RUYA-KABUS-KARABASAN

Geceleri sıkça kabus mu görmeye başladınız. Bağırdığınız halde sesiniz duyulmuyor mu ya da çığlık atarak mı uyanıyorsunuz? Uykuya dalar dalmaz gecenin ortasında ya da sabaha karşı görülen kabusların bir anlamı var...

Karabasan Nedir?

Uyku felcidir. İnsanlar rüya gördükleri REM uykusu sırasında, göz ve solunum kasları dışında tamamen fizyolojik bir felç durumundadırlar. Hiçbir kas çalışmaz.

Böyle olmasaydı, biz rüyalarımızı oynar hale gelirdik. Rüyamızda ne yapıyorsak, yatakta da onu yapmaya başlardık. Bazen rüyadan uyandığımızda beynimiz uyanık ve etrafın farkında olduğumuz halde, hareket edemez, ses çıkaramaz ve göğsümüzün üzerinde bir ağırlık varmış gibi hissederiz.

Bunu herkes hayatının bir döneminde en az bir kez yaşamıştır. Korku verici bir durumdur. Ama saniyeler içinde kendiliğinden düzelir. Karabasanın olma nedeni; uykudan uyanmamıza rağmen REM uykusundaki fizyolojik felç halinin, uyanır uyanmaz çözülmemesine bağlıdır.


Neden Karabasan ve Kâbus Görürüz ?

Uyku ve rüyada beynin çağrışımla ilgili işlevlerinin arttığı görülür. Neden sonuç ilişkisi rüyalarda bazen korunabildiği halde genellikle algısal değişimlerle bozulur. Bir kişi bir çok kişi olabilir; zaten rüyaların uyku sırasında görülen halüsinasyonlar (varsanılar) olduğu ama bu halüsinasyonların bilgi organizasyonu gereksiz bilgileri unutma uzun süreli hafızanın yerleşmesi günlük psikolojik sorunların halledilmesi açısından çok önemli olduğu iddia ediliyor.

REM (rapid eye movement) uykunun evrelerinden biri olup uykunun sonuna doğru süresi uzayan bir dönemdir. Hızlı göz hareketleriyle belirlenen bu dönem rüyalarında en yoğun dönemidir. REM uykusu engellendiğinde insanlarda halüsinasyonlar ve düşünce hataları ortaya çıkar.



Geç saatlerde görülen rüyalar hatırlanıyor;

Gecenin erken REM’inde daha kısa ve sıklıkla gerçekle bağdaşmayan özellikte rüyalar olur. Daha uzun hatıralarla ilişkili dramatik canlı rüyalar ise daha geç uyku periyodunda görülür. Sabaha karşı olan rüyalarda daha çok konuşma ve işitme fonksiyonları içerir. Bu rüyaların kontrolle bilinçli hale getirilebilecek rüyalar (lucid dreams) olduğu savunuluyor. Rüyaları

n bir zaman kavramı yok. Birkaç dakika içinde çok uzun sürdüğünü sandığımız garip şaşırtıcı korkutucu olaylar birbirini izler. Anlatırken birbirinden aslında çok kopuk olaylar hikayeleştirilerek birleştirilir.

Gaipten haber mi var?

Sabah uyanıldığında rüyadan dolayı çok mutlu olunduğu duygusu çok ifade edilmezken korkutan bunaltan rüyalar daha net hatırlanır. Hatta bu derece ürkütücü rüyalar daha çok yorumlanmaya çalışılır. Bir şeylerin işareti olabileceğine inanılır. Bu nedenle rüya tabirlerine başvurulur. Rüya tabirlerinde de bir felaket haberi ifadesi varsa yeni korkular ve beklentiler başlar. Bazen öyle bir kısır döngü olur ki böyle sıkıntılı bekleyişlerle içeriği değişerek başka kötü rüyalar görülür. Hatta hocalara danışılır birkaç muskayla bu sorun çözülmeye çalışılır. Sabah daha uyanır uyanmaz telefonda rüyasını birilerine yorumlatarak rahatlamaya çalışılır. Bu da o kişinin kaygısının ne derece yüksek olduğuna işaret eder. Belki de hastalık sayılabilcek düzeyde bir kaygısı vardır ya da depresyonu vardır ve bu rüyalar da onların bir parçasıdır. Süreğen fiziksel hastalıklar ağrılar halinde kişinin rahatsız uyuması ve rüyalarının iç açıcı olmaması olağandır. Bazen de rüyalar hastalığın habercisi olabiliyor. Şöyle ki, duygudurum bozukluğu olan bir hasta her manik dönem öncesinde rüyalarında sürekli koşan bir beyaz at tarif edebilir. Bu gaipten bir haber değildir aslında. Beyinde meydana gelen biyolojik değişimlerin göstergesidir. Depresyon şizofreni kaygı bozuklukları ve diğer psikiyatrik hastalıklarda sıklıkla kabus görülür ve – tedavisiyle bu durumun düzeldiğini görülür.

