Duaların Sırrı
TAYFUN EREN BAĞCI 0 yorum


Dua, ibadetin özüdür. İnsanın, bedenen yeme ve içmeye muhtaç olduğu gibi ruhen de dua etmeye, yalvarıp yakarmaya ihtiyacı vardır. İnsan aciz bir varlıktır. İstediği her şeyi elde edemez; her ihtiyacını kendisi karşılayamaz; başına gelecek her bela ve musibete de karşı koyamaz. Kendi durumunu düşünen her insan Yüce Yaratana mutlaka ihtiyaç duyar, O’na dua ve niyazda bulunur. Bu ihtiyaç insanda fıtrîdir. Bu ihtiyaç, her vesile ile değişik şekillerde kendini gösterir.

Dua; inanma, dayanma ve isteme ihtiyacı içerisinde bulunan insanı; rahmeti sınırsız, mutlak kudret sahibi olan Allah’a bağlayan, manevi bir bağdır.

Dua; ıstırapların, maddi ve manevi dertlerin şifa menbaıdır. Dua, ümit ve huzur kaynağıdır; yaşama aşkını dirilten bir rahmettir. Peygamberimiz (s.a.v) duayı; rahmet kapılarının anahtarı, müminin silahı, dinin direği, ibadetin özü olarak nitelendirmiştir. [Tirmizi, No: 3368-69] Çünkü dua etmenin özünde Allâh’a teslim olmak, O’na kulluk etmek bilinci vardır.

Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.”[Mü’min, 40/60] Kullarım beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” [Bakara: 2/186] buyurarak, kendisine dua edilmesini istemekte, yapılan duaları da kabul edeceğini müjdelemektedir.

Kabul edileceğini ümit ederek dua etmeliyiz. Dualarımızı eylemle destekleyerek fiili duaya çevirelim. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kul, elini açarak Allah’tan hayır bir şey dilerse; Yüce Allah, kulunun elini boş olarak geri çevirmekten haya eder” [Tirmizi No: 3556] Bu hadîs-i şerîften; içtenlikle yapılan duaların kabul göreceği anlaşılmaktadır. Bir başka hadîs-i şerifte de: Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a, (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti, iyilik edenlere çok yakındır.” [İbn’i Hanbel, III, 18] buyurulur.

Yüce Allah:”Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin, O’na korku ve ümitle dua edin” [Ârâf, 7/55,56] buyurarak duanın nasıl yapılacağını bildirmiştir.

İnsan, sadece sıkıntılı olduğu zaman değil; rahatlık anında da çokça dua etmeli ki sıkıntılı anında yapmış olduğu duaları kabul görsün.

İnsan, elde etmek istediği şeyin maddi sebeplerine de baş vurmanın şart olduğunu bilmeli, bununla birlikte Cenâb-ı Allâh’a da dua etmelidir. Dua etmek hiçbir zaman bir Müslüman’ı tembelliğe sevk etmemelidir. Bir hastanın ilaç kullanmaksızın: “Allah’ım şifa ver” diye dua etmesi yanlış olduğu gibi; ilaç kullandığını düşünerek Allah’tan şifa dilememesi de doğru değildir.

Özetle, isteklerimizin gerçekleşmesi, sıkıntı ve dertlerimizin bitmesi için önce üzerimize düşeni yapmalıyız, sonra da Allah’a dua etmeliyiz. Duayı hayatımızın bir parçası haline getirmeli, her zaman Allah’a içtenlikle yalvarmalıyız.

Kaynak: Diyanet hutbesinden alıntıdır.

