Deja Vu


“Tao bir’i yaptı, bir ikiyi yaptı. İki üçü yaptı. Üç her şeyi yaptı.” Lao-Tzu

''Deja Vu'', yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu olarak tanımlanır. Başka bir deyişle anı önceden yaşamışlık halidir. “Fransızca; ''déjà'' (daha önceden) ve “voir” (görmek) birleşiminden türemiştir. Psikolojide ise şöyle geçer; beynin, yorgunluk veya başka sebeplerden dolayı bir görüntü, ses, gibi herhangi bir girdiyi, giriş anı sırasında algılayamamasından kaynaklanabilir.” “Beyin bu girdiyi algıladığında kişi bu olayı daha önce yaşadığı hissine kapılabilir. Ayrıca, beynin sağ lobu ile sol lobunun milisaniyeden daha küçük bir zaman farkı ile çalışmasından da kaynaklanabilir. Bir taraf diğer taraftan önce algıladığı için, geç algılayan taraf bu olayın daha önce yaşanmış olduğu yanılsamasına kapılır. Bu durum sinir aksonlarındaki küçük bir sapmadan kaynaklanır.”[1] Yaşanmış bir anın tekrar yaşıyormuş hissi olan “Deja Vu”, Matrix filminde de “Matrix’te beklenmedik değişimler olduğu zaman görülür.” şeklinde kullanılmıştır. Bazı düşünenlere göre de evrensel sistemindeki anlık hatalardır. Bir görüşe göre, beyinde mekân ve zaman ilişkisinin bozulması sonucu oluşan bir arızadır. O anı çok önceden yaşamışsınız gibi hissetmektir ancak başka bir düşünceye göre de, sadece göz ile beyin arasındaki küçük bir iletişimsizlikten ibarettir. “Göz gördüğü nesneyi beyine ilettikten sonra gördüğünü bir kez daha iletir.”
“Beş duyu organından beyne giden sinyaller çok nadiren algılanamayabilmektedir, bu algılanmayan bilgi beyinde kaydedilmiştir ve ne zaman yaşanıldığı konusunda bir bilgi yoktur. Beyin bu sinyalleri tekrar aldığında ise kişi bu olayı ikinci defa yaşadığı hissine kapılabilir.” denir. “Bilim insanlarına göre; daha önce benzeri hiç algılanmamış bir girdinin, mesela ilk kez görülen bir mekân veya olayın, hafızada yarattığı bir gecikme sonrasında çok kısa bir süre için iki kez algılanması sonucu oluşan durumdur. Bir nevi kısa devredir.”[2] “Yorgunluk, stres, alkol veya bilmediğimiz başka nedenlerden dolayı, algılama işleminde bir gecikme olursa, beyin aynı sinyalleri tekrar gönderiyor, gözden gelen bilgiler iki kez işleniyor, anlık olarak ikinci algılanan bilgi, ilk bilgiden dolayı daha önceden yaşanmış gibi hissedilmesine neden olur.”
Birçok insan “Deja vu” yaşadığını söylemiştir. Bir yaklaşımda “Deja vu”nun beyindeki bir algı sorunundan kaynaklandığı düşünülür. Oysa kimileri bunu “reenkarnasyon” ile de bağdaştırmaktadır. Ayrıca, kimi görüşlere göre yaşanılan olayın daha önce bir benzerinin görülen ve hatırlanmayan bir rüyada yaşanmış olması da muhtemeldir. Milliyet gazetesinin bir haberinde şöyle geçmekte; “Britanya'da Leeds Üniversitesi'nden bir ekip, kronik “Deja vu” görülen 80 yaşındaki bir hastanın şikâyetleri üzerine bu konuda çalışma yaptı. Yaşlı adam arkadaşının cenazesine daha önce gittiğini, televizyondaki programları daha önce izlediğini, hatta sabah kalktığında hep aynı kuşun aynı melodiyle aynı ağaçta öttüğünü söylüyor. Araştırmacılar “Deja vu”nun, bellekteki bir çeşit kısa devreden kaynaklandığını düşünüyor. Kronik “Deja vu”nun, insan beyninde bir şeyler hatırlandığında harekete geçen kısımdaki bir devrenin fazla veya sürekli çalışması sonucu oluştuğu düşünülüyor. Beynin geçici bilgileri depolayan lobunda meydana gelen bu hata, var olmayan hatıralar üretilmesine neden oluyor. