayamayacağım ve bu gerçeğin dünya insanıyla paylaşılması gerektiğini söylüyordu.

Barne tt'in ne denli misyoner ruhu taşıdığı bilinmez, bol sıfırlı bir çek karşılığında sattı filmi Santilli'ye... Bundan sonra da dünya basınını ayağa kaldıran uzaylı varlık otopsisi yavaşça dışarıya sızmaya başladı.

Film önce BBC aracılığıyla dünyaya tanıtıldı. Başlangıçta sadece araştırmacılara ve bilim adamlarına ayrıcalık gösterilirken kısa sürede otopsi masasında yatan uzaylı cesedi Avrupa'da ve gezegenimizin diğer bölgelerinde en çok satan dergi kapaklarında görülmeye başlandı. Karşı çıkanlar, destekleyenler, UFO araştırmacıları, doktorlar ve sadece meraklılar bile türlü fikirleri öne sürüyorlardı artık...

Acaba çağdaş dünya insanı ilk defa bu film aracılığıyla mı bir uzaylı varlığın neye benzediğini görme şansını yakalıyordu? Yıllardır beklenen gerçek kanıt ayağımıza gelmişti ve iddialar doğrulanacak gibi görünüyordu...

Oy sa ülkelere ve dönemlere yayılmış biçimde, kaçırılmalara, yakın karşılaşmalara tanık olanların bildirdikleri de vardı. Ve bu birinci elden tanıklıklardan uzaylıların beden yapılarıyla ilgili genel bir şablon çıkartmak mümkündü. Ortak noktalar tam 20 maddede sıralanıyordu. Roswell cesedini incelemeden önce herkesçe bilinen uzaylıların neye benzediğini hatırlamakta yarar var:

UZAYLILAR'I N TESPİT EDİLEBİLEN ORTAK FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

1- Varlıkların boyu genellikle l ila 1.50 m arasında değişiyor. En uzun olanları ise 2 m civarında.

2- Baş, insan görünümü taşısa da bedene kıyasla çok büyük kalıyor.

3- Gözler büyük ve çukura kaçmış, birbirlerinden ayrı, ya da normal insan gözünden çok daha geniş. Uzak doğulu izlenimi verircesine çekik.

4- Kulak benzeri işitme organlarına ya da başın iki yanında yer alabilecek çıkıntılara sahip değiller.

5- Burun göze çarpmayacak kadar belirsiz.

6- Ağız düz bir çizgi veya yarık biçiminde. Yok olan kulaklar gibi işlevini yitiren ağız da beslenme ya da ses yoluyla iletişim, konuşma amacıyla kullanılmıyormuşçası na silikleşmiş.

7- Boyun dikkati çekecek kadar ince.

8- Saçlar... Kimi tanıklara göre uzaylıların saçları yok. Bazı tanıklarsa başın tepe bölgesinde hafifçe renkli bir leke gördüklerini söylüyorlar. Bedenin hiç bir bölgesinde tüye rastlanmıyor.

9- Gövdenin tümü zayıf ve küçük olarak tanımlanıyor. Olayların çoğunda gövde bir tür giysi ya da üniforma ile örtülmüş durumda. Karında göbek deliğine rastlanmıyor.

10- Kollar son derece ince ve uzun. Hatta bazen dizlere kadar iniyor.

11- Eller, dört parmaklı. Baş parmak yok. İki parmak diğerlerinden daha uzun. Bazı gözlemciler tırnaklardan söz ederken, başkaları tırnak görmediklerini belirtiyorlar.

12 - El ve ayaklan tanımlayacak genel özellikler yok.

13- Cilt rengi tanıkların gözlemlerine göre bej, güneş yanığı, kahverengi ya da gri pembe olarak değişebiliyor. Bazı gözlemlerde ise; loş ışıklar altında maviye kaçan gri ten renginden söz ediliyor.

14- Uzaylıların diş yapısı hakkında hiç bir şey bilinmiyor.

15- Üreme organları ise hala sır niteliğinde. Bazı tanıklar, ne kadın ne de erkek üreme organına sahip olmadıklarını söylüyor. Klonlama ya da dünyada henüz bilinmeyen farklı yöntemlerle üredikleri düşünülebilir.