DUA



“Vermek İstemeseydi, İstemeyi Vermezdi”



Dua: Seslenmek, çağırmak, Allah’a yalvarmak, O’ndan dilekte bulunmak, O’na yakarmak. Dua, insanda fıtri bir olgudur.
‘’Dua kulluğun ruhudur; temiz ve samimi bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden insan, duasıyla: Bütün kainata hükmeden, en küçük işlerini ve en gizli arzularını bilen, sesini duyan, her haline aşina, her hareketinden haberdar olan birisinin var olduğunu gösterir. Ve anlar ki, bütün varlıkların seslerini işiten, onlara merhamet eden, dertlerine derman yetiştiren, her şeye erişen, her yere yetişen onun kudret elidir. Bu sebepledir ki, bütün dinlerde mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan şu veya bu şekilde dua eder. İnsanlar hayatları boyunca, üstesinden gelemeyecekleri birçok şeylerle karşılaşmakta, keder, sıkıntı, acz ve ümitsizliklere maruz kalmaktadırlar. Yüce Allah şöyle buyurur: ‘’İnsana bir darlık dokunduğu zaman yanı üzere yatarken, otururken yahut ayakta bize yalvarır, ama biz onun sıkıntısını giderince sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir.’’(Yunus, 10/12)
‘’(Denizde) onları gölgeler gibi dalgalar sardığı zaman dini yalnız kendisine has kılarak Allah’a yalvarırlar. Fakat o, onları kurtarıp karaya çıkarınca içlerinden bir kısmı orta yolu tutar, (birçoğu da inkar eder). Zaten bizim ayetlerimizi (öyle) nankör gaddarlardan başkası inkar etmez.’’(Lokman,31/32)
Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi dua, insanda fıtridir ve özellikle sıkıntılı anlarda Allah’a dua etmek, sadece samimi olarak Allah’a inananlara has bir durum değildir. Allah’a ortak koşanlar da bu gibi durumlarda Allah’a yönelir ve O’na dua ederler.
Dua ettikten sonra insan gönlünde bir ferahlık ve serinlik hisseder. İsteğinin yerine getirileceği konusunda ümidi artar. Bu yönüyle dua, insana bir şifa ve ruhi bunalımlara karşı koruyucu bir sağlık tedbiridir. Bu nedenledir ki, dua etmeyen toplumlar ruhen çökmüş toplumlardır.
Ayet ve hadislerde dua teşvik edilmiştir:’’Rabbiniz, şöyle buyurdu: Bana dua edin, size cevap vereyim (duanızı kabul edeyim)’’(Mü’minun,23/60)
Hz. Peygamber (s.a.s) de şöyle buyurur:’’ Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur.’’(Tirmizi, Daavat,1;İbn Mace, Dua,1)
Dua aynı zamanda bir ibadettir.’’Dua ibadetin ta kendisidir.’’(Tirmizi, el-Bakara Süresi Tefsiri,16)
O halde dua sadece Allah’a yapılmalı, araya başka biri aracı olarak sokulmamalıdır. Nitekim namazın her rekatında tekrar ettiğimiz Fatiha Süresi’nde: ‘’Sadece sana ibadet eder ve sadece senden yardım dileriz.’’(el-Fatiha,1/4) buyrulur.
Kullardan istenecek yardım, onların güçleri dahilinde olan bir şey olmalıdır. Güçlerinin yetmediği bir şey onlardan istenemez. Hatta kulların güçlerinin dahilinde olan bir şeyin yapılmasını kendilerinden istediğimiz zaman bile asıl sebebin Allah olduğunu, O’nun dilemesi olmadan o şeyin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bilmek gerekir.