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı ve gizemlidir. Kimi “Deja vu” hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar, önceki hayatlarımızdan gelen anlık karelerdir. Araştırmacılar “Deja vu” ile ilgili açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.”[3]
Unutulmaması gereken, bilinmeyeni ve gizemleri araştıranlar; esas olarak akıl ve bilimi önder alır; sezgilerine de mutlaka önem verirler. İnsanoğlunun en çok ilgisini çeken anlaşılamayan, karmaşık kavramlarla yapılan açıklamalardır. Tarih, yapılan en uçuk tanımlar ve değerlendirmelerin çoğunun yüzyıllar içerisinde bilimin de yardımı ile açıklanabildiğini göstermiştir. Bilinmeyen, karmaşık olan, gizemli olan her zaman çekiciğini koruyacaktır. İnsanoğlu da, her daim bilinmeyeni araştırıp, ilerleyecektir. Burada yaklaşım metodu önemlidir. Karmaşık, içinden çıkılmaz, tanımlar, terimler kullanmak her zaman bilgi sahibi olmayan kitlelerin ilgisini çeker. İnsanoğlu en çok da anlayamadığına, kavrayamadığına derin bir şekilde bağlanır. Doğru, yanlış yargılarından sıyrılıp, bilinmeyeni ya da bilineni daha derinden araştıranlar, tüm dogmalardan kurtulmuş olmalıdırlar. İnsanoğlu yüzyıllar içerisinde sürekli ilerlemektedir. Açıklanamayacak gibi görünen birçok kavram bugün kitlelerce bilinmektedir. Gizem, bizi çekecektir, önemli olan onu araştırırken izlenen yöntemdir. Ayakları yere basarak araştıranlar, bilinmeyenlerin içerisinde kaybolmazlar. Bu tip konular detaylı incelemeler, belki yıllar sürecek araştırmalar gerektirir. Peşin kesin kabul ya da peşinen kesin reddetmek veya önyargı ile yaklaşmak doğru değildir.
Akıl, bilim ve kontrollü sezgi ile hangi konuyu araştırıyorsak, pergelin bir ayağını bilinene koyarak, diğer ayağı ile bilinmeyeni araştırmalıyız. Aksi bir sistemle kaybolmak muhtemeldir. Bir bilinmeyenden diğerine sadece hislere dayalı yönlenme sonucu araştıran kişi giderek uçlara kayacak; orta yolun dinamik dengeli kadim sisteminden koparak; kendini kaybedecektir. Benzer sonuç sezgiye hiç önem vermeyen için de geçerlidir. Örnek vermek gerekirse Milattan önce 10.000’lerde olanlardan sanki ordaymışçasına bahsetmek, “Deja vu” gibi farklı açılımları olabilecek bir olayı “Bu budur!” şeklinde açıklamak, günümüzde çokça rastladığımız bir düşünceye körü körüne inanıp dogmalar yaratmak, hep aynı hatalı taassup yoluna çıkar. Akıl ve bilim anahtarı ile incelemek, araştırmak ve sezgilerimize de kulak vererek bilinmeyeni incelemek gereklidir.
Ömer Hayyam şöyle bitirir:“Bir sır daha var çözdüklerimizden başka;
Bir ışık daha var bu ışıklardan başka,
Hiç bir yaptığınla yetinme; geç öteye;
Bir şey daha var bütün yaptıklarından başka...”