16 - Kimi olaylarda dünya dışı varlıklar sanki aynı kalıptan yapılmışçasına birbirinin eşi, benzer görüntüler ve biyolojik özellikler taşıyorlar.

17- Beyin kapasiteleri bilinmiyor.

18- Kan... Bedenlerinde bir sıvı var ama bildiğimiz kana benzemiyor.

19- Beslenme... Katı ve sıvı besin ürünlerini tanımıyorlar. Ele geçen UFOların hiç birinde gıda maddesine rastlanmadı. Sindirim sistemi ve rektal bölgeye sahip değiller.

20- Söz konusu özellikler taşıyan dünya dışı varlıklara genelde insansı ya da hümonoid adı veriliyor. Ancak hangi güneş sisteminden geldikleri hala bilinmiyor. Bizim güneş sistemimizin farklı bir bölgesine ait olup olmadıkları hakkında da bilgimiz yok.

Evet, bu genel bilgilerden sonra Roswell otopsisi hakkında bazı yorumlarda bulunmak mümkün. Basına yansıyan "Otopsi Filmi" gerçek miydi?

Ayrıntılar ını seçmekte zorlandığımız ameliyat salonunun orta yerinde, otopsi masasında yatan cesedin boyu 1.40 civarında. Baş normal insan başının neredeyse iki katı kadar gelişmiş. Gözler tıpkı bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz uzaylılarınki gibi kocaman, parlak ve siyah.

Ne başta, ne de bedenin diğer bölümlerinde tek bir tüye bile rastlanmıyor. Buna kaşlar ve kirpikler de dahil. El ve ayak parmaklarının sayısı ise altı. Karın hamile izlenimini verircesine şiş, oysa yapılan araştırmada varlığın içinde gelişmekte olan bir canlıya da rastlanmıyor. Dahası uzaylının cinsiyetini kestirmek de mümkün değil. Erkek ya da dişi olduğunu gösterir üreme organları bulunmuyor çünkü.

Buraya kadar Roswell yaratığının dış görüntüsü 20 maddelik listeyle kıyaslandığında benzer özellikler taşıyor... Ancak sıklıkla vurgulanan zayıf uzaylılar kavramından uzak olduğunu görüyoruz. Çünkü Roswell varlığı oldukça kilolu, yağlı, hatta gelişmiş kasları olan bir bedene sahip. Boyu tanıklıklarda söylendiği gibi kısa, ama bu kadar kısa boyda gelişmiş kas yapısı inandırıcı olamıyor...

Sonra izole edici beyaz giysilere bürünmüş doktorlar, alışılmış bir beceriyle cesedi parçalamaya başlıyorlar. Bisturi (görebildiğimiz kadarıyla) önce göğüs ve karın boşluğunu iki yana açıyor... Bedenden dışarı çıkartılan organlar, siyah beyaz ve titrek kamerayla çekilmiş, filmde dikkatimizi dağıtıyor.

Gerçek mi, yoksa dünyayla alay etmek amacıyla hazırlanmış bir kurgu mu karar veremiyorsunuz. Biraz daha dikkatle bakınca ya da göz ilk sahnelerin heyecanını atınca, bu ölü uzaylının pek de o kadar uzaylı olamayacağını düşünmeye başlıyorsunuz. Ekrandaki görüntü, bir uzaylının bedeninden çok, bir mankene benzemeye başlıyor...

Otops i uzmanları ve işi iyi bilen patologlar filmi tekrar tekrar incelediklerinde filmin düzmece olma ihtimali üzerinde duruyorlar. Onlara göre dünya dışı bir varlık, iç organları ele alınmadan önce dış yapısıyla incelenmeli. Oysa otopside varlık incelenmiyor, adeta parçalanıyor. Doktorlar sanki cesedi önceden çok iyi tanıyorlarmış gibi hareket edip bedeni açmaya başlıyorlar.