Allah insana şah damarından daha yakındır ve O’nun insana merhameti, bir annenin çocuğuna merhametinden çok fazladır. Bir ayette şöyle buyurur: ‘’Kullarım sana beni sorunca, haber ver ki, ben şüphesiz onlara yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim.’’(el- Bakara, 2/186)
Duanın muhteviyatı, Allah’tan istenen meseleyle ilgili olmalıdır. Mesela yemek duası ayrıdır yolculuğa çıkıldığında yapılacak dua ayrıdır…Bir çok konuda Hz. Peygamber (s.a.s)’ den nakledilmiş dualar mevcuttur. Kur’an-ı Kerim’ de geçmiş peygamberlerin duaları zikredilir. Dua bu me’sur dualarla yapılabileceği gibi, kişinin kendi gönlünden kopanın anlatımı da olabilir. Ancak belli davranışlarda; mesela kabir ziyaretlerinde, yemeklerden sonra, helaya girerken, yeni bir elbise giyerken, yolculuğa çıkarken…Hz. Muhammed (s.a.s.)’den nakledilmiş dualarla dua etmek hem sünnet, hem de daha güzeldir.
Dua eden kişi gönülden etmeli, duasında iyi şeyleri isteyerek kendisi de o doğrultuda çaba sarfetmelidir. Kişi duasında samimiyetini tavırlarıyla da ortaya koymalıdır. Mesela duasında Allah’ ın emirlerine itaat eden samimi bir müslüman olmayı ifade ediyorsa, hareketleriyle de böyle bir müslüman olma çabası içerisinde olmalıdır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır:’’ Biliniz ki, Allahu Teala, kendisinden gafil bir kalbin duasını kabul etmez.’’ (Tirmizi,Daavat,64)
Şüphesiz ki Allah insanın kalbinden geçenleri ve ihtiyaçlarını bilir. Ancak dil ile dua etmenin insanın kendisinin eğitilmesi konusunda etkisi vardır. Ayrıca dua Allah’ın bir emrinin yerine getirilmesidir, bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’ de Hak Teala kendisine nasıl dua edileceğini kullarına öğretir, resullerinin dualarını bize haber verir. Müminler önce bu dualara bakmak ve böyle dualarla Allah’ ı zikretmek durumundadırlar. Gerçekten bilmediğimizi ve en güzelini öğreten Allah’ tır.’’…Ey rabbimiz unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma…’’(el-Bakara,2/286)
Eyüp Aleyhisselam,
‘’ Ya Rabbi, gerçekten benim başıma bela geldi. Halbuki sen merhametlilerin merhametlisisin.’’(el-Enbiya, 21/83)
Zekeriya (a.s),’’ Rabbim, beni yalnız bırakma…’’(el-Enbiya,21/89)
Adem (a.s), ‘’Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik. Eğer sen bizi affetmez ve bize acımazsan mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz.’’( el-A’raf,7/23) diyerek dua etmişlerdir. ‘’Beni Müslüman olarak öldür ve beni salih kullarına kat…’’(Yusuf,12/101) duası Yusuf (a.s)’ın;’’Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Ben zalimlerden idim.’’ Duası da Yunus (a.s)’ın duasıdır.
İmam Ahmed b. Hanbel’ in Ebu Said el-Hudri’den (r.a) rivayet ettiği bir hadiste: ‘’Duanın karşılıksız kalmayacağı, bilakis üç şeyden birinin mutlaka meydana geleceği; ya kabul ya ahrete bırakma yahut eda edilen dua oranında günahın affedileceği’’ beyan buyrulmuştur.