-----Dejavu'nun Sırrı------




Sizde sık sık benn bu anı daha önce yaşamıştım hissine kapılıyor musunuz? Uzmanlara göre ( öyle bildirilmiştir ), insanların yüzde 50'sinden fazlası, hayatları boyunca en az bir kez Deja-vu anını yaşamış. Peki Deja-vu nedir? Bir halüsinasyon mu? Yoksa bir hastalık mıdır? Uzmanlar Dejavu'nun peşine düştü; bu bilinmeyenin sırrını çözmeye çalışıyorlar! İşte Deja- vu ile ilgili yapılan çalışmalarda gelinen son nokta;



Diyelim ki daha önce hiç gitmediğiniz, küçük kenntin kalabalık ana caddesinde arabanızla ilerliyorsunuz. Aniden sol tarafınızda beliriveren yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmek için kırmızı ışığın yanmasını beklediğini gördünüz. İçinizi bukenn te daha önce geldiğiniz hissi kaplıyor. Bir arabadaydınız, aynı kavşakta bulunuyordunuz ve aynı yaşlı kadın kaldırımdan iniyordu. Ancak kadın arabanızın ön tamponuna kadar geldiği anda, hatırladıklarınızla o onda yaşadıklarınızın uyuşmadığını fark ediyorsunuz. Tanıdıklık, önceden yaşanmışlık hissi bir anda yok oluyor...

Çeşitli araştırmaların ortaya koyduğuna göre ( öyle bildirilmiştir ), insanların yüzde 50 'sinden fazlası, hayatları boyunca en az bir kez böyle bir deja-vu anını yaşamış. İçinizde uyanan belli belirsiz bir his o anı her ayrıntısyla yaşadığınızı söylüyor ama kimse tam olarak hangisinin daha önce olduğunu bilmiyor. Önceden yaşanmışlık hissi genelde bir kaç saniye sürüyor. Yaşlılara oranla gençler ve genç yetişkinler daha sık bu rüyamsı hayata düşselerde, her yaştan insan deja-vu yaşıyor. Deja-vu özellikle stress nedeniyleçook bitkin ya da aşırı uyarılma hallerinde görülüyor. Buna karşıklık, çook az insanda da rastlansa, bunun tersi de yaşanabiliyor. 'Jamais-vu '( jemavü okunuyor.) Bu durumdaki kişiler tanıdıkları, bildiklerindeki bir yere gittiklerinde ya da tanıdık birisi ile karşılaştıklarında o yeri ya da o kişiyi hiç görmediklerini söylüyorlar. Deja- vu Fransızca'da 'daha önce görüldü' anlamını taşıyor. İlk kez 1876'de Fransız Fizikçi Emile Boiraç tarafından kullanılmış. 20.yy boyunca psikiyatırlar, DEJA-vu yu Freud'çu açıklamalarla bastırılmışDuygu (Hissiyat) ların geri çağrılmaya çalışılması olarak anlamlandırdılar. Bu 'Paramnezi' teorisine (ÇARPIK ANIMSAMA) o an yaşanan olayla, bir bunalımla ilintilidir. Ve biliçaltına atıldığındanArtık (gayrı) belleğimizde ulaşılmaz durumdadır. Bu nedenle, bennzer olay bir hatırlama yaratmasa da anlaşılması zor bir tanıdıklık hissiyle egoya esas olayı hatırlatır..Dejavu yaşayan birçook insan, bunun mistik bir güç ya da geçmiş yaşamlar, reenkarnasayon sonucu ortaya çıktığı kanısını taşıyor. Böyle düşşünmelerinin nedenine gelince insanlar; olayın hemen önce ve hemen sonrasında zihin ve algılamalarının açık olduğunu, buna göre ( öyle bildirilmiştir ) de durumun tek açıklamasının paranormal - telepatik- mistik bir güç olabileceğini söylüyorlar. Bu çıkarımla tatmin olmayan bilim insanları, uzun zamandır DEJA-VU'nun ardında yatan fiziksel nedenleri araştırıyorlar. Ancak sis perdesi henüz aralanmış biledeğill.