Ro swell Otopsisi'nden bir görüntü

Başın büyüklüğüne göre ise kafatasından çıkartılan beyin çok küçük kalıyor. Bu durumda beyinin de uygun büyüklükte olması gerekir. Bu otopsi gerçek patologlar tarafından değil, cerrahlar tarafından yapılmış. Oysa Amerikan Hava Kuvvetleri USAF'ın dünyayı sarsacak bu olay için en iyi patologları çağırması gerekirdi. Neden sıradan cerrahlarla yetindiği düşündürücü.

Otop si şartları da inandırıcı olamıyor. Çünkü gerçek bir ölüm sonrası incelemede varlığın ağzı açılıp bakılmalıydı, bu yapılmıyor. Ölü olduğu kabul edilen varlığın her iki eli de aynı biçimde duruyor ve parmaklan yukarı doğru açılmış. Böyle bir rastlantı kabul edilemez, ölüm sonrasında eller birbirinin kopyasıymış gibi görüntü alamaz.

Evet... Film sayısız uzman tarafından incelendi. Bu arada Kodak firmasıyla bağlantı kuruldu ve Kodak söz konusu filmin 1927, 1947 ya da 1967 yıllarından birinde üretilmiş olduğu raporunu verdi. En azından uydurma da olsa, sahneler demek ki geçmişte üretilmiş bir filme alınmıştı.

Dünya basını uzaysal otopsi tartışmaları yaparken, bu garip senaryoya, ünlü yönetmen Steven Spielberg ve 1947 kazasıyla ilgili çekeceği yeni filmi de girdi. Spielberg, Hollywood yönetmenlerinin belki de en Ufolojik olanıydı... "Üçüncü Türden Yakın Karşılaşmalar" ve "E.T." gibi unutulmaz başyapıtlarına, bir sonuncusunu ekleyerek unutulmaz bir üçleme yapmak istiyordu.

Büyük olasılıkla çekeceği son filmin adı da, "Majestic" ya da "Proje X" olacaktı. "Majestic 12", o yıllarda Başkan Truman'ın UFO olaylarını araştırmak amacıyla kurduğu örgütün adıydı. Bilim ve sanat çevreleri, Spielberg'in yeni filminde gerçek belgesel görüntülerle kendi çekeceği sahneleri birarada kullanacağını konuşur olmuştu... Acaba bu görüntüler Spielberg'in yeni filmi için özenle çekip dikkatle saklayamadığı sahnelerden mi ibaretti?...

Tüm bu sorular UFO çevrelerini kuşkuya düşürürken, yapımcı Ray Santilli'nin temsilcisi Chris Carey ismi kulağa gelmeye başladı. Chris Carey özellikle bilim kurgu filmlerinde kullanılan uzayla ilgili tüm nesnelerin ve uzaylı varlıkların kopyalarını üretmekteki başarısıyla tanınan bir uzmandı. Lasteksten yapılan figürler, usta ışıkçılar ve özel efektler sayesinde inanılmaz derecede gerçek görüntüsünü verebiliyordu...

Olaylar gittikçe dağılırken, parçalanan uzaylı cesedinin ne olduğu ise, gizemini koruyordu... Adli tabipler incelemelerini ancak televizyon ekranından yapabildiler. Ve sonuç bugün bile şüpheli... Bir gurup araştırmacı uzaylı varlığın gerçekliğini savunurken, geri kalanlarsa Amerikan Hükümeti'nin UFO gerçeğini küçültmek, alaya almak ve UFO araştırmacılarını halkın gözünde değersiz kılmak amacıyla bu sahteciliğe girdiklerini iddia ediyorlar.

Amerik an Hava Kuvvetleri 1947 kazasını önce kabullendi, daha sonra ise ellerindeki parçaların bir meteoroloji balonuna ait olduğunu ileri sürdü. Bu ani karar değişikliği huzursuzluk vericiydi. Kaza sonucu parçalanan uzay cismine UFO ya da Uçandaire adı verilse de, Roswell olayında parçalanan cisim üçgen biçimindeydi, yani tıpkı Kenneth Arnold'un gözleminde karşılaştığı üçgen biçimli uçan cisimler filosu gibi. Kimi tanıklarsa, parçalanan UFO'dan çıkan varlıkların yaşadıklarını söylediler...













