5. Boyuta Taşınıyoruz
TAYFUN EREN BAĞCI 0 yorum


Dünya gezegeninde var olmak istiyorsak, gezegeni yuvamız kılabilmeliyiz. Gezegeni sömürmeden, parçalamadan, yok etmeden, dünyanın kölesi olmadan ve sahibi olmadan, gezegene “Yoldaş” olabilmeliyiz. Bu gezegende var olan her şeye yoldaş olmak; gezegenimizi yuvamız, insanları “kardeşimiz”, gezegendeki Bitki ve Hayvan Aleminin üyelerini de dostumuz kılmaktır.



Dostluğun, kardeşliğin ve barışın ve huzurun yaşandığı bir gerçeklik var.

Ve bu gerçekliğin adresi “biz” kavramında saklı.

“Biz” kavramının gerçekliğini insanoğlu henüz kavrayamadığı için sözcüklerde ne kadar eskitmeye de çalışsa, yeniçağın içinde devineceği zaman aralığı bizlik vadisinde mekan tutmuş ve mekanları yuvası kılmış durumda.

Bilinç denen zaman perdesi açılır ve katman katman tüm boyutlara serilir.
Bilincimizde “geçişini” yapmaya çalıştığımız boyut, her zaman konuşulan 3.Boyuttan 5.Boyuta geçişimiz, eskiden yeniye geçişimiz Bizlik Bilincine geçişimizle, kısaca “büyümemizle” ilgili.

Bilinç, aslında zamanın kendisidir. Çok boyutluluğunda ve tamamlanmış ve bütünlenmiş hali ile Kozmik Zekanın da 3.boyut realitesinde ifadesinden başka bir şey değildir.

“Gizli bir hazine idim, bilinmek istedim.” Bilinç denen zaman perdesi açılır ve katman katman tüm boyutlara serilir.

Şimdi içinde bulunduğumuz çok sınırlı olan 3.Boyut bilincinin zamanından, 5.boyut  bilinç genişliğine tekamül ediyoruz. Fiziksel bedenimizde ise çok büyük bir evrimsel sıçramayı gerçekleştirmek üzereyiz. 3.Boyut realitesi dualite alemi olduğundan sistemler ve ilgili içerikleri kaotik bir düzensizlikte devinerek, özgür irade yasasını gerçekle kılmaya alan açarlar. Ki varlıklar da ne olduklarının gerçeğine bireyselliklerinde inebilsin ve kendini gerçekleyebilsinler.

 Etrafımızda her şey eski gibi dursa da, aslında her şey yeni genişlemiş bir bilinç alanında olduğumuzdan  farklı bir konseptle farklı bir düzlemdedir.
Haliyle dulaite aleminin bilinmezlikler içinde olması ve varlığın bu bilinmezlikten doğan hali korku olarak deneyimlemesi ve ifadesi, varlıkta bir takım kalıpları da oluşturur. Korku karşısında verilen en büyük tepki kaçıp kurtulma tepkisi ve kalıbıdır.

Varlık dualite aleminde 5.Boyuta göre, 3 Boyutta kör sağır ve dilsiz gibi olduğundan, bilişe olanak veren zeka ile ilgili hiç bir melekesi de gelişmemiş olduğundan her zaman için bir tehlike karşısında kaçıp kurtulma otomasyonuna düşmektedir.



Dünyamızda, yeniçağa geçişimizden ve birlikte yeni bir gerçekliği olduruşumuzdan dolayı her şey çok belirsizdir. Etrafımızda her şey eski gibi dursa da, aslında her şey yeni genişlemiş bir bilinç alanında olduğumuzdan  farklı bir konseptle farklı bir düzlemdedir.

Her insan ruhu da bunu bilinçli olarak bilmese bile az çok algılayabildiğinden tepkisi de bu olan ne ise ondan kaçarak kurtulmaya çalışarak tepki vermeye çalışmaktadır.

Çünkü yeni olan bilinemez ve tanımlanamaz olarak algılanmaktadır içsel realitelerde. Fakat varlık tepkisini evrildiği ve geride bıraktığı realitenin kalıpları ile karşılık vermektedir.