Çünkü Deja-vu'nun gerçekleşmeden önce herhangi bir belirtisi yok. Bu durumda da araştırmacılar deneklerin hatıralarına ya da belleklerine dayanmak zorundalar. Ne var ki durum o kadarda ümitsizdeğill. Çünkü bilim insanlarının elinde De-javu'nun tanımını ve çıkış nedenlerini belirleyebilecek yeteri kadar veri bulunuyor.

Halüsinasyon değill?

İlk önce dejavu'yu diğer alışılagelmişin dışındaki algısal deneyimlerden ayırt etmek gerekiyor. Örneğin bu durum bir halüsünisyondeğill ...Halüsinasyon ruhsal hastalıkların ya da LSD gibi uyuşturucu maddelerin etkisiyle beyin içi dengesizliklerin tetiklediği, ileri düzeyde görsel , işitsel ya da diğer duyuların aşırı hassasiyeti ile ortaya çıkıyor.


'Şakak lobu epilepsisi' hastalarında da deja vu bennzeri belirtiler görülüyor. Örneğin genç bir erkek Japon hasta sürekli olarak hayatının ve evliliğinin bir çook yılını yeniden yaşadığından yakınıyordu. Bu kısır döngüden kurtulmak içinde umutsuzca intihar girişiminde bulunuyordu. Ancak genç Japon'un durumunu DEJAVU'den belirgin vir şekilde ayıran bir yön var. Şaşak lobu epilepsisi hastaları da yaşadıklarının tıpatıp geçmişteki ile aynı olduğuna inanıyorlar .Oysa ki Dejavu yaşayan biri daha o sırada hemen bunun bir yanılsama ve mantıksızlık olduğunu fark ediyor. Almanya'damartt in Luther Üniversitesi'nde okuyan 220'den fazla öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmada Dejavu'yu yaşadığını söyleyen deneklerden yüzde 80'i bunun geçmişte yaşadıkları bir olayabennzediğini söyledi.


Bu çalışmanın ışığında bilişsel psikologlar belirtisiz, bildirimsiz , anılardan sorunlu olan bir başka bilinç dışı sürece yöneldiler. Onlaragöre ( öyle bildirilmiştir ) bunlar uzun zamandır unutulan bilinçli olarak geri çağrılamayan ama henüz sinir ağından silinemeyen yaşanmışlıklardır.

1989 yılında bugün Washington Üniversitesi'nde göre ( öyle bildirilmiştir )vli psikolog Larry Jakobi önderliğinde bir deney yapıldı. Deneklerin toplandığı sınıfın duvarına onların bilinçli olarak algılayamayacakları kadar kısa bir süre tek birkelime(kelam) yansıtıldı. Doğru dürüst algılanamayan bu görüntü beynin görsel merkezlerinde bir yerlerde kaydediliyor. Psikolog Jakobi daha sonrakelime(kelam)yi uzun süre duvara yansıttığında denekler bunu daha önce gördüklerini iddia ettiler.

Bilinçaltında algılanan uyarıcının bilinç dışı işlenişi daha sonra bennzer uyarıcının çook daha yüksek bir hızda işlenmiş gibi algılanmasına yol açıyor. İşlemeye hazırlama olarak tanımlanan bu olgu bilim insanlarınca o tarihten beri ciddi biçimde inceleniyor. İşlemeye hazırlama ve diğer dikkat nitelikleri Deja vu içeren durumlarla oldukça uyuşuyor.