Kaygılar ve rüyaların tekrarlanması;

Her seferinde aynı rüyadan kan ter içinde uyanmak sizi canınızdan bezdirebilir. Bazen rüyanızda bağırsanız bile sesinizin çıkmadığını görürsünüz. Ölümden dönmüş gibi uyanırsınız ancak tekrar uyumanız mümkün olamayabilir.Bu durumun etkenleri travmatik üst üste yaşanan kayıplar olabilir. Kaygı çok yüksekse ve kişinin korkuları varsa zamanla panik atağa çevirebilir. Tekrarlayıcı rüya ya da kabuslar sıklıkla posttravmatik hastalarda olur. Erişkinlerin sıklıkla tekrarlayan rüyalarında tehlikeli bir durumla karşılaşma, tuzağa düşürülme, volkanik patlama gibi doğal afetler ile dişinin düşmesi ve kaybolması şeklinde rüya içerikleri vardır.

Çocukluk döneminde daha çok kabus görülüyor;

Kabus içeriği korkunç rüyalardır. Çocuk yaşlarda daha sık yaşansa da ileri yaşlarda da gözlenir. Kabus, hoş olmayan duygular yaşatan tekrar yaşamaktan endişe duyulan bir durum. Kabus esnasında elektroensefalografide beynin ön bölgesinde hızlı beta dalgaları belirlenmiş. Hoşa gitmeyen durumlar için bazen kabusum oldu diye ifade ederiz. Sıklıkla hayatın bunaltılı çatışmalı döneminde kabuslar rüyalarımıza konuk olurlar. Özellikle çocukluk döneminde yaşanan kabuslar yetişkin yaşlarda yaşam boyu bakıldığında kadınlarda %92 erkeklerde %85 oranında gözlenmiştir.

Çığlıkla sonuçlanan rüyalar;

Gece korkuları da gecenin ilk saatlerinde olur. Kişi uykudan çığlıkla kalkar. Ter içindedir. Kalp atışları hızlanmıştır. Aslında uyanamamıştır. Uyandırılmazsa uykusuna kaldığı yerden devam eder ve sabahta ne olduğunu hatırlamaz. Oysa kabuslar en ince ayrıntısına kadar genellikle hatırlanır.

Tekme atma gibi davranışların anlamı nedir?

REM uykusu davranışı bozukluğu vardır ki yine yatak arkadaşını korkutan bir durumdur. 60-70 yaşlarında görülen bu bozuklukta da kişi gevşemesi gereken kasların aktivitesini koruması sonucu rüyalarının etkisinde tekme atabilir, yumruk savurabilir, eşinin boğazına sarılabilir. Geceyarısı boğazınıza sarılan birisi elbette çok ürkütür. Ama bunları yaşayan ya da yaşatan uyanmadığı sürece olayları hatırlamaz. Kabus için REM uykusunu baskılayan trisiklik antidepresanlar gevşeme teknikleri ve psikoterapi önerilir. Diğer uyku ya da rüya bozukluklarının da değrelendirilmesi gerekir.

Sonuç olarak toparlarsak;

Karabasan sırasında çoğunlukla uykudan uyandığınızı sanırsınız. Ancak aslında uyku hali devam eder.Beyin uyandığını düşünür ama vücüt hala uyku halindedir. Bu arada bir çeşit halusunasyon görürsünüz. Herkes de ayrı bir senaryo söz konusudur.

Uyandığınız yada uyandığınızı sandığınız halde yataktan kalkamamanız, bir güç tarafından hareketlerinizin engellenmesi, kıpırdayamamanız yada konuşamamanız, bağırmaya çalıştığınız halde sesinizin tüm çabalamalarınıza rağmen çıkmaması, bu sure zarfında çeşitli sesler ve halusunasyonlar görmeniz karabasan’ın belirtileridir.

Karabasan sırasında:

•Sinirli ve huzursuz olabilirsiniz, uyanamayabilirsiniz ve rahatsız olabilirsiniz.
•Çığlık atabilirsiniz ya da çılgınca konuşabilirsiniz.
•Gözleriniz tamamen açık olmasına ve görebiliyor olmanıza rağmen tepki veremeyebilirsiniz.

Sabahleyin uyandığınızda ne olduğunu hatırlayamazsınız. Karabasanlar zararsızdır ve her biri derin uykuyla sona erer.

Karabasanlar, kabuslar kadar yaygın değildir, daha çok 4 ila 12 yaş arasındaki çocuklarda başlar ve genellikle geçer. Yetişkinlerdeki karabasan, 20li yaşlarda başlar. Genç erkekler, genç kızlara nazaran daha fazla karabasan görürler ancak karabasandan etkilenen yetişkin erkek ve kadınların sayısı eşittir.

Karabasanların sebebi bilinmemektedir fakat stres, gerginlik ve çatışmayla alakalıdır. Uyurgezerlerin ya da ailesinde karabasan gören insanlar bulunan kişilerin karabasan görme ihtimali daha fazladır.

Bilimsel açıdan bakıldığında karabasanın mantıksal açıklamaları gayet yerinde yapılmış fakat olayın birde dinsel açıdan irdelenmesi gereken bir yönünün olduğunu düşünüyoruz. Tabiiki bu yön karabasana bakış açımızı değiştirecek ve daha korkunç bir hal almasına sebep olacaktır. Başınızdan geçen ya da geçmiş olan bir karabasan vakası mutlaka sizi de bu yönde düşünmeye sevk etmiştir ya da edecektir…