Çaresi ise olanı anlamak ve yeniçağ realitesinin fiziksel davranış kalıplarını oluşturmak için gayretli olmaktır.
Çünkü 3.Boyuttan (eski ve dar bilinçten) çıkmak ve 5.Boyuta yeniye ve genişlemiş bilince geçmek, kaçıp kurtulmaya çalışmakla meşgul  olan nefsin küçük “beni” ile oldurulacak bir şey değildir. 5.Boyut alemi veya bilinci, BİZ denen bir boyutta veya Bizlik Vadisinde kurulmakta olan bir meskendir.

Küçük benin kavramları, yokluk, ikilik, açlık, sefalet, mücadele, rekabet, ayrılık ve daha başkaca kavramlar iken, Bizlik kavramları bolluk, bereket, kardeşlik, sulh, dostluk, işbirliği, paylaşım gibi Tek’lik kavramları ve idrakleri ile ilgilidir.

Bu nedenle 3.Boyut kavramları ile değil, bilincin genişlemesine olanak veren kavram ve idrakler üzre olmak ve o hallerde daimi bir Ol’uş halinde kalmak, sabretmek ve sebat etmek varlığın hayrına olacak ve bilincin genişlemesine hizmet edecektir.



3.Boyuttan kurtulmaya çalışmak varlığın kendisini yine kurtulmak istediği dar bilinç kalıplarında bırakacaktır.
Bu durum varlığın hayatında ayrılık çatışma mücadele ardı arkasına zorluklar olarak yansır. Halbuki sonsuz kabul içinde, işbirliği dayanışma, paylaşma ve destekleme amaçlı eylemde sevgi Ol’mak ve neşe odaklı Var Ol’ma hali, kişiyi 3.Boyut realitesinden  bizi kendi kendimizi yeniden doğurarak özgürleşme Yol’umuzda ustalaştıracak ve keşif alanlarımızı genişletecektir.

Zaman ve mekan boyutu oluşturur. Bu denklemde mekanın bir gerçekliği olmamakla birlikte, Varlık olarak -Zamanın- bir gerçekliği vardır. Ve mekan, her zamanın içinde saklı olandır. Boyutlar da yüksek realitelerin “mekan” kavramını oluşturur. Gerçeklikleri olmamakla birlikte sonsuz şimdinin denklemi içindedirler. Boyutlar varoluşun  büyük- kap-ları gibidir.

Bu nedenle dünyanın geçişinde veya insanlığın bilincinde yarattığı deneyim alanından yükselişinde, börtüsü- böceği dahil, göğü ile yeri arasında buluna her şey,  5.Boyuta zaman içinde intikal ederek orada ikamet edecektir. Zaman içinde -Şimdide- hep Birlikte 5. Boyuta yerleşeceğiz. Bir elbise gibi düşünürsek 3. Boyutun algısının, derinleşmiş birleşmiş ve genişlemiş Ol’An İnsan Varlığını tutamayacağını eninde sonunda çatlayacağını ve dağılacağını anlayabiliriz. Bu nedenle görülenin ardındaki gerçek, hiçbir şeyden kaçıp kurtulamayacağımızdır. Çünkü kaçıp kurtulacağımız bir şey bulunmamaktadır.



Her An dönüşmekte olan bir insanlık vardır.

Küçük benlerden ‘Biz’ olmaya ilerleyen bir insanlık.

Büyümüş genişlemiş ve derinleşmiş Varlığımızla daha büyük bir kıyafetin (5.Boyutun) içinde olacağız. Haliyle de alışmamız, yeni elbisemizi algılamamız, özelliklerini ve kolaylıklarını keşfetmemiz biraz güç olabilir ve zaman alacaktır. Neşe ve keşif tutkusu, küçük bir çocuğun meraklı gözleri ve yeniyi araştırma-keşfetme ruhu, keşfin muhteşemliğini ve tüm bu güzelliklerin hayranlığı bizleri Yaşama bağlayan yeni -neden- yollarımız olacaktır.

Geçiş; sonsuz şimdinin sonsuz An’ında gerçekleştiği için bir süreci kapsamaktadır. Süreç tıpkı bir kelebeğin kozasındaki belirsiz zaman gibi -dönüşümün- benzersiz kendine has zamanıdır.

Haliyle dönüşümümüz; geçişimizdir.

Gezegensel Bilinçliliğe geçişimizdir.