51.BÖLGE - RESMİ TANIK
BOB LAZAR

1989 yılında Bob Lazar adında bir fizik mühendisi, Las Vegas televizyon istasyonlarından biri olan KLAS’da bir basın açıklaması yapmış ve S4 Bölgesi’nde UFO’ları yeniden oluşturmayla ilgili mühendislik projesinde görev almış olduğunu iddia etmişti. UFOların yerçekimini itici güç sistemine dayalı motorları üzerinde çalışmalar yaptığını söyledi. Bunların güç kaynakları bir anti-madde reaktörüydü.

Lazar orada kendisine gösterilen uzay aracın bizim medeniyetimizden binlerce yıl daha gelişmiş seviyede bir teknolojiye sahip olduğunu ancak görünüşe göre bizlerden daha kısa varlıklar için yapıldığını vurgulamıştır. Lazar açıklamalarına ayrıca adı geçen bölgede dünya dışı varlıklara ait 9 adet disk şeklinde uzay aracı olduğunu da eklemişti:

“Bu disklerden bir tanesi İsviçreli Eduard Billy Maier adındaki temasçının 1970 yılı ortalarında fotoğraflarını çekmiş olduğu ve Pleiades takım yıldızından geldiği iddia edilen araca benziyordu.”

Lazar, takip eden aylarda kendisiyle yapılan röportajlarda, hikayesini daha ayrıntılı bir şekilde anlatmış, 51. bölgede bulunan birbirlerinden tamamen farklı disk şeklindeki 9 araç için yakıt olarak 223 gramlık –o zamanlarda henüz keşfedilmemiş bir element olan– element 155’in kullanıldığını açıklamıştı:

“Bu element daha çok yanık turuncu renginde olup çok yumuşaktır. Öyle ki tırnağınızla üstüne çentik bile atabilirsiniz. Ancak çok ağırdır. Elementin bir parçasını kaldırdığınızda onun kurşun olmadığını hemen söyleyebilirsiniz. Şaşırtıcı derecede ağırdır.”

Las Vegaslı bir araştırmacı-gazeteci olan George Knapp Lazar’ın geçmiş iş yaşamı araştırmış ve önceden gerçekten de Los Alamos’ta yaşadığını ve oradaki Las Alamos Ulusal Laboratuarı’nda fizikçi olarak çalıştığını doğrulamıştır. Ayrıca Lazar’ın iddia ettiği dönemlerde 51. Bölge/S4’de çalıştığını yasal olarak da onaylanan çalışma kayıtları, Donanma İstihbarat Departmanı’ndan sağlanmıştır.

Lazar’ın fizik, elektrik mühendisliği ve itici güç sistemleri alanlarındaki sağlam ve güvenilir geçmişi nedeniyle kendisiyle pek çok görüşmede bulunulmuştur. Bugüne kadar işi, üssü, çalışma arkadaşları ve yapımı oldukça zor olan uzaylı araçları hakkında çok detaylı tarifler ve bilimsel bilgiler sunmuştur.

HAVA İSTİHBARAT MERKEZİ ÜYESİ ANLATIYOR:

51. Bölgede görülen disk şekilli cisimlerle ilgili diğer bir olay, bir Hava Kuvvetleri emeklisi olan gazeteci Robert Dorr tarafından bildirilmiştir. Dorr, 1953 yılı Nisan ayında Nellis test üssünde görev yapan Hava Teknik İstihbarat Merkezi takımının bir üyesinin, kendisine, yeniden düzenlemesi yapılmış bir uçan dairenin görgü şahidi olduğunu ihbar ettiğini belirtmişti. Cismin tanzimi, söylendiğine göre, Doğu Kıyısında gerçekleştirilmişti.