Müslüman müslüman kardeşi için dua edebilir. Rasulüllah, ‘’Kim bir hidayete çağırırsa, o hidayete tabi olanların mükafatının aynısı olanların mükafatından hiçbir eksilme olmaksızın bu kimseye de verilir.’’ buyurmuştur. ,(Müslim, ilm,16; Ebu Davud, Sünnet, 6; Tirmizi, ilm, 15)
Ebeveyn, kendilerine dua eden çocuklarının amelinden istifade eder: ‘’İnsanoğlu öldüğü zaman artık ameli kesilmiştir. Yalnız şu üç şey bunun dışındadır: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve dua eden Salih evlat’’ (Müslim, Vasiyet,14; Ebu Davud, Vesaya,14)
Rasulullah, ümmetinden kendisine dua etmelerini istemiştir. Cenab-ı Hak,’’O’ na salat ve selam getirin’’ (Ahzab, 33/56) diye emretmiştir. Mümin, Allah’tan peygamber için vesileyi isterse kıyamette o kimseye onun şefaati haktır. Rasulullah umreye giden Ömer (r.a)’e: ‘’ Bizi de duandan unutma kardeşim.’’ Demiştir.(Ebu Davud, Vitr,23; Tirmizi, Daavat 109;İbn Mace, Menasik 5) Rasulullah her zaman ümmetini sadece Allah’a kulluğa çağırmıştır.
Hz. İbrahim,
‘’Doğrusu benim Rabbim duayı işiticidir’’(İbrahim, 14/39) demiştir.
Hz. Peygamber (s.a.s): Biriniz dua edeceği zaman Allah’a hamd ve sena ile başlasın, Resulüne salavat getirsin ve bundan sonra artık dilediği duayı yapsın’’ buyurmuştur.( Ebu Davud, Salat, 358; Tirmizi, Daavat,65)
Sıkıntılı dönemlerde, zaruri ihtiyaçlar için hayır ve bereket vesilesi olması temennisi ile tavsiye ettiğimiz dualar:
Sıkıntılı dönemlerde geceleyin kalkıp Allah rızası için 4 rekat namaz kılın..Her rekatta Fatiha suresini, ardından da 10 kez Ayetülkürsi’yi okuyun..Namaz tamamlanınca başınızı ve elinizi göğe kaldırarak şu duayı okuyun:
‘’Allahümme inni eselüke ya Allah ya Allah ya Allah ya hayy ya kayyüm ya men la tehuzühü sinetün vela nevm ve eselüke allahümme bi hürmeti ayetel kürsi indeke en tefalli mahüve keza keza ve en tevelleni fi cemi mearibi ve mekasidi vema etlübü minke illa keza ve keza.’’
Zaruri ihtiyaçlar için önce aptes alıp 2 rekat namaz kılınarak..Fatiha’ dan sonra 7 kez Ayetülkürsi’yi okuyun..sonra sessiz bir yerde huşu halinde şu duayı yapın:
‘’ Ya Rab, ya Rab, ya Rab, ya Rab, ya Rab, ya Rab, ya Rab, ya Rab ya kadiyel hacet, ya kadiyel hacet, ya kadiyel hacet, ya kadiyel hacet, ya kadiyel hacet, ya kadiyel hacet. Allahümme eğnini bike ammen sivake ganiyyüğinini an külli hazin yed-u ila külli zahirin haklin ev batine emrin ve belligini muradi verfani fi derecetin müntahai ve eşhüdni vucud bil rüya vel surur bi ala sırat tenzili ilen nihayeti vel cudi ilel bidayati hatta yenkatulin kelam ve tesküt hareketül enami ve tümha bi kati noktatil ayni ve yenübül vahidi anil isteyni Allahümme yessir aleyye minel yüsri ellezi yessertehü ala keserin min ibadike ve eyyidni bizalike binurin şaşaani yahtafubihi basaru külli hasidin makamin vağnini ammen sivake gına sebete bihi fakri ileyke inneke entel ganiyyül hamid. Allahümme inni eselüke en tuğniye fakri ve tiyessiü emri ve tücbirü kesri ve en takdi haceti ve hiye keza keza.’’