Geçiş; 5.Boyut Varlığına dönüşümdür. 5.Boyut kıyafetimizi giymektir.

Geçiş, kendi içinde tekamüldür.

Eski kendimiz; 3.Boyut alışkanlıklarımız; sürekli acıyı korkuyu ve ayrılığı yaratan deneyim kalıplarında devinme alışkanlıklarımızdır.

Yeni kendimiz ise belirsizdir. Belirliliği ise basitçe yeni Ol’masıdır.

Geçişin kendi dinamiğinde, her varlığın kendi yüreğinde yaşama ve yüreğindekini gerçek kılma cesaretinden  büyüyecek olan evrensel goblen, dokuma kumaş gibi ve diğer dönüşen varlıkların kalplerinden sevgiyle dokunan kumaşla birleşmesinden yeninin 5.Boyut kabı  oluşacak ve yeni kıyafet için görünmez eller, Sevgi Matrixini-Gobleni dokuyacaktır. Aynı şekilde insanların, sonsuz kabul, sonsuz şükran ve sonsuz şefkat içinden; birbirini desteklemesi, birbirinin kalbindeki iyinin güzelliğin kısaca “biricikliğinin” ortaya çıkmasına el vermesi gobleni birleştirmeye hizmet edecektir.



Bu nedenle insanlık olarak yeni ikamet edeceğimiz yerde 5.Boyutun en büyük özelliği Ol’An insanların birbiri ile dünya için ve yaşam için ve her bir insan için işbirliğini  paylaşımı desteklemeyi ifade etmemiz sevgiyle eylememiz hepimizin hayrınadır.

Bizlerin 5.Boyut kıyafetinin üzerinde Biz yazılıdır.

Bizler, 5.Boyuta taşınıyoruz.

Biz; kavramı bireyselleşmiş (Bir) varlığının “içinde-dışında” dengelenmiş, merkezlenmiş ve kendini hatırlamış varlıkların oluşturduğu -Bir- gerçekliktir.

Biz gittik. Birileri veya bir şeyler kalırsa 3.Boyutta, Bizlik kavramı ve gerçekliği de oluşmamış demektir.

5.Boyut; bir diğerinin içinde yaşam sevincini çoğalttıkça  ve diğerlerine hizmet ederek yaşamı destekledikçe görünür olacaktır. Bizler aynalara bakarak kendimizi görebilenleriz. Aynalarımızda yaşam sevinci neşe coşku ve anlamları var ettikçe var olabiliriz.

Bir kişi sevgiyse kendi ile insanlarla barışık ise  kalbi ferah zihni berrak ise ve ışıklı ise ferahlatıcı ise alacağı vereceği yoksa, geçişte olduğunun bilincinde, liyakatini kendine verebiliyorsa ve kendinden kendine dolabiliyorsa ve kendini de her An’da sonsuz kabul, sonsuz şükran ve sonsuz şefkat ile aşabiliyorsa sözlerin bittiği, keşfin başladığı yerdedir.

Bizlik vadisine yol almaktadır. Yol’dadır.

Bizlik vadisinde;

Kardeşlerimiz oradaysa biz de oradayızdır.

Kardeşlerimiz yoksa bizde orada yokuzdur.

Diğerleri yoksa, hiçbir şey yoktur.

Diğerleri varsa Biz ve Herşey oradadır.

Dünyaya neler olduğu,  Biz’e  neler olduğu ile ilgilidir…

Biz, İnsanlık Ailesi olarak ‘Biz’ oluyoruz ve canlanıyoruz.

Ortak tek bir Gezegensel Bilince doğru yol almaktayız…

Gezegensel Bilinci doğuran O’ndaki her bireyselleşmiş İnsan’dır. Nokta’dır

O Ol’AN, Sonsuzlukta….. nokta nokta….. Ne işlemekte ola ki …..?

Ezel Ebed  AYNA’sındaki  AŞK Ol’anı mı …..?

İnsanı mı?
YAZAR HAKKINDA Evrenin Gizemleri Yaratılanların en mükemmeli insandır. Bilinmeyen gerçekler, gizemli yerler, gizli örgütler, illuminati, ufo, 52. bölge, piramitler, CIA deneyleri ve çok daha fazlası için EvreninGizemleri sitesini inceleyin....

0 yorum

Yorum Gönder