“O, 8,5 m. çapında kusursuz bir diskti. Kalınlığı çemberin çevresinde 30 cm.den başlarken ortaya doğru 3,5 metreye ulaşıyordu. Savaş uçaklarınkine benzer yükseltilmiş bir kokpiti, hemen altında da onu çevreleyen 150’ye 150 cm. uzunluğunda ve 2 metre yüksekliğinde bir alan vardı. İtici güç sistemi tamamen mahvolmuştu, aygıtlar ve elektrik tertibatı tanıdık materyalleri içermesine rağmen neredeyse anlaşılmaz görünüyordu. Cisim, dünyanın yörüngesindeki bir ana gemi tarafından yönetilmek üzere dizayn edilmiş küçük bir araç olduğu kanısını uyandırıyordu. Boyutlarından ve hasar görmüş oturma yerlerinden anlaşılabileceği üzere, içinde görünüşe göre insan benzeri uzuvlara sahip 2 mürettebatı taşıyabilecek şekilde tasarlanmıştı, ancak bunlar çok daha kısa boylu varlıklar olmalıydı. Bu aracı bir insan pilotun sığabileceği şekilde tekrar dizayn etmek aylar sürmüştü.”

DAHA ÇOK TANIK:

Atomik Enerji Komisyonu’ndan ‘Q’ tipi [çok gizli bölgelere giriş izni] ve servisler arası Top Secret (Çok Gizli) geçiş iznine sahip Mike Hunt 1960’lı yıların başında 51. Bölge’de, radar bakımıyla meşgul olduğu sırada disk şeklinde bir hava aracını gördüğünü itiraf etmiştir.

Yeminli ifadesinde “sadece bir kere UFO gördüm” diyen Hunt şöyle devam etmiştir: “Araç, binaların arkasına yarı saklanmış bir şekilde yerde duruyordu. İlk gördüğümde, kuyruğunun ve kanatlarının olmadığını fark edene kadar onun küçük bir özel uçak olduğunu düşünmüştüm. Ondan yarım mil kadar uzaklıktaydım ve bu uzaklıktan gördüğüm kadarıyla araç yaklaşık 6 ya da 9 metre çapındaydı ve cilalı parlak alüminyumdan ziyade kalay ve kurşun karışımı gibi bir renkteydi.”

Hunt, birçok kere uçan daire kalkarken ya da inerken orada bulunduğunu, fakat onu izlemesine hiçbir zaman izin verilmediğini kaydetti. Ayrıca, Tonopah yakınlarındaki radar istasyonunun kuzey ucunda görev yapan radar operatörü Richard Shakleford da Hunt’a, test alanının üzerinde sık sık UFOları gördüğünü fakat kendisine onları görmezden gelmesi emredildiğinden bahsetmiştir.

Mike Hunt, o sıralarda 51. Bölgede –‘Kırmızı Işık Projesi’ ya da ‘Kırmızı Işık’ olarak bilinen- uçan dairelerle ilgili son derece gizli bir programın yürütüldüğünü biliyordu. Hunt, ayrıca kendisinin etrafta herhangi bir şey görüp görmediğine dair sorgulandığını da eklemiştir... “Her ne görmüş olursam olayım, orada gördüklerimle ilgili en ufak birşey dahi konuşursam başımın büyük belaya gireceği sıkça hatırlatılıyordu. Oradaki güvenliğin ne kadar sıkı olduğunu asla tarif edemem.”

1989 yılından beri, Japonya’dan da olmak üzere birçok uzak yerlerden gelen pek çok kişi ve haber ekibi, 51. Bölge üzerinde yerçekimine karşı yaptıkları hareketleri, manevraları ve kapasiteleri ile ordunun geleneksel araçlarının çok ötesinde bir teknoloji sergileyen, garip, parlak araçları fotoğraflamış ve kameraya almışlardır.

UFO TEKNOLOJİSİ

Bugün için gerçek anlamda yakın yıldızlar ve galaksiler arasında bir şehirden diğerine yol almak kadar hızlı yolculukları düşlüyorsak ışık hızı bariyerini dolayısıyla bizi ve hız limitlerimizi sınırlayan/belirleyen zaman ve boyut faktörünü aşacak uzay araçlarına ihtiyacımız olacaktır. bu anlayış içerisinde derin uzay yolculukları ve zamanda yolculuk konusunda ciddi adımlar atmaktan söz edeceksek bir üstuzay yolculuğunu düşünmüş olmamız gerekir..üst uzay bizim toplumumuz için hala büyük bir sırdır ve henüz albert einstein üstadın genel görecelik ve yüzyılın kuantum fiziği ufkunda beliren kurt delikleri kuramları çerçevesinde anlaşılmaya çalışılan bu gerçek henüz tam olarak kabül görmüş ve anlaşılmış değildir.