Duaların Sırrı

"Eğer sizin duanız olmazsa ne ise yararsınız ?" buyurmakta Yüce Mevla.
Duanın gücünü hepimiz hayatımızda bir şekilde yaşamışızdır. Büyüklerin eli öpüldüğünde onlardan dua istenir. dua et yeter denilir. Kiminin parası kiminin duası deyisinde de dikkat çekilmek istenen kelime Duadır. Hayal bile edilemeyecek şeyleri gerçekleştiren, üzgün yüzlerin bile gülümsemesine sebep olan yine Duanın gücüdür. Dua aslında yaratıcıyla olan bağlantının teyidi bir yerde ispatidir. DUA yaptığın kadar kul, kabul edildiği kadar sevgilisindir Rabbin katında.

Kuran'a Göre Dua

"Çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek" anlamlarına gelen dua, Kuran'a göre "kulun bütün benliğiyle Allah'a yönelmesi" ya da "gücü sınırlı ve sonlu bir varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz bir kudret karşısında acizliğini kabul ederek yardım dilemesi" şeklinde tanımlanmaktadır.

Allah inancı olan her insanın çeşitli şekillerde dua ettiği bir gerçektir. Ancak insanların oldukça büyük bir kısmı duayı, sadece darlık ve sıkıntı anında elden gelen tüm ihtimaller denendikten sonra Allah'ı hatırlamak şeklinde anlamaktadırlar. Bu insanlar üzerlerindeki sıkıntı geçince bir sonraki darlık ve sıkıntı anına kadar Allah'ı unutur ve ondan bir şey talep etmeyi akıllarının ucundan dahi geçirmezler.

İnsanların başka bir bölümünde de son derece hatalı bir dua anlayışı hüküm sürmektedir. Bu insanlar için dua, küçük yaşlardan itibaren ailenin yaşlı bir ferdi tarafından öğretilen anlaşılmaz bazı sözlerdir. İnsanların bu tür dualarında Allah'ın varlığı, birliği, büyüklüğü, kudreti, insanları sürekli olarak görüp-işittiği, dualara icabet edeceği fazla düşünülmez. Önceden ezberlenmiş olan dua kalıpları tekrarlanır, durur. Oysa kitabımızın da konusu olan, Allah'ın Kuran aracılığıyla insanlara duyurduğu dua çok farklıdır.

Kuran'a göre dua etmek, Allah'a ulaşabilmenin en kolay yoludur. Şimdi Allah'ın sıfatlarını bir düşünelim. O, insana şah damarından daha yakın olan, herşeyi bilen, işitendir... İnsanın içinden geçirdiği tek bir düşünce bile Allah'tan gizli kalmaz. O halde samimi olarak Allah'tan bir istekte bulunmak için insanın sadece düşünmesi bile yetmektedir. İşte Allah'a ulaşmak bu denli kolaydır.

İnsan kulluk bilincinde olduğu sürece Allah Katında bir değer kazanabilir. Bu yüzden insanın Allah'a yönelmesi, hataları konusunda Allah'a itirafta bulunması ve sadece Allah'tan yardım dilemesi gerekmektedir. Bunun dışında bir davranış tarzı Allah'a karşı büyüklenmektir ki, Kuran'da bunun cezasının sonsuz cehennem olduğu bildirilir.

Günümüz toplumlarında dikkat çeken bir gerçek, diğer birçok ibadet gibi duanın da terk edilmiş bir gelenek olarak düşünüldüğüdür. Aslında bu düşüncenin gelişmesinin perde arkasında "Allah'tan bağımsız, kendi kendisine işleyen bir dünya" olabileceği telkini yatmaktadır. İnsanların büyük bir kısmı ister istemez yaşantılarının başlangıcından sonuna kadar tüm olayların kendilerinin ve çevrelerindeki insanların kontrolünde cereyan eden olaylar olduğunu düşünürler. Bu yüzden de ölümle burun buruna gelmeden ya da çok büyük bir felaketle karşılaşmadan Allah'a dua etme ihtiyacı duymazlar. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgıda öyle bir noktaya gelenler olur ki, bunlar duayı adeta geçmiş zamanlardan günümüze kadar ulaşmış bir sihir tekniği olarak algılarlar. Halbuki dua, yaşamın geneline yayılacak başlıbaşına bir ibadettir.

İnsanların tamamı duaya muhtaçtır. Fakir ve zor şartlar altında yaşayan birinin zengin bir insana göre duaya daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünmek, dua konusunu temelinden yanlış anlamak demektir. Maddi durumu iyi olan, hayatta tüm istediklerine kavuştuğunu düşünen bir insanın duaya ihtiyacı olmadığını düşünmek son derece hatalıdır. Çünkü bu durumda dua etmenin tek sebebinin dünyevi arzuların tatmini olduğu anlamı çıkmaktadır. Oysa müminler hem dünya hayatları için, hem de ahiretleri için dua ederler. Dua beraberinde tevekkülü de getirir. Dua eden insan, karşısına çıkabilecek zor ya da kolay her türlü durumu, tüm olayları, kainatın Yaratıcısı ve Hakimi olan Allah'ın takdirine bırakmış demektir. Bir problemi çözmenin ya da önlemenin bütün yollarının evrendeki tüm kudretin sahibi olan Allah'a dayandığını bilmek, tüm işleri ona havale etmek ve sadece ona dua etmek, mümin için bir ferahlık ve güven kaynağıdır.