1900'li yıllarında başında Hollan'da psikolojinin kurucusu Gerhard Heyman 42 öğreciyi 6 ay boyunca izledi. Bu öğrencilerden Dejavu yaşadıktan hemen sonra kısa bir anket doldurmaları istendi. Heyman 'ın belirlediğinegöre ( öyle bildirilmiştir ) ruh durumu değişkenn olan ya da apati (kayıtsızlık) dönemi yaşayanarla düzensiz çalışma alışkanlıkları olan öğrenciler daha sık deja vu yaşıyordu. Diğer araştırmacılaragöre ( öyle bildirilmiştir ) ise bu öğrenciler çook yorgun ve aşırı stresli oldukları dönemlerde Dejavu yaşamaya daha yatkınlardı .

Bilim insanları Dejavu'nun nörolojik kökennini çözebilseler onu tetikleyenenin ne olduğunu da ortaya çıkarabilirler. Ama bugün için sinirsel bağlantıların yalnızca bir bÖlüm (sonsuz başlangıç)üne ulaşılmış bulunuluyor. Bu arada uzun süre gecikmeli sinirsel aktarımın sorumlusunun DEJAVU olduğu varsayılıyor. Algılama sürecinde bilgi parçacıkları farklı sinirsel yolları izleyerek beynin işlem merkezlerine ulaşıyor. Ve beyin bunları biraraya getirerek anlamlı bir bütün oluşturmaya çalışıyor. İşte bu süreçte aktarımın herhangi bir aşamasındaki gecikmenin karışıklığa ve dejavu oluşumuna yol açacağıdüşşünülüyor.

1963 yılında Efron araştırmalarının sonunda beynin sol yarımküresindeki şaşak lobunun gelen verileri bire bir düzenlemekten sorumlu olduğunu ortaya koydu. Anı zamanda bu yerin görsel yollardan saliseler içinde iki kere mesaj aldığını (birini doğrudan diğerini normal dolaylı yollar aracılığıyla sağ yarımkürden aldığı sanılıyordu) buldu. Eğer herhangi bir neden ötürü dolaylı aktarımda bir gecikme olursa sol şaşak lobu ikinci mesajda bir zamanlama hatası kaydediyor. Ve görsel sahneyi sanki daha önce yaşanmış gibi yorumluyor.


Hatıraları olmayan bellek

Yapay olarak sağlanan bu dejavuların gerçekte yaşanan ile bennzerliği tartışıla dursun yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar önemli bilgiler sağlıyor. Nörologlar orta şakak lobunun bildirimsel ve bilinçli belleğimizde doğrudan rol oynadığını kanıtlamış durumda . Algısal olayların sanki gerçek olaylarmış gibi kaydedilmesini sonrasında da sanki gerçekten yaşanmışlar gibi gözlerimizin önünden bir film şeridi gibi geçmesini sağlayan hipokankus beynin orta şakak lobunda yer alıyor. Ayrıca orta şakak lobunda parahipokampalgirus, rinalkorteks ve Amigdal'da bellek konusunda önemli bir role sahip. 1997 yılında Stanfoord Üniversitesi'nden meslaktaşlarının yürüttüğü bir çalışma hipokankus'un bilinçli hatırlamayı sağladığını parahipokampalgirus'un ise bellekten herhangi bir olayı geri çağırmaksızın tanıdik uyarıcı ile yabancı uyarıcıyı birbirinden ayırdığını gösteriyor.


Beynin bir çook bölgesi dejavu İmalatı (üretmi)nde etkili olabilir. Bireye kenndinden ve çevresinden yabancılaştığını , zaman Duygu (Hissiyat)sunu kaybettiğini hissettiren bu Duygu (Hissiyat) tarafından tetiklenen dejavu çook karmaşık bir sürecin işlemekte olduğunu ortaya koyuyor. Nörologlar bu küçük yanılsamaların zihin işleyeişine ilişkin önemli bir içgörü sağladığınıdüşşünüyorlar. Dejavu'nun olgusu konusunda gelecekte yapılacak çalışmaların yalnızca belleğimizi nasıl yanılttığımızı değill aynı zamanda beynimizin hangi yolla tutarlı bir gerçeklik hissi yarattığını da yardımcı olmadığı bekleniyor....