Bob Lazar 'ın hikayesi: Bob Lazar nevada'daki ünlü 51.bölge'de bulunmuştu. Aslında bir fizik uzmanı olan lazar, ABD hükümeti tarafından resmen görevlendirilmişti. Lazar'ın ifadelerine göre bu gizli üs'deki hangarların içinde ufo benzeri uçan disklerin deneyleri yapılıyor ve uçuş prensipleri deneniyordu. lazar; disklerin uçabilmesi için adına ''yerçekimi amplifikatörü'' denen bir aygıt geliştirilmişti. Aygıtın planları dünya dışı canlılar tarafından hazırlanmıştı. iki tür ufo vardı, birisi ''omicron'' adı verilen bir gezegen veya bir yıldız çevresinde kısa yolculuklar yapabilen diskti. ''delta'' adlı diğer tip ise, uzay-zaman alanı içinde hareket edebilen ve bu şekilde yıldızlar ve galaksiler arası yolculuk yapabilen olağan üstü bir araçtı.bu diskler ve araçlarla ilgili bilgi vardı ve uygulanıyordu.

1989 yılında bob lazar adında bir fizik mühendisi, Las Vegas televizyon istasyonlarından biri olan Klass’da bir basın açıklaması yapmış ve s4 bölgesi’nde ufo’ları yeniden oluşturmayla ilgili mühendislik projesinde görev almış olduğunu iddia etmişti. ufoların ''yerçekimini itici güç sistemi'' ne dayalı motorları üzerinde çalışmalar yaptığını söyledi.iki mıknatısın birbirini itmesi yada çekmesi gibi yerçekimi dalgalarının tersi bir dalgada yerçekimine karşı kullanılabilmekteydi. bunların güç kaynakları bir anti-madde reaktörüydü.

lazar orada kendisine gösterilen uzay aracın bizim medeniyetimizden binlerce yıl daha gelişmiş seviyede bir teknolojiye sahip olduğunu ancak görünüşe göre bizlerden daha kısa varlıklar için yapıldığını vurgulamıştır. lazar açıklamalarına ayrıca adı geçen bölgede dünya dışı varlıklara ait 9 adet disk şeklinde uzay aracı olduğunu da eklemişti:
“bu disklerden bir tanesi isviçreli eduard billy maier adındaki temasçının 1970 yılı ortalarında fotoğraflarını çekmiş olduğu ve pleiades takım yıldızından geldiği iddia edilen araca benziyordu.”

lazar, takip eden aylarda kendisiyle yapılan röportajlarda, hikayesini daha ayrıntılı bir şekilde anlatmış, 51. bölgede bulunan birbirlerinden tamamen farklı disk şeklindeki 9 araç için yakıt olarak 223 gramlık –o zamanlarda henüz keşfedilmemiş bir element olan– element 115’in kullanıldığını açıklamıştı:

“bu element daha çok yanık turuncu renginde olup çok yumuşaktır. öyle ki tırnağınızla üstüne çentik bile atabilirsiniz. ancak çok ağırdır. elementin bir parçasını kaldırdığınızda onun kurşun olmadığını hemen söyleyebilirsiniz. şaşırtıcı derecede ağırdır.”

las vegaslı bir araştırmacı-gazeteci olan george knapp lazar’ın geçmiş iş yaşamı araştırmış ve önceden gerçekten de los alamos’ta yaşadığını ve oradaki las alamos ulusal laboratuarı’nda fizikçi olarak çalıştığını doğrulamıştır. ayrıca lazar’ın iddia ettiği dönemlerde 51. bölge/s4’de çalıştığını yasal olarak da onaylanan çalışma kayıtları, donanma istihbarat departmanı’ndan sağlanmıştır. lazar’ın fizik, elektrik mühendisliği ve itici güç sistemleri alanlarındaki sağlam ve güvenilir geçmişi nedeniyle kendisiyle pek çok görüşmede bulunulmuştur. bugüne kadar işi, üssü, çalışma arkadaşları ve yapımı oldukça zor olan uzaylı araçları hakkında çok detaylı tarifler ve bilimsel bilgiler sunmuştur.