Sıkıntıdan kurtulmak için dua, sıkıntıdan kurtulmanın yolları, kurtulmak okunacak için dualar

Sıkıntıdan kurtulmak için ne yapmalı

Sual: Sıkıntıdan kurtulmak için ne yapmalı?
CEVAP
Sıkıntıdan kurtulmak için sebeplere yapışmak gerekir. (Çalışmadan dua eden, silahsız savaşa giden gibidir) hadis-i şerifi de sebeplere yapışmayı emretmektedir. Kur’an-ı kerimde mealen, (Her zorluğun bir kolaylığı vardır) buyuruluyor. Sıkıntıdan kurtulmanın da çaresi vardır. Hiç boş vakit geçirmemeli, kendine faydalı bir meşgale bulmalıdır. (Sabır kurtuluşun anahtarıdır) sözüne uymalı, çalışıp sabrederek bir çıkış yolu aramalıdır.

Psikolog doktorlar, sıkıntının başlıca çaresinin meşgale olduğunu söylüyorlar. Kendinize severek yapacağınız işler bulursanız, rahatlarsınız. Ayrıca manevi yönden, bazı dualar okumanız da faydalıdır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her gün sabah akşam yedi kere, “Hasbiyallahü la ilahe illahü aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabb-ül arşil azim” okuyan, dünya ve ahiret sıkıntısından kurtulur.) [İbni Sünni]

(La havle ve la kuvvete illa billah okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.) [Hakim]

(Bir sıkıntıya düşünce, “Bismillâhirahmanirrahim velâ havle velâ kuvvete illa billâhil aliyyil azim” diyeni Allahü teâlâ, sıkıntı ve belalardan muhafaza eder.) [Deylemi, İbni Sünni]

(Rızka kavuşan çok Elhamdülillah desin. Rızkı azalan çok istiğfar etsin. Üzülüp sıkılan, la havle vela kuvvete illa billah desin.) [Beyheki, Hatib]

(Sıkıntıya düşen veya borçlanan, bin kere “La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.) [Şir’a]

(Sıkıntılı iken “Hasbünallah ve ni’mel-vekil” deyiniz!) [İ. Merdeveyhi]

(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]

(La ilahe illallah kable külli şey’in, La ilahe illallah ba’de külli şey’in, La ilahe illallah yebka Rabbünâ ve yefni küllü şey’in diyen sıkıntıdan kurtulur.) [Taberani]

(Cuma namazından sonra, İhlâs, Felak ve Nas’ı yedişer defa okuyan, bir hafta, kaza, bela ve sıkıntılardan kurtulur.) [İ.Sünni]

(“La ilahe illa ente, sübhaneke inni küntü minezzalimin” diyen, uğradığı beladan kurtulur.) [İ. Sünni]

(Sıkıntı için şu duayı okuyun: La ilahe illallahülazim-ül-halim la ilahe illallahü Rabbül-Arş-ilazim la ilahe illallahü Rabbüs-semavati ve Rabbül-Erdi Rabbül Arşil-kerim.) [Müslim]

(Sıkıntıya düşen 7 defa Allah, Allahü Rabbi, lâ üşrikü bihi şey’a desin!) [Nesai]

(Sıkıntı için, “Allah, Allah Rabbünâ lâ şerikeleh” deyin!) [Beyheki]

Sıkıntıdan kurtulmak için, Allahü teâlâya kalbinden yalvararak, 14 secde âyetini [ezberden, ayakta] okuyup, her birinden sonra, hemen secde etmelidir. (Nur-ül-izah)

(Bismillâhirrahmânirrahim ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil’ aliyyil’azim) okumak, sinir hastalığına ve bütün sıkıntılara iyi gelir.