Bob Lazar 'a göre ufo 'lar nasıl çalışıyor: lazar uçan disklerin bir anti-madde reaktörüne sahip olduğunu ve bu reaktörün yakıt olarak atom sayısı 115 olan bir elementi kullandığını ifade ediyor.lazar element 115 in dünyadaki elementler gibi tek yönlü değil, iki ayrı amaçla kullanılabilen bir element olduğunu belirtiyor ve açıklıyor; ''dünya biliminin henüz bilmediği ve özelliğini tanımlayamadığı yerçekimi enerjisi'' ni element 115 sağlıyor ki bunun adı a enerjisi, bu enerji element 115'in çekirdeğinden kaynaklanıyor ve yayılıyor, ikinci olarak da, element 115 anti-madde radyasyonunun kaynağı, bu da gereken hareket gücünü oluşturuyor.lazar'ın anlatımına göre adı geçen çekim veya uçuş amplifikatörü'nün sistemi a enerjisini bir yere odaklayarak, uzay- zamanın bükülmesini sağlıyor, uzay-zaman bükülümü ise,bir astro-fizik deyimi,basit bir anlatımla ışık hızından çok daha fazla bir süratle zamanın ve üç boyutlu uzayın dışında mekan değişimi olarak düşünülebilir. uzay-zaman bükülmesi yine bir astro-fizik tanımıyla bir kara delik' in çekim alanı kadar bir güç alanını oluşturuyor. böylece elde edilen dev enerji , ışık yılı gibi çok büyük uzaklıkların aşılmasını sağlıyor.

Lazar ekliyor; ''bir uzay-zaman bükülümü içinde yolculuk yapılırken, element 115, element 116 denen bir başka elemente dönüşerek bir anti-madde alanını da yaratıyor.anti-madde alanında oluşan zıt alan ise, element 116 sayesinde %100 enerjiye dönüşebiliyor.reaksiyonun ısısı sonucunda, ortaya çıkan elektiriksel enerji yeterli olduğu gibi, bir tür termo elektrik jenaratörü oluşturuyor. sözünü ettiğim a enerjisi, böyle sağlanırken, delta durumuna geçildiğinde a enerjisi, uzay-zaman bükülümünü sağlayınca bir tür kara delik ortaya çıkınca, ışık yılları aşılabiliyor...''

bob lazar: bu araçlar kendi çekim alanlarını yaratıyorlar.nasıl dünya herşeyi kendine doğru çekiyor ve yerde tutuyorsa, onlar bu yerçekimsel alanın bir benzerini kendilerine göre araç çevresinde yaratıp bu gücü bir hareket kaynağı olarak kullanmaktadırlar.bu araçlar kendi yerçekimsel atmosferlerini yaratabiliyorlar.dünya tüm maddeleri aşağı çektiği için onlarda aynı ortamı yaratıp aşama aşama kendilerini iten bir oluşuma geçebiliyorlar.disk şeklindeki uzay araçları bir tür atom reaktörüne sahiptirler.bir tür termoelektrik jenaratörü olan bu reaktör elektrik enerjisi üretiminde kullanılıyor.bu reaktörü çalıştırmak için element 115 denen yüksek oktanlı bir sıvı, element 116 denen bir başka elemente dönüşerek çekirdek parçalanması ile anti nükleeer tepkime meydana getirmektedir.bu işlem sonucu % 100 enerji dnüşümü gerçekleşerek reaktörde muazzam bir ısı oluşturulmaktadır.bu antimadde reaktörü bir tür anti nükleer enerjiyle işletilen mini bir termoelektrik santralidir.burdan elde edilen elektrik enerjisi dalga klavuzuna ve yerçekimi amplifikatörlerine sürülmektedir....