İmam-ı Cafer hazretlerinin sıkıntıya düşünce, okuyup, sıkıntıdan kurtulduğu dua şöyledir:
(Yâ uddeti ınde şiddeti, ve yâ gavsi ınde kürbeti! Ührüsni bi-aynikelleti lâ tenâmü vekfini birüknike ellezi lâ yürâmü)
Anlamı şöyledir:
Güçlükte desteğim, sıkıntıda imdâdıma yetişen, her an görüp gözeten Rabbim, beni muhafaza et, sonsuz kudretinle, bana yardım eyle!

Hasan-ı Basri hazretlerine, kıtlıktan, fakirlikten, çocuğunun olmadığından şikayette bulunuldu. Hepsine de istiğfar etmesini söyledi. Sebebi sorulunca, şu mealdeki âyet-i kerimeleri okudu:
(Çok affedici olan Rabbinize istiğfar edin ki, gökten bol yağmur indirsin; size, mal ve oğullar ile yardım etsin, sizin için bahçeler, ırmaklar versin.) [Nuh 10-12]

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(İstiğfara devam edeni, Allahü teâlâ, her sıkıntıdan, üzüntüden, dertten, geçim darlığından kurtarır, ferahlığa çıkarır ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai, Ebu Davud, İbni Mace]

Cepte altın taşımak da sıkıntı için faydalıdır. Sadaka vermek ve 70 kere (Estağfirullah min külli mâ kerihallah) demek, sıkıntıları giderir. Bu istiğfarın anlamı, “Ya Rabbi, razı olmadığın şeylerden ne yapmışsam hepsini affet, yapmadıklarımı da yapmaktan koru” demektir.

Sıkıntı için şunlara da riayet edilmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Sıkıntıları sadaka ile önleyin.) [Deylemi]

(Tarak kullanmak, sıkıntıyı giderir.) [Deylemi]

(Güzel koku ve temiz elbise sıkıntıyı azaltır.) [Bostan]

(Abdestten artan suyu içmek sıkıntıyı giderir.) [Deylemi]

(Akik yüzük sıkıntıyı giderir.) [Ukayli]

(Başkasının sıkıntısını giderenin sıkıntısı gider.) [İ. Ahmed]

(Sıkıntıda duam kabul olsun diyen, genişlikte çok dua etsin.) [Tirmizi]

(En üstün ibadet sıkıntıya sabretmektir.) [Tirmizi]

Kur’an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:
(Sabır ve namazla Allah’a sığınıp yardım isteyin.) [Bekara 45]

(Ey iman edenler, sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah elbette sabredenlerle beraberdir.) [Bekara 153]

([Doğru kılınan] Namaz, münker ve fahşadan [edepsizlikten, akla ve dine uymayan, esrar, içki, zina, livata gibi her türlü kötülükten, günahtan] alıkoyar.) [Ankebut 45]

Her sıkıntının ilacı beş vakit namazı doğru kılmaktır. Namaz doğru kılınırsa bütün sıkıntıları yok eder.

Sıkıntı için
Sual: Dört bin kere Allah ism-i şerifini söyleyip, kendi üstüne üfleyenin, sıkıntısından kurtulacağı doğru mudur?
CEVAP
Evet.

Sual: Canım sıkılıyor demek caiz midir?
CEVAP
Caizdir. Canı sıkılanın kelime-i temcid söylemesi iyi olur. Bir hadis-i şerif meali:
(“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdan kurtulmaktır.) [Ebu Nuaym]
About The Author Evrenin Gizemleri Yaratılanların en mükemmeli insandır. Bilinmeyen gerçekler, gizemli yerler, gizli örgütler, illuminati, ufo, 52. bölge, piramitler, CIA deneyleri ve çok daha fazlası için EvreninGizemleri sitesini inceleyin.... Facebook and Twitter

0 yorum

Yorum Gönder

REKLAM ALANI
forivia -->